TMK 184. Madde
(1) Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbidir:
1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz.
2. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re’sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez.
3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz.
5. Boşanma veya ayrılığın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.
6. Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.
TMK 184. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 150 nci maddesini karşılamaktadır. Bu maddede belirtilenler dışında, boşanmada yargıl ama usulünün Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâ bi olduğu açıklanmıştır. Maddenin beşinci bendinde “iki taraf arasında” ifadesi mehaza uygun olarak metinden çıkarılmıştır. Boşanma ve ya ayrılığın fer’i sonuçlarına ilişkin anlaşma, eşler dışında, çocuğun velâ yet altında bulunduğu durumlarda vasisinin de katılmasınıgerektirebileceğinden, bu anlaşmaların hâ kim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmayacağıhükmüne yer verilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 184, boşanma ve ayrılık davalarında uygulanacak yargılama usulünü düzenler ve bu davaları genel usul hukukundan ayıran özel kuralları sıralar. Hüküm, yürürlükten kalkan 743 sayılı Kanunun 150. maddesini karşılar. Maddenin çıkış noktası, boşanma davalarının kamu düzenini yakından ilgilendirmesi ve aile bütünlüğünün korunmasıdır; bu nedenle taraf iradesinin medeni usuldeki olağan hâkimiyeti burada belirgin biçimde sınırlanmıştır. Maddenin giriş cümlesi, sayılan istisnalar saklı kalmak üzere yargılamanın genel usul kanununa (bugün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa) tâbi olduğunu belirtir; ardından gelen bentler ise ispat, ikrar, yemin ve fer’î sonuçlara ilişkin anlaşmalar bakımından kendine özgü, emredici bir rejim kurar. Böylece hâkimin re’sen araştırma ve denetim yetkisi, taraf tasarrufunun önüne geçecek biçimde öne çıkar.
Maddenin getirdiği özel kurallar şöyle işler: Hâkim, boşanma veya ayrılığın dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz; salt biçimsel deliller yeterli değildir. İkinci bent uyarınca hâkim, bu olgular hakkında ne re’sen ne de istem üzerine taraflara yemin öneremez; yemin delili boşanma sebeplerinin ispatında dışlanmıştır. Üçüncü bent, tarafların her türlü ikrarının hâkimi bağlamayacağını öngörür. Beşinci bent, boşanma veya ayrılığın velayet, nafaka, tazminat gibi fer’î sonuçlarına ilişkin tarafların yaptığı anlaşmaların hâkim onayı olmadan geçerli olmayacağını kurallaştırır; çünkü çocuğun bulunduğu hâllerde vasinin de katılımı gerekebilir. Altıncı bent ise taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılabilmesine olanak tanıyarak özel hayatın korunmasını gözetir. Bu kurallar emredicidir ve taraflarca bertaraf edilemez.
Bu özel kurallara aykırı verilen kararlar bozma sebebidir: yemine dayanılarak ya da salt ikrarla kurulan boşanma hükmü, vicdani kanaat ölçütü çiğnendiği için hukuka aykırıdır; onaylanmamış fer’î anlaşmaya dayanan karar da geçersizdir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, hâkimin tarafların anlaşmasıyla bağlı olmadığını, özellikle çocuğun velayeti ve nafakası bakımından re’sen araştırma yapması gerektiğini istikrarlı biçimde vurgular. Somut örnek: anlaşmalı boşanmada eşler velayeti ve nafakayı kendi aralarında kararlaştırıp dilekçeye eklese bile, hâkim bu düzenlemeyi çocuğun yararı bakımından inceler; uygun bulmazsa onaylamaz ve gerekli değişikliği yapmadan boşanmaya hükmedemez. Aynı şekilde, davalı eş kusuru ikrar etse dahi hâkim bağımsız delillerle vicdani kanaate ulaşmadıkça boşanmaya karar veremez.
