TMK 123. Madde
(1) Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
TMK 123. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 87 nci maddesini karşılamaktadır. Madde, nişanlılığın sadece bozulmasıhâ lini değil, ölüm, gaiplik gibi diğer sona erme sebeplerini de kapsayacak şekilde kaleme alınmıştır. Böylece maddeye “Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları” ifadesi konulmak suretiyle bozma dışındaki diğer sona erme hâ llerinde açılan davaların da buradaki özel zamanaşımısüresine tâ bi olduğu anlatılmak istenmektedir. Burada gerek süre gerek bu sürenin işlemeye başladığıtarih itibarıyla özel bir hüküm söz konusudur. Maddede zamanaşımısüresinin işlemeye başlaması, sona erme sebebinin öğrenilmesine tabî olmayıp bu süre sona ermeden itibaren işlemeye başlayacaktır. Bu yolla tarafların “sona ermeyi daha geçöğrenmişoldukları” iddiasıyla yıllar sonra bu tür davalarla karşıkarşı ya getirilmesi yerinde görülmemiştir. İKİNCİAYIRIM 23 EVLENME EHLİYETİVE ENGELLERİAyırımın başlığı “Evlenme Ehliyeti ve Engelleri” şeklinde değiştirilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 123, nişanlılığın sona ermesinden doğan dava haklarının, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını düzenleyerek nişanlılık ilişkisine özgü kısa bir zamanaşımı süresi öngörür. Hüküm, nişanlılığa ilişkin TMK Madde 118 vd. düzenlemelerinin, özellikle nişanın bozulması hâlinde maddi ve manevi tazminata ilişkin TMK Madde 120 ile hediyelerin geri verilmesine ilişkin TMK Madde 122 hükümlerinin tamamlayıcısı niteliğindedir. Madde, yalnızca nişanın bozulmasını değil, ölüm ve gaiplik gibi diğer sona erme sebeplerini de kapsayacak biçimde geniş kaleme alınmıştır. Böylece nişanlılığın sona ermesinden kaynaklanan tüm dava hakları, sebebi ne olursa olsun bu özel bir yıllık süreye tabi kılınmış ve uzun süre belirsizlik içinde kalmasının önüne geçilmiştir.
Hükmün uygulanmasındaki en kritik özellik, zamanaşımı süresinin başlangıç anına ilişkindir. Genel zamanaşımı kurallarından farklı olarak burada süre, dava hakkının veya sona erme sebebinin öğrenilmesinden değil, doğrudan nişanlılığın sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Kanun koyucu bu tercihi bilinçli yapmıştır; çünkü tarafların sona ermeyi geç öğrendikleri iddiasıyla yıllar sonra dava açmalarının önlenmesi amaçlanmıştır. Bir yıllık süre, nişanın bozulması, ölüm veya gaiplik gibi her hâlde sona erme anından başlar ve bu süre içinde tazminat ya da hediyelerin geri verilmesi davaları açılmalıdır. Süre hak düşürücü değil zamanaşımı niteliğinde olduğundan, davalı tarafından def’i olarak ileri sürülmesi gerekir; mahkeme zamanaşımını re’sen dikkate alamaz ve süre geçmiş olsa bile davalı ileri sürmezse dava esastan görülür.
Bir yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra davalı zamanaşımı def’ini ileri sürerse, mahkeme nişanlılığın sona ermesinden doğan tazminat veya hediyelerin iadesi talebini reddeder; alacak hakkı eksik borca dönüşür ve dava yoluyla istenemez hâle gelir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi içtihatları, bu özel sürenin nişanlılığın sona erdiği tarihten itibaren işlediğini ve genel on yıllık sürenin değil bu bir yıllık özel sürenin uygulanacağını istikrarla vurgular. Somut bir örnek vermek gerekirse: nişanı bozulan bir kişi, karşı taraftan maddi-manevi tazminat ve verdiği nişan yüzüğünü ancak nişanın bozulduğu tarihten itibaren bir yıl içinde dava edebilir; bu süreyi kaçırıp on dört ay sonra dava açarsa, davalının zamanaşımı def’i üzerine talebi TMK Madde 123 uyarınca reddedilir.
