TBK ▸ Madde 622

TBK 622. Madde

Ortaklar, niteliği gereği ortaklığa ait olan bütün kazançları aralarında paylaşmakla yükümlüdürler.

TBK 622. Madde Gerekçesi

Tasarının tek fıkradan oluşan 622 nci maddesinde, âdi ortaklıkta, ortaklar arasında kazancın paylaşılması düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 522 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Kâr ve zarar / 1. Kârın taksimi” şeklindeki ibare, Tasarıda “II. Kazanç ve zarar / 1. Kazancın paylaşılması” şeklinde değiştirilmiştir.

Metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

Türk Borçlar Kanunu’nun 622. maddesi, adi ortaklıkta elde edilen kazançların ortaklar arasında paylaşılması yükümlülüğünü kısa ve emredici bir biçimde düzenlemektedir. Hüküm, "ortaklar, niteliği gereği ortaklığa ait olan bütün kazançları aralarında paylaşmakla yükümlüdürler" diyerek, adi ortaklığın temel amacının ortak menfaat sağlamak olduğunu ve bu menfaatin tek bir ortakta toplanamayacağını vurgulamaktadır. Madde, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 522. maddesinin karşılığı olup, kenar başlıktaki "kâr" ibaresi "kazanç" olarak değiştirilerek daha geniş bir kavramsal çerçeve çizilmiştir. Böylece salt ticari kâr değil; ortaklığın faaliyeti neticesinde elde edilen her türlü maddi menfaat, gelir, hasılat ve ekonomik değer kazanç kavramına dâhil olmaktadır.

Maddenin getirdiği en önemli ilke, "niteliği gereği ortaklığa ait olma" ölçütüdür. Bir kazancın ortaklık kazancı sayılabilmesi için, onun ortaklığın amacı, faaliyet konusu ve katılım paylarının kullanımı ile bağlantılı olması gerekir. Ortaklardan birinin kişisel faaliyeti sonucunda, ortaklık ilişkisinden bağımsız olarak elde ettiği kazanç, bu hükmün kapsamına girmez; ancak 626. maddedeki rekabet yasağına aykırı biçimde elde edilen kazançlar, paylaşıma dâhil edilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, özellikle ortaklık adına edinildiği hâlde tek bir ortağın uhdesine geçirilen taşınmaz, taşıt veya hasılatların diğer ortakların talebi üzerine paylaştırılması gerektiğine hükmetmekte; kazancın gizlenmesi hâlinde güven ilişkisinin ihlâli nedeniyle haklı sebeple fesih imkânını da tanımaktadır. 818 sayılı Kanun döneminde verilen içtihatlar, TBK 622 açısından da güncelliğini korumaktadır.

Kazancın paylaşılması yükümlülüğü, ortaklığın devamı süresince doğar ve tasfiye aşamasında da geçerliliğini sürdürür. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, kazançlar doğrudan ortakların elbirliği mülkiyetine tabi malvarlığında toplanır ve oradan ortaklara aktarılır. Paylaşımın zamanı bakımından 630. maddeyle bağlantı kurulmalıdır: yönetici ortak yılda en az bir defa hesap vermek ve kazanç paylarını ortaklara ödemekle yükümlüdür. Bu süreyi uzatan anlaşmalar kesin hükümsüzdür. 622. madde, 623. madde ile birlikte okunduğunda, paylaşımın oranlarının sözleşmede belirlenebileceği; belirlenmemişse katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşit olarak yapılacağı anlaşılır. Uygulamada kazancın paylaşılması davaları, çoğunlukla ortaklığın feshi ve tasfiye istemiyle birlikte açılmakta; Yargıtay, ortaklık bilançosunun ve hesap defterlerinin bilirkişi marifetiyle incelenmesini, ara dönem kazançlarının dahi talep edilebileceğini kabul etmektedir. Kazancın paylaşılmasından kaçınma, ortağa karşı hem alacak davası hem de güvene dayalı fesih davası açma hakkı doğurur. Kazanç paylaşımından vazgeçilmesine ilişkin sözleşme hükümleri, ortaklığın kurucu unsuruna aykırı olduğundan geçersizdir; çünkü ortak amacın bulunması, adi ortaklığın niteliği gereği kazancın paylaşımını zorunlu kılmaktadır.