TMK 115. Madde
(1) İçişleri Bakanlığı, Anayasada öngörülen hâllerde ve belirlenen usullere uygun olarak, denetim makamının da görüşünü almak suretiyle mahkemece bir karar verilinceye kadar vakfı geçici olarak faaliyetten alıkoyabilir ve derhâl mahkemeye başvurur. Hâkim başvuruyu gecikmeksizin karara bağlar.
TMK 115. Madde Gerekçesi
Madde vakfın “faaliyetten geçici alıkoyma” hâ lini düzenlemektedir. Yürürlükteki Kanunda bu konuda bir hüküm bulunmamaktadır. Ülkemizde, zaman zaman dernek yerine vakıf şeklinde örgütlenme eğilimi olabilmektedir. Derneklerin İdarenin yakın takibinde bulunması, genel kurul toplantılarının yapılmasındaki güçlükler, bunun yapılmamasıhâ linde derneğin sona erdirilmesi gibi yasal düzenlemeler karşısında, vakıf şeklinde örgütlenme tercih edilmektedir. Bu gelişme, vakıfların da aynen dernekler gibi bir düzenlemeye tâ bi tutulmasızorunluluğunu beraberinde getirmektedir. Maddede, bu amaçla, İçişleri Bakanlığının, denetim makamının da görüşünüalarak, mahkemece bir karar 21 verilinceye kadar vakfıgeçici olarak faaliyetten alıkoyabileceği şeklinde bir düzenleme getirilmiştir. Madde, vakıf kurma özgürlüğü ile yakından ilgili olduğundan, Anayasanın 23.7.1995 tarih ve 4121 sayılı Kanunla değişik 33 üncü maddesinin dördüncü ve son fıkralarıesas alınmak suretiyle kaleme alınmıştır.
Açıklama
TMK Madde 115, vakıfların faaliyetten geçici olarak alıkonulmasını düzenleyerek vakıf kurma özgürlüğü ile kamu düzeninin korunması arasında bir denge kurar. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun vakıflara ilişkin bölümünde yer alan bu hüküm, İçişleri Bakanlığı’na yalnızca Anayasada öngörülen hâllerde ve belirlenen usullere uygun olarak, üstelik denetim makamının görüşünü almak suretiyle geçici bir tedbir yetkisi tanır. Düzenleme, Anayasanın dernek ve vakıf özgürlüğüne ilişkin güvencelerini esas aldığından, idarenin müdahalesi istisnai, geçici ve yargısal denetime tabi bir nitelik taşır. Böylece vakıf faaliyetlerinin keyfî biçimde durdurulmasının önüne geçilir.
Maddenin işleyişinde idare ile yargı arasındaki görev paylaşımı belirleyicidir. İçişleri Bakanlığı, ancak Anayasanın öngördüğü koşulların varlığında ve denetim makamının görüşünü aldıktan sonra vakfı geçici olarak faaliyetten alıkoyabilir; bu yetki kullanıldığı anda Bakanlık derhâl mahkemeye başvurmakla yükümlüdür. Tedbir kalıcı bir karar değildir; nihai değerlendirme mahkemenindir. Hâkim, kendisine yapılan başvuruyu gecikmeksizin karara bağlamak zorundadır. Bu yapı, idareye hızlı müdahale imkânı verirken, faaliyetin sürekli durdurulması kararını bağımsız mahkemeye bırakarak vakıf yöneticilerinin hukuki güvencesini ayakta tutar ve idari işlemin geçiciliğini somutlaştırır.
Bu sürecin güvencelerine aykırılık ağır sonuçlar doğurur: Bakanlığın derhâl mahkemeye başvurma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ya da denetim makamının görüşü alınmadan tedbir uygulanması, işlemi sakatlar ve idari yargıda iptal edilebilir hâle getirir. Danıştay’ın vakıf ve dernek hürriyetine ilişkin yaklaşımında, temel özgürlüklere yönelik idari müdahalelerin dar yorumlanması ve usul güvencelerine titizlikle uyulması esastır. Örneğin denetim makamının görüşü alınmaksızın doğrudan faaliyetten alıkoyma kararı veren bir idari işlem, şekil ve usul yönünden hukuka aykırı sayılır. {TMK} Madde 115, bu yönüyle vakıfları idarenin orantısız müdahalelerinden koruyup geçici tedbirin sınırlarını çizen bir güvence hükmü olarak işlev görür. Düzenleme, idareye tanıdığı sınırlı yetkiyi sıkı usul koşullarına ve yargısal denetime bağlayarak hem kamu yararının hem de vakıf özgürlüğünün korunmasını birlikte gözeten dengeli bir çözüm sunar; tedbirin geçiciliği ise asıl kararın daima mahkemeye ait olduğunu vurgular.
