TMK 159. Madde
(1) Evlenmenin butlanını dava etme hakkı mirasçılara geçmez. Ancak, mirasçılar açılmış olan davayı sürdürebilirler. Dava sonucunda evlenme sırasında iyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder.
TMK 159. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 127 nci maddesini karşılamaktadır. Madde sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Maddede, yürürlükteki metinde yer alan “fesih” sözcüğü yerine, mutlak butlan ve nisbî butlan hâ llerini kapsamak üzere “butlan” sözcüğüne yer verilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 159, evlenmenin butlanını dava etme hakkının mirasçılara geçmeyeceğini, ancak mirasçıların açılmış olan davayı sürdürebileceğini düzenler. Hüküm, butlan davasının kişiye sıkı sıkıya bağlı niteliğini ortaya koyar: bu dava esas itibarıyla eşlerin veya butlanı isteme hakkı bulunan kişilerin şahsına bağlıdır, dolayısıyla bir eşin ölümü hâlinde mirasçıları yeni bir butlan davası açamaz. Buna karşılık ölen eş sağlığında davayı açmışsa, mirasçılar bu derdest davayı takip edip sürdürebilirler. Maddenin son cümlesi önemli bir sonuç bağlar: dava sonucunda evlenme sırasında iyiniyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamaz ve daha önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder. Hüküm, eski Kanun’un 127. maddesini karşılar; gerekçede belirtildiği gibi “fesih” yerine mutlak ve nispî butlan hâllerini kapsamak üzere “butlan” kavramı benimsenmiştir.
Bu düzenlemenin pratik işleyişi miras hukukuyla butlan rejiminin kesişiminde belirginleşir. Bir kişi sağlığında eşine karşı butlan davası açmış ve dava görülmekteyken ölürse, onun mirasçıları davayı kaldığı yerden sürdürerek evliliğin geçersizliğini ve sağ kalan eşin iyiniyetli olup olmadığını yargı önünde tespit ettirebilirler. Bunun nedeni açıktır: sağ kalan eşin iyiniyetli olmaması hâlinde mirasçılık ve ölüme bağlı tasarruflardan doğan hak kayıpları, doğrudan mirasçıların terekedeki paylarını etkiler. İyiniyet, butlan sebebinin varlığını evlenme sırasında bilmemek ve bilebilecek durumda olmamaktır; örneğin diğer eşin önceki evliliğinin sürdüğünü bilerek evlenen kişi iyiniyetli sayılmaz. Mirasçılar davayı sürdürürken iyiniyetin bulunmadığını ispatlarlarsa, sağ kalan eş yasal mirasçı sıfatını ve lehine düzenlenmiş vasiyet ya da miras sözleşmesinden doğan kazanımlarını yitirir.
Davanın mirasçılarca sürdürülmesi sonucunda sağ kalan eşin kötüniyetli olduğu saptanırsa, bu eş tereke üzerinde hiçbir miras hakkı ileri süremez ve ölüme bağlı tasarruflarla sağlanan menfaatler geçersiz hâle gelir; iyiniyetli olduğu anlaşılırsa hakları korunur. Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi içtihatlarında, mirasçıların yeni bir butlan davası açamayacağı fakat murisin açtığı davayı takip edebileceği, iyiniyetin değerlendirilmesinde evlenme anının esas alınması gerektiği istikrarlı biçimde benimsenmektedir. Somut bir örnekle: önceki evliliği devam eden bir kişiyle bunu bilerek evlenen kadın, kocanın sağlığında açtığı butlan davası kocanın ölümüyle sona ermeyip mirasçı çocukları tarafından sürdürülürse ve kadının kötüniyetli olduğu kanıtlanırsa, kadın terekeden pay alamaz ve lehine yapılmış vasiyetname hükümsüz kalır. İyiniyetli olduğu ispatlanırsa mirasçılık hakkı ve tasarruftan doğan kazanımları varlığını sürdürür.
