TMK 215. Madde
(1) Eşlerden birinin açık veya örtülü olarak mallarının yönetimini diğer eşe bırakması hâlinde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça vekâlet hükümleri uygulanır.
TMK 215. Madde Gerekçesi
Madde, İsviçre Medenî Kanununun 195 inci maddesinin birinci fıkrasıhükmünükarşılamaktadır. 40 Maddede bir eşin açık ve ya örtülü olarak mallarının yönetimini diğerine bırakmasıhâ linde, aksi kararlaştırılmadıkça, eşler arasında vekâ let hükümlerinin uygulanacağıkabul edilmiştir. Bu hükme göre, bir eşaçıkça ve ya ses çıkarmamak suretiyle fiilen, mallarının yönetimini diğer eşe bırakabilir. Yönetimin açıkça diğer eşe bırakılması için mutlaka bir mal rejimi sözleşmesi yapılmasışart değildir. Bir işve ya şirket sözleşmesi çerçevesinde de bu yönetim diğer eşe bırakılabilir. Bu gibi durumlarda vekâ let değil, bu sözleşme hükümlerinin uygulanacağıtabiî dir.
Açıklama
TMK Madde 215, eşlerden birinin mallarının yönetimini açık ya da örtülü biçimde diğer eşe bırakması durumunda, aksi kararlaştırılmadıkça vekâlet hükümlerinin uygulanacağını öngörür. Bu düzenleme, eşler arasında sıkça karşılaşılan fiilî bir durumu hukuki bir zemine oturtur: bir eş, kendi malvarlığının idaresini fiilen diğer eşin eline bırakabilir ve bu bırakma bir mal rejimi sözleşmesini gerektirmez. Hüküm, boşlukta kalan bu yönetim ilişkisini Türk Borçlar Kanunu’nun 502 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekâlet sözleşmesi hükümlerine bağlayarak, yöneten eşin hak ve yükümlülüklerini belirli bir çerçeveye kavuşturur. Böylece malların yönetimi, kanunen öngörülen bir hukuki kalıp içinde yürür ve tarafların güvenliği sağlanır.
Uygulamada yönetimin bırakılması iki biçimde gerçekleşebilir: eş açıkça yetki verebileceği gibi, malların idaresine uzun süre ses çıkarmayarak örtülü biçimde de yönetimi diğer eşe terk edebilir. Vekâlet hükümlerinin devreye girmesiyle yöneten eş, malları özenle yönetmek, talep hâlinde hesap vermek ve elde ettiği gelirleri malik eşe iade etmekle yükümlü olur; TBK’nın vekilin özen ve hesap verme borcuna ilişkin hükümleri burada doğrudan uygulanır. Maddenin önemli bir sınırı, tarafların aksini kararlaştırabilmesidir: yönetim bir iş, hizmet ya da şirket sözleşmesi çerçevesinde bırakılmışsa, vekâlet değil o sözleşmenin hükümleri uygulanır. Bu nedenle yönetimin hangi hukuki ilişki içinde devredildiği titizlikle saptanmalıdır.
Yönetim yetkisinin kötüye kullanılması hâlinde malik eş, vekâlet hükümlerine dayanarak yöneten eşten hesap sorabilir, zararının tazminini isteyebilir ve TBK m. 512 uyarınca yönetimi her zaman geri alabilir. Yargıtay, eşlerden birinin diğerinin taşınmazlarını ya da banka hesaplarını uzun süre fiilen yönettiği uyuşmazlıklarda, açık bir sözleşme bulunmasa dahi vekâlet ilişkisinin varlığını kabul ederek hesap verme yükümlülüğü doğduğunu benimsemektedir. Somut örnek: şehir dışında çalışan kadının, kira gelirli dükkânlarının kira tahsilatını ve giderlerini yıllarca kocasına bırakması hâlinde koca, vekil gibi toplanan kiraları hesabını vererek eşine iade etmek zorundadır; gelirleri kendi adına harcadığını gizlerse vekâletin özen ve sadakat borcuna aykırılıktan sorumlu tutulur.
