TMK 104. Madde
(1) Tesciline karar verilen vakıf, vakfın yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil edilir; ayrıca Vakıflar Genel Müdürlüğünde tutulan merkezî sicile kaydolunur.
(2) Tescil kararı, başka bir mahkemece verilmiş ise, ilgili belgelerle birlikte tescil için vakfın yerleşim yeri mahkemesine gönderilir.
(3) Yerleşim yeri mahkemesinin yapacağı bildirim üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğünce merkezî sicile kaydolunan vakıf Resmî Gazete ile ilân olunur.
(4) Tescil ve ilân Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik hükümlerine göre yapılır.12
TMK 104. Madde Gerekçesi
Madde kısmen yürürlükteki Kanunun 74 üncü maddesinin birinci fıkrası ile dördüncüfıkrasınıkarşılamaktadır. Birinci fıkrada vakfın, hem vakfın yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sic ile ve hem de Vakıflar Genel Müdürlüğünde tutulan merkezî sic ile tescil edilmesi düzenlenmiştir. İkinci fıkrada tescil kararının başka bir mahkemece verilmesi hâ linde, ilgili belgelerle birlikte tescil için vakfın yerleşim yeri mahkemesine gönderilmesi öngörülmüştür. Vakfın tescili kararı, vakfın yerleşim yerinden başka bir yer mahkemesinde verilmiş ise, bu kararıveren mahkeme, karar ile buna dayanak olan belgeleri vakfın yerleşim yeri mahkemesine gönderecek ve geriye kalan işlemler yerleşim yeri mahkemesi tarafından tamamlanacaktır. Üçüncüfıkrada, yerleşim yeri mahkemesinin yapacağıbildirim üzerine, merkezî sic ile kaydolunan vakfın Resmî Gazete ile ilâ n edileceği; dördüncüfıkrada, tescil ve ilâ nın tüzük hükümlerine göre yapılacağıaçıklanmıştır.
Açıklama
TMK Madde 104, tesciline karar verilen vakfın hangi sicillere kaydedileceğini, tescil kararının nakli usulünü ve ilân yöntemini düzenleyen şekli bir hükümdür. Birinci fıkraya göre vakıf, hem vakfın yerleşim yeri mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil edilir hem de Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde tutulan merkezî sicile kaydolunur. Bu çifte tescil, vakfın hem yerel mahkeme düzeyinde hem de ülke genelinde aleniyetini ve denetlenebilirliğini sağlar. Hüküm, vakfın tüzel kişiliği tescille kazandığını öngören TMK Madde 102 ile tamamlayıcı ilişki içindedir; çünkü tescil tüzel kişiliğin kurucu işlemidir. Ayrıca özgülenen malların mülkiyetinin tescille geçişini düzenleyen TMK Madde 105 ile birlikte değerlendirildiğinde, tescilin hem kişilik hem de malvarlığı bakımından belirleyici an olduğu görülür.
Uygulama mekanizması bakımından madde, tescil kararını veren mahkeme ile tescili yapan mahkemenin farklı olabileceği durumu özel olarak ele alır. İkinci fıkraya göre tescil kararı başka bir mahkemece verilmişse, ilgili belgelerle birlikte tescil için vakfın yerleşim yeri mahkemesine gönderilir; böylece tescil işlemi merkezîleştirilir ve vakfın yerleşim yeri esas alınır. Üçüncü fıkra, yerleşim yeri mahkemesinin yapacağı bildirim üzerine Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce merkezî sicile kaydolunan vakfın Resmî Gazete ile ilân olunacağını öngörür; bu ilân vakfın kuruluşunu üçüncü kişilere karşı aleni hâle getirir. Dördüncü fıkra ise tescil ve ilânın Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik hükümlerine göre yapılacağını belirterek usulün ayrıntılarını ikincil mevzuata bırakır ve uygulamada teknik birliği sağlar.
Sonuçları itibarıyla tescil tamamlandığında vakıf hukuk âleminde tüzel kişi olarak varlık kazanır ve Resmî Gazete ilânıyla herkese karşı ileri sürülebilir bir aleniyet doğar. Yargıtay, vakfın tüzel kişiliğinin sicile tescille kazanıldığını ve ilân işleminin kuruluşun tamamlanmasındaki usulî bir aşama olduğunu kabul etmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse: İstanbul’da yerleşim yeri bulunan bir vakfın tescil kararı, vakfedenin başvurduğu Ankara mahkemesince verilmişse, bu mahkeme kararı ve dayanak belgeleri İstanbul’daki yerleşim yeri mahkemesine gönderir; İstanbul mahkemesi vakfı kendi siciline tescil eder, durumu Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bildirir ve vakıf merkezî sicile kaydedilip Resmî Gazete’de ilân olunur. TMK Madde 104 böylece kuruluşun son aşamasını düzenli ve aleni bir usule bağlar.
