TBK ▸ Madde 513
Madde 512 ←
MADDE 513

Ölüm, ehliyetin kaybedilmesi ve iflas

Madde 514 →

TBK 513. Madde

I. Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır.

II. Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi, vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür.

TBK 513. Madde Gerekçesi

Tasarının iki fıkradan oluşan 513 üncü maddesinde, ölüm, ehliyetin kaybedilmesi ve iflâs nedenleriyle sözleşmenin sona ermesi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 397 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Ölüm, ehliyetsizlik, iflâs” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Ölüm, ehliyetin kaybedilmesi ve iflâs” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 513. maddesi, vekâlet sözleşmesinin kişiye sıkı sıkıya bağlı niteliğinden hareketle tarafların hukuki varlığında ve ehliyetinde meydana gelen değişikliklerin sözleşmeye etkisini düzenlemektedir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 397. maddesinin karşılığı olan hüküm, vekâletin güven ilişkisine dayalı kişisel yapısını koruyarak sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi kuralını benimsemiş; ancak müvekkilin menfaatini gözeten istisnai bir devam yükümlülüğü öngörmüştür. Düzenleme, vekâletin şahsen ifa özelliğine paralel olarak tarafların hukuki kişiliklerindeki esaslı değişikliklerin güven ilişkisini sarsacağı varsayımından hareket eder.

Maddenin birinci fıkrası, sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası hâlinde sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğini hükme bağlamaktadır. Bu sonuç ihbar veya fesih iradesine gerek kalmaksızın kanundan doğmakta; tarafların iradesi yalnızca aksini kararlaştırma yönünde etkili olabilmektedir. Örneğin tacirin ölümünden sonra mirasçılar lehine geçerli olmak üzere düzenlenen vekâletnameler, ticari işletmeye ilişkin temsil yetkisinin sürdürülmesine ilişkin sözleşmeler veya noterde açıkça ölüme rağmen geçerli olacağı kararlaştırılan temsil yetkileri bu istisnanın tipik örnekleridir. İşin niteliği gereği devam edeceği anlaşılan vekâletler bakımından da aynı sonuç doğar; örneğin bir şirketin genel hukuki danışmanlığını yürüten avukatlık ortaklığı üyelerinden birinin vefatı, ortaklığın tüzel kişiliğini etkilemediğinden sözleşmeyi sona erdirmez. İkinci cümle ise tüzel kişilerin sona ermesini de aynı sebep içinde değerlendirerek şirketlerin infisahı, birleşme ve devralmalar ile derneğin kendiliğinden sona ermesi gibi hâllere uygulanma zemini hazırlamaktadır. Ehliyet kaybı kavramı sadece kısıtlılığı değil, fiil ehliyetini etkileyen her türlü durumu kapsar; geçici ehliyetsizlik hâllerinde ise sözleşmenin askıya alınıp alınmayacağı tartışmalıdır.

Maddenin ikinci fıkrası, sözleşmenin sona ermesinin vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürmesi ihtimaline karşı vekile veya mirasçısına ya da temsilcisine işin devamı yükümlülüğü getirmektedir. Bu yükümlülük, zaruret hâlinin gerektirdiği süreyle sınırlıdır; müvekkilin veya mirasçısının ya da temsilcisinin işleri kendi başına görebilecek duruma gelmesiyle sona erer. Yargıtay bu hükmü, vekilin ölümü hâlinde mirasçıların sözleşmesel bir ifa yükümlülüğünden ziyade zararı önleme ödevi olarak yorumlamakta; özellikle duruşma günü yaklaşan dosyalarda, zamanaşımı süresi kapıya dayanmış alacak takiplerinde ya da icra satış işlemlerinin son aşamasında vekilin vefatının müvekkile ağır zarar vereceği durumlarda zorunlu işlem görme ödevini kabul etmektedir. Bu ödevin kapsamı, dosyayı yürütmek değil, kayıp riskini önleyecek asgari işlemleri yapmak ve müvekkile yeni bir vekil bulma imkânı tanımakla sınırlıdır.

Uygulamada özellikle avukatlık dosyalarında vekilin vefatı hâlinde büroyu devam ettiren meslektaşın veya mirasçının acil işlemleri yapması, tacirin iflası hâlinde iflas idaresine verilen yetkinin özel vekâletleri sona erdirmesi ve şirket birleşmelerinde devralan tüzel kişi lehine vekâletin kendiliğinden geçmemesi gibi sonuçlar doğmaktadır. Vekâlet verenin ölümü ile açılmış davalarda mirasçıların ayrı vekâletname sunması, iflas hâlinde ise masanın onayının aranması uygulamada yerleşik teamüldür. Noter huzurunda düzenlenen ölüme rağmen geçerli olacak kaydı taşıyan vekâletnameler, özellikle yurt dışında ikamet eden mirasçılar için pratik bir kolaylık sağlamakta ve mirasın intikaline kadar geçen sürede dosya takibini güvenceye almaktadır.

Madde 512 ←
MADDE 513

Ölüm, ehliyetin kaybedilmesi ve iflas

Madde 514 →