TMK ▸ Madde 1009
Madde 1008
MADDE 1009

a. Kişisel haklarda

Madde Listesi
Madde 1010

TMK 1009. Madde

(1) Arsa payı karşılığı inşaat, taşınmaz satış vaadi, kira, alım, önalım, gerialım sözleşmelerinden doğan haklar ile şerhedilebileceği kanunlarda açıkça öngörülen diğer haklar tapu kütüğüne şerhedilebilir.

(2) Bunlar şerh verilmekle o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir.

(3) b. Tasarruf yetkisinin kısıtlanmasında

TMK 1009. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 919 uncu maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki metinde şerh verilebilecek kişisel haklara örnek olarak sayılanlar dışında, 6217 sayılı Kanunla taşınmaz satışvaadi sözleşmesinin şerh verilmesi olanağıtanınmıştır. Bundan başka Ülkemizde yaygın bir uygulamasıbulunan arsa payıkarşılığıinşaat sözleşmelerinin de şerh verilebileceği Tapu Sicili Tüzüğünde (m. 55/c) belirtilmiştir. Oysa Tüzükteki bu düzenlemenin kanunîbir dayanağıbulunmalıdır. Bu nedenle örnekler arasına bu sözleşmelerin konulmasıda uygun görülmüştür. Maddenin ikinci fıkrasının ifadesi, kaynak Kanunun 959 uncu maddesi göz önünde tutularak düzeltilmiş ve şerh verilen kişisel hakkın “aynîetki” adıverilen etkisi açıklığa kavuşmuştur.

Açıklama

1009. madde, tapu sicili içinde şerhler konusuna ilişkin kuralı koymaktadır. Hüküm, 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı eski Türk Kanunu Medenîsi’nin 919. maddesinin karşılığıdır; metin 4721 sayılı Kanun’da güncel hukuk diline uyarlanmıştır. Madde 2 fıkra halinde düzenlenmiş olup hem asli kuralı hem de istisna ve tamamlayıcı hükümleri barındırmaktadır.

Maddenin fıkraları birlikte okunduğunda şerhler bakımından asli çerçeve ortaya çıkar. I. fıkra şu hükmü içerir: “Arsa payı karşılığı inşaat, taşınmaz satış vaadi, kira, alım, önalım, gerialım sözleşmelerinden doğan haklar ile şerhedilebileceği kanunlarda açıkça öngörülen diğer haklar tapu kütüğüne şerhedilebilir.” II. fıkra şu hükmü içerir: “Bunlar şerh verilmekle o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebilir.” Fıkralar arasındaki iç bağlantı, kayda güven ilkesi, aleniyet, tescilin kurucu etkisi, yolsuz tescil — iptal ve tescil davası mantığı üzerinden kurulmuş olup uygulayıcı her fıkrayı diğerinin ışığında okumakla yükümlüdür.

Hükmün uygulanmasında başvurulacak paralel düzenlemeler arasında Tapu Kanunu (2644 sayılı); Tapu Sicili Yönetmeliği (17/8/2013 tarihli, 28738 sayılı RG); 3402 sayılı Kadastro Kanunu yer alır. Tapu sicilinin aleniyet ve kayda güven işlevleri, idari işlem niteliğindeki tescilin özel hukuk boyutuyla birleşerek Devletin kusursuz sorumluluğunu doğuran karakteristik bir yapı yaratır. TMK m.1020 aleniyet ilkesini; m.1023 iyiniyetli üçüncü kişinin korunmasını; m.1007 ise Devletin sorumluluğunu düzenler. Tapu Sicili Yönetmeliği (17/8/2013 tarihli, 28738 sayılı RG) kütük, kayıt, şerh, beyan ve tescil işlemlerinin teknik usulünü ayrıntılı biçimde belirler. 6083 sayılı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Kanunu ise teşkilat yapısını düzenler.

1., 8. ve 14. Hukuk Daireleri’nin yerleşik uygulaması, şerhler uyuşmazlıklarında yolsuz tescilin iptali ile birlikte tescilin düzeltilmesinin aynı davada istenmesini uygun görmekte; iyiniyetli üçüncü kişinin TMK m.1023 koruması altına girdiği hallerde gerçek malikin tazminat yoluyla hakkını araması gerektiğini vurgulamaktadır. Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlarda TMK m.1007 kapsamında Devlet’in kusursuz sorumluluğu esastır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2009/4-55 E. 2009/61 K. sayılı ve sonraki kararlarında Devletin sorumluluğunun mutlak karakterini teyit etmiş; kusur koşulu aramayan bir tazmin rejimi benimsemiştir. Tapu iptal-tescil davaları HMK’nın genel usulüne tâbidir ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.12). TMK m.2 dürüstlük kuralı ve m.3 iyiniyet karineleri, uyuşmazlığın çözümünde tamamlayıcı dayanak oluşturur; hakkın kötüye kullanılması def’i ise karşı tarafın açıkça dürüstlük kuralına aykırı davranması halinde gündeme gelir.

Hukuk uygulamasında bu düzenleme, tapu sicili kaynaklı uyuşmazlıklarda dayanak norm olarak gösterilir. Tapu kayıtlarının getirtilmesi, kadastro tutanaklarının incelenmesi, tapu müdürlüğünden bilgi-belge celbi, keşif ve teknik bilirkişi raporu olmazsa olmaz delillerdir. Madde, tapu sicili rejiminin hukuki güvenlik içinde işlemesi bakımından yapı taşı işlevi görür. Avukat, tapu iptal-tescil davası ile birlikte gerektiğinde tedbir talebinde bulunmalı; iyiniyetli üçüncü kişiye karşı gerçek malikin TMK m.1007 tazminat davası ile hakkını aramasının önünü açmalıdır. 1009. madde, kayda güven ilkesi, aleniyet, tescilin kurucu etkisi, yolsuz tescil — iptal ve tescil davası mantığı ile birlikte değerlendirildiğinde, şerhler sorunlarına öngörülebilir ve sistematik çözümler sunar; Türk özel hukukunun eşya hukuku omurgası içindeki yerini kuvvetle korur.

Madde 1008
MADDE 1009

a. Kişisel haklarda

Madde Listesi
Madde 1010
Kaynak: https://mehmettokar.av.tr/tmk-madde/madde-1009/ — © Tokar Hukuk Danışmanlık