TBK ▸ Madde 85

TBK 85. Madde

I. Bölünemeyen bir borcun birden çok alacaklısı varsa, alacaklılardan her biri, borcun alacaklıların tamamına ifasını isteyebilir. Borçlu, edimini alacaklıların hepsine birden ifa etmek zorundadır.

II. Bölünemeyen borcun birden çok borçlusu varsa, borçlulardan her biri borcun tamamını ifa etmekle yükümlüdür.

III. Durumun gereğinden aksi anlaşılmadıkça, ifada bulunan borçlu, alacaklıya halef olur ve diğer borçlulardan payları oranında alacağını isteyebilir.

TBK 85. Madde Gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 69 uncu maddesini karşılamaktadır.

Tasarının üç fıkradan oluşan 84 üncü maddesinde, bölünemeyen borç düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 69 uncu maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Taksimi kabil olmayan borç” şeklindeki ibare, Tasarıda “2. Bölünemeyen borç” şeklinde değiştirilmiştir.

Tasarının 84 üncü maddesinin birinci fıkrasında, bölünemeyen bir borcun alacaklılarından her birinin, ancak, borcun alacaklılardan birine değil, tamamına ifasını isteyebileceği, borçlunun da, ancak alacaklıların tamamına ifada bulunarak borcundan kurtulabileceği ifade edilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 69 uncu maddesinin üçüncü cümlesi, Tasarının 84 üncü maddesinin ikinci fıkrasına alınmıştır.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan düzeltme ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

TBK md. 85, birden fazla alacaklı veya borçlu bulunan bölünemeyen borçların hukuki rejimini düzenleyen önemli bir hükümdür. Üç fıkradan oluşan madde, bölünemeyen edimlerin ifa biçimini ve borçluların arasındaki iç ilişkiyi netleştirir. Düzenleme, çoklu taraflı borç ilişkilerinde pratik sorunları çözmeye yönelmiştir.

Birinci fıkraya göre bölünemeyen bir borcun birden çok alacaklısı varsa, alacaklılardan her biri, borcun alacaklıların tamamına ifasını isteyebilir. Borçlu, edimini alacaklıların hepsine birden ifa etmek zorundadır.

Bu kural çoklu alacaklı durumunu düzenler. Bölünemeyen bir edim söz konusudur; örneğin bir gayrimenkulun tesliminde, bir sanat eserinin teslimi, özel nitelikli bir hizmetin ifası. Edim doğası gereği bölünemediğinden (veya bölünmesi anlamını ortadan kaldıracağından) tek bir bütün olarak ifa edilmelidir.

Her alacaklı ifayı talep edebilir; ancak ifa tüm alacaklılara birlikte yapılmalıdır. Bu "alacaklıların birlikte tasarrufu" anlamına gelir. Borçlu ifasını sadece bir alacaklıya yapamaz; aksi halde borcu sona ermez. Tüm alacaklılara birlikte teslim veya ifa gerekir.

Pratikte bu bazen zor olabilir. Alacaklılar farklı yerlerde bulunabilir, uyuşmazlık içinde olabilirler. Bu gibi durumlarda borçlu TBK md. 107 çerçevesinde ödeme yerine tevdi yoluna başvurabilir; edimi adli emanete bırakarak borcunu yerine getirmiş sayılabilir.

İkinci fıkra çoklu borçlu durumunu düzenler: bölünemeyen borcun birden çok borçlusu varsa, borçlulardan her biri borcun tamamını ifa etmekle yükümlüdür. Bu hüküm fiilen müteselsil sorumluluk oluşturur.

Her borçlu edimin tamamını ifa etmek zorundadır. Alacaklı herhangi bir borçludan tam ifa isteyebilir. Borçlu "ben sadece yarısını borçluyum" diyemez; bölünemeyen edim bütünüyle ifa edilmelidir. Bir borçlunun ifada bulunmasıyla diğer borçluların da yükümlülüğü sona erer; aynı edim iki kere ifa edilemez.

Bu düzenleme bölünebilir borçlardan farklıdır. Bölünebilir borçlarda (örneğin para borcu) birden fazla borçlu varsa, kural olarak her biri kendi payını öder. Bölünemeyen edimlerde bu mümkün olmadığı için fiili müteselsillik devreye girer.

Üçüncü fıkra iç ilişkiyi düzenler: durumun gereğinden aksi anlaşılmadıkça, ifada bulunan borçlu, alacaklıya halef olur ve diğer borçlulardan payları oranında alacağını isteyebilir.

Bu kural ifada bulunan borçlunun korunmasını sağlar. Borçlu edimin tamamını ifa etmiştir; ancak iç ilişkide payı sadece bir kısım olabilir. İfa eden borçlu, ödediği fazla kısım için diğer borçlulara rücu edebilir. Halefiyetle alacaklının haklarına sahip olarak dava açabilir.

İç ilişki payları çeşitli yollarla belirlenir. Taraflar arasındaki özel anlaşma payları belirleyebilir. Eşit paylaşım varsayımı (eşit paylar) uygulanabilir. Borçluluğun doğuş sebebine göre (örneğin işbirliği, ortaklık) farklı paylar belirlenebilir. "Durumun gereği" kriteri hakime takdir yetkisi verir.

Pratik bir örnek verelim: A, B ve C birlikte bir ressama tablo siparişi vermişlerdir. Tablo bölünemez bir eserdir; ya tamamı teslim edilir ya hiç. Bölünemeyen borç olduğundan A, B, C her biri tablonun kendilerine teslimini isteyebilir ve ressam tabloyu üç kişiye birden teslim etmek zorundadır.

Bölünemezlik çeşitli nedenlerle olabilir. Doğal bölünemezlik: bir evin duvarı, bir hayvan, bir sanat eseri fiziksel olarak bölünemez. Hukuki bölünemezlik: bazı hakların bölünmesi yasaktır (ör. bir patent hakkının ortak kullanımında birleşik tasarruf gerekir). Ekonomik bölünemezlik: bölünme ekonomik değerini yok eder (bir takım tabloların tek tabloya indirgenmesi gibi).

Doktrinde madde 85, müteselsil sorumluluk teorisinin özel bir uygulaması olarak değerlendirilir. Çoklu taraflı borç ilişkilerinin pratik yönetimi için kritik hükümler getirir.

Uygulamada miras taksimlerinde, ortaklık ilişkilerinde, aile içi karar alma süreçlerinde, inşaat ve büyük proje sözleşmelerinde madde 85 gündeme gelir. Yargıtay kararları bu alanda özellikle çoklu mirasçılar arasındaki ilişkileri ve ortak malikler arasındaki uyuşmazlıkları değerlendirmektedir.