TMK 117. Madde
(1) Vakıfların malları üzerinde zilyetlik yoluyla kazanma hükümleri uygulanmaz.
(2) Derneklerin uluslararası faaliyette bulunmalarına ve üst kuruluş kurmalarına ilişkin hükümler kıyas yoluyla vakıflar hakkında da uygulanır.
(3) Kamuya yararlı veya özel kanunlarla kurulan vakıflar hakkındaki özel hükümler saklıdır.
TMK 117. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 81/B maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki metin, kenar başlığı ile birlikte, “iktisap” yerine daha arı Türkçe bir sözcük olarak “kazanma” sözcüğükullanılmak suretiyle aynen korunmuştur.
Açıklama
TMK Madde 117, vakıflara ilişkin düzenlemenin sonunda yer alan ve birbirinden farklı üç konuyu bünyesinde barındıran tamamlayıcı bir hükümdür. Birinci fıkra, vakıf malları üzerinde zilyetlik yoluyla kazanma kurallarının uygulanmayacağını öngörerek vakıf malvarlığını olağan ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına karşı korur; böylece TMK m.713 ve devamında düzenlenen zilyetlikle taşınmaz edinme yolları vakıf malları bakımından işletilemez. İkinci fıkra, derneklerin uluslararası faaliyette bulunmalarına ve üst kuruluş kurmalarına ilişkin hükümlerin (TMK m.91 ve devamı) kıyasen vakıflar hakkında da uygulanacağını belirtir. Üçüncü fıkra ise kamuya yararlı vakıflar ile özel kanunlarla kurulan vakıflar hakkındaki özel düzenlemeleri saklı tutar. Madde böylece, başka maddelerde ayrıntılı düzenlenmemiş hususları toplu biçimde çözüme bağlar.
Uygulamada birinci fıkra, özellikle vakfa ait taşınmazların üçüncü kişilerce uzun süreli kullanımla kazanılmasının önüne geçer; bir kişi vakıf arazisini yıllarca zilyetliğinde tutsa dahi, kazandırıcı zamanaşımına dayanarak mülkiyetini elde edemez. Bu kural, kamusal nitelikli vakıf varlığının korunması amacına hizmet eder. İkinci fıkra sayesinde vakıflar da dernekler gibi yurt dışında faaliyet gösterebilir ve federasyon türü üst yapılanmalara gidebilir; ancak bu, derneklere ilişkin koşulların kıyasen uygulanmasıyla mümkündür. Üçüncü fıkra, Vakıflar Kanunu (5737 sayılı Kanun) başta olmak üzere özel kanunlardaki düzenlemelerin önceliğini kabul eder; dolayısıyla kamuya yararlı statüsündeki bir vakıf hakkında, vergi muafiyeti ve denetim gibi konularda özel kanun hükümleri öncelikle uygulanır, Medeni Kanun’un genel kuralları tamamlayıcı niteliktedir.
Bu hükmün pratik sonucu, vakıf malvarlığının korunması ile özel mevzuatın önceliği arasındaki dengeyi sağlamasıdır. Yargıtay içtihadında, vakıf taşınmazları aleyhine açılan kazandırıcı zamanaşımına dayalı tescil davalarının, TMK m.117 hükmü karşısında reddi gerektiği kabul edilir. Somut bir örnek: bir vakfa ait olduğu tapuda kayıtlı taşınmazı yirmi yıldır eken ve üzerinde tasarrufta bulunan bir çiftçi, bu süreye dayanarak adına tescil talep edemez; çünkü vakıf malları zilyetlikle kazanma kurallarının dışında tutulmuştur. Benzer biçimde, kamuya yararlı statüsü bulunan bir eğitim vakfının denetimi ve mali ayrıcalıkları söz konusu olduğunda, önce Vakıflar Kanunu’ndaki özel hükümler dikkate alınır. Uluslararası bir yardım vakfının yurt dışında şube açmak istemesi hâlinde ise, derneklere ilişkin kurallar kıyasen uygulanarak gerekli izin ve bildirim süreçleri işletilir.
