TMK 165. Madde
(1) Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.
TMK 165. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 133 üncü maddesini karşılamaktadır. Madde sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki Kanunda akıl hastalığı, en az üçyıldan beri devam etmesi ve bu durumun müşterek hayatın devamınıdiğer taraf için çekilmez hâ le getirmesi koşuluyla boşanma sebebi kabul edilmektedir. Hastalığın geçmesine olanak yoksa, sağlıklıolan eşi üçyıl gibi uzun bir süre dayanılmaz hayat şartlarıaltında bırakmanın adil olmayacağıdüşüncesiyle; akıl hastalığının ortak hayatıdiğer eş için çekilmez hâ le getirmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi koşuluyla boşanma davasıaçılabileceği hükme bağlanmıştır. Ayrıca akıl hastalığı gibi önemli bir konuda herhangi bir bilirkişi raporu ile yetinilmeyip, resmî sağlık kurulu raporunun alınmasıesası benimsenmiştir.
Açıklama
TMK Madde 165, akıl hastalığını özel ve nispi bir boşanma sebebi olarak düzenler. Maddeye göre eşlerden biri akıl hastası olur ve bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla saptanmak koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir. Hüküm, eski Kanun’un 133. maddesini karşılamakla birlikte gerekçede belirtildiği üzere önemli bir değişiklik içerir: eski metinde aranan en az üç yıllık süre koşulu kaldırılmış, sağlıklı eşi uzun yıllar dayanılmaz koşullar altında bırakmanın adil olmayacağı düşüncesiyle yerine çekilmezlik ve iyileşme imkânsızlığı ölçütleri getirilmiştir. Bu sebep, evlilik birliğinin sarsılmasını düzenleyen TMK m.166’dan farklı olarak belirli bir olguya, yani teşhis edilmiş ve tedavisi mümkün olmayan bir akıl hastalığına dayanır. Akıl hastalığının vesayeti gerektirmesi hâlinde TMK m.405’teki kısıtlama hükümleriyle de bağlantı kurulabilir.
Bu sebebe dayanarak boşanmaya hükmedilebilmesi için üç koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Birincisi, eşin akıl hastası olması; ikincisi, bu hastalık nedeniyle ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi; üçüncüsü ise hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesidir. Gerekçede özellikle vurgulandığı gibi, bu denli önemli bir konuda tek bir bilirkişi raporuyla yetinilmez; mutlaka tam teşekküllü resmî sağlık kurulundan rapor alınması esası benimsenmiştir. Hâkim, hastalığın türünü, seyrini ve iyileşme ihtimalini bu rapor üzerinden değerlendirir. Çekilmezlik koşulu somut olaya göre takdir edilir; her akıl hastalığı kendiliğinden boşanma sebebi sayılmaz, hastalığın ortak yaşamı katlanılamaz kıldığının da ortaya konması gerekir. Bu yönüyle madde, hem hasta eşi koruyan hem de sağlıklı eşin yaşam hakkını gözeten dengeli bir yapı kurar.
Koşulların gerçekleşmesi hâlinde hâkim boşanmaya karar verir; boşanmanın malî sonuçları bakımından kusur ilkesi bu sebepte özellik gösterir, zira hasta eşe kusur izafe edilemeyeceğinden tazminat değerlendirmesi farklılaşır. Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi içtihatlarında, resmî sağlık kurulu raporu alınmadan yalnızca taraf beyanlarına veya yetersiz bilirkişi görüşüne dayanılarak verilen boşanma kararlarının bozulduğu, hastalığın iyileşmesinin mümkün olmadığının kesin biçimde saptanması gerektiği istikrarlı olarak benimsenmektedir. Somut bir örnekle: eşi ağır ve kalıcı bir psikotik bozukluk tanısı alan, bu nedenle aile içi yaşamı sürdürmesi imkânsız hâle gelen bir kişi, üniversite hastanesinden alacağı sağlık kurulu raporuyla iyileşme ihtimalinin bulunmadığını kanıtlarsa boşanmaya hükmedilir. Rapor iyileşme ihtimali bulunduğunu gösterirse veya çekilmezlik ispatlanamazsa dava reddedilir.
