TBK ▸ Madde 617
Madde 616 ←
MADDE 617

Önel Verilmeksizin Sözleşmenin Haklı Sebeple Feshi

Madde 618 →

TBK 617. Madde

I. Sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması sebebiyle sözleşmenin devamı çekilmez hâle gelir veya başkaca önemli sebepler sözleşmenin devamını imkânsız hâle getirir ya da aşırı ölçüde güçleştirirse, taraflardan her biri sözleşmeyi önel vermeksizin feshedebilir. Sözleşme bu sebeplerden birine dayanılarak feshedildiği takdirde kusurlu taraf, aldığı şeyi geri verir ve kusursuz tarafa, bu yüzden uğradığı zarara karşılık uygun bir tazminat ödemekle yükümlü olur.

II. Hâkim, sözleşmenin önel verilmeksizin feshini yerinde bulabileceği gibi, taraflardan birinin istemiyle veya kendiliğinden, aile topluluğu içinde yaşamalarına son vererek, bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilir.

TBK 617. Madde Gerekçesi

Tasarının iki fıkradan oluşan 617 nci maddesinde, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin önel verilmeksizin feshi düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 517 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Bir taraflı fesih” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Önel verilmeksizin fesih” şekline dönüştürülmüştür.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 617. maddesi, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin önel verilmeksizin, yani derhal sona erdirilmesini mümkün kılan haklı sebeplere ilişkin bir düzenleme getirmektedir. İki fıkradan oluşan hüküm, sürekli borç ilişkilerinde kabul edilen olağanüstü fesih ilkesinin bu özel sözleşme tipine yansımasıdır. Düzenleme, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 517. maddesini karşılamakta olup esaslı bir hüküm değişikliği içermemekte, yalnızca dilde sadeleştirme yapılmıştır.

Maddenin birinci fıkrası iki farklı fesih sebebini birlikte ele almaktadır. Birincisi, sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması sebebiyle sözleşmenin devamının çekilmez hâle gelmesidir. Bu sebep, kusurlu bir davranışı gerektirmektedir. Örneğin bakım borçlusunun bakım alacaklısını ihmal etmesi, kötü muamelede bulunması, temel ihtiyaçlarını karşılamaması ya da bakım alacaklısının borçluya karşı hakaret, saldırı ve benzeri katlanılmaz davranışlarda bulunması bu kapsamda değerlendirilir. İkinci sebep ise başkaca önemli sebeplerin sözleşmenin devamını imkânsız hâle getirmesi veya aşırı ölçüde güçleştirmesidir. Bu durum kusurdan bağımsızdır; ağır hastalık, taşınma zorunluluğu, bakım borçlusunun bakımı fiilen sağlayamaz hâle gelmesi gibi objektif olgular bu çerçevede değerlendirilir.

Sözleşmenin bu sebeplerden birine dayanılarak feshi hâlinde tasfiye ilişkisi kusur esasına göre şekillenir. Kusurlu taraf, aldığı şeyi geri verir ve kusursuz tarafa uğradığı zarara karşılık uygun bir tazminat ödemekle yükümlü olur. Bu düzenleme, fesih sonrasındaki sorumluluğun genel hükümlerden farklılaşmasına yol açmaktadır. Örneğin bakım borçlusu ihmal ve kötü muamele ile bakım alacaklısını mağdur etmişse, taşınmazı geri vermekle yükümlü olmanın yanında ayrıca uygun bir tazminat ödemek zorunda kalabilir. Aksi senaryoda, kusurlu davranışıyla sözleşmeyi çekilmez hâle getiren bakım alacaklısı da devrettiği malı geri alabilse dahi, bakım borçlusunun ifa ettiği edimlerin karşılığını ve tazminatı ödemekle yükümlü olur.

Maddenin ikinci fıkrası, hâkime sözleşme ilişkisini tasfiye etme yolunda geniş bir takdir yetkisi tanımaktadır. Hâkim, önel verilmeksizin feshi yerinde bulabileceği gibi, taraflardan birinin istemiyle veya kendiliğinden, aile topluluğu içinde yaşamalarına son vererek, bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilir. Bu çözüm, sözleşmenin tamamen tasfiyesi yerine edim biçiminin dönüştürülmesi sonucunu doğurur. Böylece bakım alacaklısı ile bakım borçlusu artık aynı aile ortamında yaşamayacak, ancak bakım borçlusunun yükümlülüğü periyodik gelir ödemesine dönüşecektir.

Bu düzenleme, özellikle tarafların bir arada yaşayamayacak kadar anlaşmazlığa düştükleri ancak sözleşmenin tamamen feshinin ölçüsüz sonuçlara yol açacağı hâllerde son derece işlevsel bir çözüm sunmaktadır. Yargıtay içtihatları, hâkimin bu takdir yetkisini kullanırken tarafların ekonomik durumlarını, devredilen malvarlığının değerini, ifa edilmiş bakımın niteliğini ve tarafların ileri yaşlarını dikkate alması gerektiğini vurgulamaktadır. Böylece sözleşmenin ruhuna uygun, hakkaniyete dayalı bir sonuca ulaşılması hedeflenmektedir.

Madde 616 ←
MADDE 617

Önel Verilmeksizin Sözleşmenin Haklı Sebeple Feshi

Madde 618 →