TMK 118. Madde
(1) Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur.
(2) Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz.
TMK 118. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 82 nci maddesini karşılamaktadır. Maddedeki “evlenmek” sözcüğü yerine “evlenme” sözcüğükullanılmak suretiyle bu fıkra Türkçe yazım kurallarına uygun hâ le getirilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında “kanunî mümessillerinin muva fakatı” yerine “yasal temsilcilerinin rızası” kavramına yer verilmiştir. Bu yolla yasal temsilcisinin nişanlanma ya rızasının sadece izin şeklinde değil icazet şeklinde de olabileceği kabul edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında Türkçemize yerleşmişolan ve gerek yazılışgerek ifade biçimi bakımından daha elverişli bir sözcük olarak “yasal temsilci” sözcükleri kullanılmıştır.
Açıklama
TMK Madde 118, nişanlanmanın tanımını ve kuruluş koşullarını düzenleyerek aile hukukunun bu ilk aşamasının hukuki temelini oluşturur. Birinci fıkraya göre nişanlanma, evlenme vaadiyle meydana gelir; yani karşılıklı ve birbirine uygun evlenme iradelerinin açıklanmasıyla kurulan bir sözleşmedir. İkinci fıkra, nişanlanmanın küçüğü veya kısıtlıyı yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça bağlamayacağını öngörür. Gerekçede belirtildiği üzere buradaki “rıza” kavramı bilinçli olarak seçilmiş olup, yasal temsilcinin onayının yalnızca önceden verilen izin biçiminde değil, sonradan verilen icazet biçiminde de gerçekleşebileceğini ifade eder. Madde, ehliyet bakımından TMK m.16’daki sınırlı ehliyetsizlere ilişkin genel ilkelerle uyumludur ve nişanlanmayı kişiye sıkı sıkıya bağlı, ancak korunmaya muhtaç kişiler bakımından temsilci denetimine tabi bir işlem olarak konumlandırır.
Uygulamada nişanlanmanın geçerli biçimde kurulması herhangi bir şekil şartına bağlı değildir; sözlü ya da örtülü olarak, karşılıklı evlenme vaadinin açıklanmasıyla doğar. Resmî nişan töreni, yüzük takılması veya tören düzenlenmesi geçerlilik koşulu olmayıp yalnızca ispat kolaylığı sağlar. Tam ehliyetli kişiler kendi başlarına nişanlanabilirken, ayırt etme gücüne sahip küçükler (örneğin onaltı yaşındaki bir genç) ve kısıtlılar bakımından işlemin kendilerini bağlaması, ana baba veya vasinin rızasına bağlıdır. Bu rıza alınmadığı sürece nişanlanma küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz; dolayısıyla bu kişiler aleyhine nişanın bozulmasına dayalı tazminat sonuçları (TMK m.120, m.121) doğmaz. İcazet imkânı sayesinde, başlangıçta rızasız yapılan nişanlanma, temsilcinin sonradan onay vermesiyle geçerli ve bağlayıcı hâle gelebilir.
Nişanlanma geçerli biçimde kurulduğunda, bozulması hâlinde TMK m.120 ve m.121 uyarınca tazminat, TMK m.122 uyarınca hediyelerin geri verilmesi gibi sonuçlar doğurur; ancak hiçbir hâlde evlenmeye zorlama hakkı vermez (TMK m.119). Yargıtay içtihadında, nişanlanmanın varlığının ve evlenme vaadinin ciddiyetinin tanık ve diğer delillerle ispatlanması gerektiği, basit bir arkadaşlık ya da flört ilişkisinin nişanlanma sayılamayacağı vurgulanır. Somut bir örnek: ayırt etme gücüne sahip onyedi yaşındaki bir kız, ailesinin haberi ve onayı olmadan bir gençle nişanlanırsa, bu nişanlanma onu bağlamaz ve nişanın bozulması hâlinde aleyhine tazminat istenemez. Buna karşılık, ailesi düzenlenen nişan törenine katılıp durumu kabullenmişse, verilen icazetle nişanlanma bağlayıcı hâle gelir ve tarafların tazminat ve hediye iadesine ilişkin hak ve yükümlülükleri doğar.
