TMK ▸ Madde 1010
Madde 1009
MADDE 1010

b. Tasarruf yetkisinin kısıtlanmasında

Madde 1011

TMK 1010. Madde

(1) Aşağıdaki sebeplere dayanan tasarruf yetkisi kısıtlamaları, tapu kütüğüne şerh verilebilir:

1. Çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararları,

2. Haciz, iflâs kararı veya konkordato ile verilen süre,

3. Aile yurdu kurulması, artmirasçı atanması gibi şerh verilmesi kanunen öngörülen işlemler.

(2) Tasarruf yetkisi kısıtlamaları, şerh verilmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir.

TMK 1010. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 920 nci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin, birinci fıkrasının (1) numaralıbendindeki, hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararlarından başka, şerh verilebileceği ifade edilen “icrai iddia zımnında müttehaz resmîkararlar” ın, bu bentte, yer almasının anlamıbulunmadığıöğretide açıklanmışbulunmaktadır. Bu açıklamalar dikkate alınarak maddede “çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararları” ifadesine yer verilmiştir.

Açıklama

TMK Madde 1010, tasarruf yetkisini kısıtlayan belirli sebeplerin tapu kütüğüne şerh verilebilmesini düzenler. Madde, malikin taşınmazı üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin sınırlandığı hâllerin sicilde görünür kılınmasını sağlayarak üçüncü kişilerin korunmasını amaçlar. Şerh verilebilecek sebepler arasında çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararları, haciz, iflâs kararı veya konkordato ile verilen süre ile aile yurdu kurulması ve artmirasçı atanması gibi kanunen şerh öngörülen işlemler sayılır. Bu hüküm, kişisel hakların şerhini düzenleyen TMK m. 1009 ve geçici tescil şerhini düzenleyen m. 1011 ile birlikte, sicilin şerhler bölümünü oluşturan üçlü yapının bir parçasını teşkil eder. Gerekçede de açıklandığı üzere, eski metindeki belirsiz ifadeler ayıklanarak yalnızca çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararlarının bu bende girdiği netleştirilmiştir.

Uygulamada bu tür şerhlerin en önemli işlevi, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlandığını üçüncü kişilere duyurmak ve böylece sonradan kazanılan hakların bu kısıtlamaya tâbi kılınmasıdır. Maddenin ikinci fıkrası gereği, tasarruf yetkisi kısıtlamaları şerh verilmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir. Örneğin bir taşınmaz hakkında açılan tapu iptal davasında verilen ihtiyatî tedbir kararı kütüğe şerh edildiğinde, davadan sonra taşınmazı satın alan kişi, davanın sonucuna katlanmak zorunda kalır ve iyiniyet iddiasıyla korunamaz. Haciz şerhi de aynı işlevle, taşınmazı sonradan edinen kişiyi cebrî icra sürecine bağlı kılar. Aynı şekilde iflâs kararı veya konkordato ile verilen sürenin şerhi, borçlunun taşınmaz üzerindeki tasarruflarını alacaklılar topluluğu lehine sınırlandırır.

Tasarruf kısıtlamasının şerhi, sonraki kazanımları kısıtlamaya tâbi kılarak iyiniyetli iktisabı engeller; şerh konmamışsa kısıtlama, taşınmazı iyiniyetle edinen üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez. Yargıtay’ın ilgili dairesi, kütüğe işlenmiş ihtiyatî tedbir veya haciz şerhinden sonra taşınmazı devralan kişinin, şerhin doğurduğu sonuçlara katlanmak zorunda olduğunu ve TMK m. 1023’teki sicile güven korumasından yararlanamayacağını kabul etmektedir. Örneğin tapuya konulmuş haciz şerhine rağmen taşınmazı satın alan kişi, alacaklının takibi sonucu taşınmazın cebrî icra yoluyla satılmasına engel olamaz; mülkiyeti, üzerindeki haciz yüküyle birlikte edinmiş sayılır.

Madde 1009
MADDE 1010

b. Tasarruf yetkisinin kısıtlanmasında

Madde 1011