TBK 68. Madde
I. Bir kişinin hayvanı, başkasının taşınmazı üzerinde bir zarar verdiği takdirde, taşınmazın zilyedi, o hayvanı yakalayabilir, zararı giderilinceye kadar alıkoyabilir; hatta durum ve koşullar haklı gösteriyorsa hayvanı diğer yollarla etkisiz hâle getirebilir.
II. Bu durumda, taşınmazın zilyedi derhâl hayvan sahibine bilgi vermek ve sahibini bilmiyorsa, onun bulunması için gerekli girişimleri yapmak zorundadır.
TBK 68. Madde Gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 57 nci maddesini karşılamaktadır.
Tasarının iki fıkradan oluşan 67 nci maddesinde, bir taşınmazın zilyedinin, bu taşınmaz üzerinde zarar veren, başkasına ait bir hayvanı alıkoyma hakkı düzenlenmektedir.
818 sayılı Borçlar Kanununun 57 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan “II. Hayvan üzerinde hapis hakkı” şeklindeki ibare, Tasarının 67 nci maddesinde “b. Alıkoyma hakkı” şeklinde değiştirilmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanununda tek fıkradan oluşan madde, ayrı konulara ilişkin oldukları göz önünde tutularak, Tasarıda iki fıkra hâlinde kaleme alınmıştır.
Maddenin birinci fıkrasında, Türk Medenî Kanununun 4 üncü maddesi uyarınca, uyuşmazlık hâlinde, hâkimin takdir yetkisine dayanarak değerlendirmesi gereken, somut olaydaki durum ve koşullar haklı gösteriyorsa, taşınmazın zilyedinin, söz konusu hayvanı öldürme hakkına da sahip olduğu kabul edilmektedir. Maddede kullanılan “taşınmazı üzerinde bir zarar” ibaresinden anlaşılması gereken, hayvanın o taşınmaz üzerinde bulunan bitkiler, diğer hayvanlar, ürünler, geçici veya sabit yapı eserleri ve hatta insanlara verdiği zararlardır.
Maddenin ikinci fıkrasına göre de, bu durumda taşınmazın zilyedinin hayvan sahibine hemen bilgi vermek ve sahibini bilmiyorsa, onun bulunması için (meselâ, kolluk güçlerine haber vermek gibi) gerekli girişimleri yapmak zorunda olduğu belirtilmektedir.
Sistematik yapısı ile metninde yapılan arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TBK md. 68, taşınmaz zilyetine hayvanın verdiği zarara karşı özel bir self-help (kendi gücüyle koruma) hakkı tanıyan pragmatik bir hükümdür. İki fıkradan oluşan madde, klasik Roma hukukundaki actio de pauperie kurumunun bir yansımasıdır ve mülkiyet hakkını koruyucu bir mekanizma sunar. Düzenleme, kırsal alanlardaki ve komşuluk ilişkilerindeki uyuşmazlıklar için özel bir çözüm getirir.
Birinci fıkraya göre bir kişinin hayvanı, başkasının taşınmazı üzerinde bir zarar verdiği takdirde, taşınmazın zilyedi, o hayvanı yakalayabilir, zararı giderilinceye kadar alıkoyabilir; hatta durum ve koşullar haklı gösteriyorsa hayvanı diğer yollarla etkisiz hâle getirebilir. Bu kural taşınmaz zilyetine üç farklı yetki tanır.
Birinci yetki hayvanı yakalama hakkıdır. Zilyet, taşınmazına giren ve zarar veren hayvanı fiilen yakalayabilir; bu hak kanundan doğan bir güçtür ve hayvan sahibinin izni aranmaz. Yakalama, hayvanın fiziksel kontrolüne alınmasıdır.
İkinci yetki alıkoyma hakkıdır. Yakalanan hayvan, zarar giderilene kadar zilyet tarafından alıkonulabilir. Bu bir nevi rehin hakkıdır; hayvanın serbest bırakılması, zararın karşılanmasına bağlıdır. Alıkoyma mümkün olduğu sürece zilyet hayvana iyi bakmakla yükümlüdür; haksız muameleden kaçınmalıdır.
Üçüncü yetki hayvanı diğer yollarla etkisiz hâle getirme hakkıdır. Bu en ağır yetki olup ancak "durum ve koşullar haklı gösteriyorsa" kullanılabilir. Tehlikeli bir hayvanın kontrol edilememesi, alıkoymanın mümkün olmaması, tekrar eden saldırılar, can güvenliği tehlikesi gibi durumlar bu yetkiyi haklı kılabilir. "Etkisiz hâle getirme" hayvanın öldürülmesini de kapsayabilir, ancak orantılılık ilkesine uyulmalıdır.
Yetkinin kullanımı belirli kriterlere bağlıdır. Zarar gerçekleşmiş veya gerçekleşmekte olmalıdır; gelecekte olabilecek soyut zarar yeterli değildir. Hayvan aslında taşınmaz üzerindedir. Zilyet veya başka yetkili kişiler tarafından kullanılabilir.
İkinci fıkra zilyete bir bildirim yükümlülüğü yükler: bu durumda, taşınmazın zilyedi derhâl hayvan sahibine bilgi vermek ve sahibini bilmiyorsa, onun bulunması için gerekli girişimleri yapmak zorundadır.
Derhal bildirim yükümlülüğü zilyetin hakkının koşulsuz olmadığını gösterir. Hayvanı alıkoyan zilyet, durumu sahibine bildirmelidir. Bu yükümlülük "derhal" (hızla, gecikmesiz) yerine getirilmelidir. Sahibin bilinmemesi durumunda belediye, veteriner, komşular gibi bilgi sahibi olabilecek mercilere başvurarak sahibin bulunmasına çalışılmalıdır.
Bu yükümlülüğün pratik önemi şudur: sahibe bildirim yapılmadan hayvan etkisiz hâle getirilemez. Bildirim yapıldıktan sonra sahibi makul sürede ilgisiz kalır ve zarar karşılanmazsa, zilyet daha ağır yetkileri kullanabilir. Yani alıkoyma ve etkisiz hale getirme yetkileri aşamalı biçimde kullanılmalıdır; bildirim yoluyla çözüm öncelikle denenir.
Bildirim yükümlülüğüne uyulmaması zilyet için hukuki sonuç doğurur. Bu durumda zilyet hayvana verdiği zarardan sorumlu olabilir; alıkoyma süresince hayvanın masraflarını karşılayamaz. Bu düzenleme, self-help hakkının kötüye kullanılmasını engelleyen önemli bir güvencedir.
Bu düzenleme kırsal alanda komşuluk uyuşmazlıklarında özellikle önemli rol oynar. Çitler arkasında beslenmiş hayvanların komşu tarlada zarar vermesi, çobansız kalmış davarın başka mülke girmesi, kaçan köpeğin komşuya saldırması gibi olaylar madde 68 kapsamında değerlendirilir.
Alıkoyma hakkının kullanımı ölçülü olmalıdır. Zararla orantısız bir muamele (hayvanın ağır biçimde kötüye kullanılması) hukuka aykırı olur. Hayvan refahı koruması kanunları (5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu) bu alanda özel sınırlamalar getirir. Gereksiz eziyet, işkence niteliğindeki muameleler ceza hukuku kapsamında da suç oluşturur.
Doktrinde madde 68, bireysel mülkiyetin kanun gücünün gecikmesi durumlarında kendi imkânlarıyla korunmasının özel bir örneğidir. Zilyedin hayvan bulunduranla doğrudan ilişki kurmadan kanuni yetkileri kullanabilmesi, pratik ihtiyaçlara uygun bir çözümdür.
Yargıtay kararlarında alıkoyma süresinin makul olması, hayvan bakımının sağlanması, bildirim yükümlülüğünün titizlikle yerine getirilmesi gibi meseleler madde 68 çerçevesinde değerlendirilmektedir. Madde aynı zamanda TMK md. 981’deki zilyet koruma ile birlikte uygulanır.
