TMK ▸ Madde 235

TMK 235. Madde

(1) Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılırlar.

(2) Edinilmiş mallara hesapta eklenecek olanların değeri, malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır.

TMK 235. Madde Gerekçesi

Madde İsviçre Medenî Kanununun 214 üncü maddesini karşılamaktadır. Maddenin birinci fıkrasıkatılma rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmişmalların, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılacağınıöngörmüştür. Burada malların 232 nci maddede öngörülen sürüm değerlerinin hangi andaki sürüm değeri olduğu hükme bağlanmak istenmiştir. Maddede bu an, tasfiye anı olarak öngörülmüştür. Maddenin ikinci fıkrasıyapılacak hesaplamada, edinilmişmallara eklenecek olan malların değerinin ise, bu malın temlik edildiği tarihe göre belirleneceğini öngörmüştür.

Açıklama

TMK Madde 235, mal rejiminin tasfiyesinde edinilmiş malların ve hesaba eklenecek değerlerin hangi ana göre değerlendirileceğini düzenleyerek değerlendirme anını belirler. Birinci fıkra, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş malların tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılacağını öngörür; böylece TMK m.232 uyarınca esas alınan sürüm değerinin hangi zamana ilişkin olduğu netleştirilir. İkinci fıkra ise edinilmiş mallara hesapta eklenecek olanların (TMK m.229 kapsamındaki karşılıksız kazandırmalar ve devredilen değerler) değerinin, malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanacağını belirler. Bu ikili ayrım, rejimin sona erme tarihi ile fiilî tasfiye tarihi arasında geçen sürede malların değerinde meydana gelen değişimlerin adil biçimde yansıtılmasını amaçlar. Gerekçe, düzenlemenin İsviçre Medenî Kanunu m.214 kaynaklı olduğunu ve sürüm değerinin tasfiye anına bağlandığını açıklar.

Uygulama mekanizması bakımından mevcut edinilmiş mallar ile hesaba eklenecek değerler için iki farklı zaman ölçütü işler. Halen tasfiye anında varlığını koruyan mallar, tasfiyenin yapıldığı andaki güncel sürüm değeriyle hesaba katılır; bu kural, mal rejiminin sona erdiği tarih ile dava sonucu tasfiyenin gerçekleştiği tarih arasında, özellikle enflasyonist ortamda taşınmaz veya araç değerlerinde oluşan artışların alacaklı eş lehine yansımasını sağlar. Buna karşılık, eşin sağlığında üçüncü kişilere devrettiği ve hesaba eklenmesi gereken karşılıksız kazandırmalar bakımından değer, malın devredildiği tarihteki değeriyle sabitlenir; çünkü o mal artık eşin malvarlığında bulunmamakta, yalnızca hesaben eklenmektedir. Bu ayrım, eklenecek değerlerde sonradan oluşan değer artışının borçlu eşe yüklenmemesini sağlayan dengeli bir çözümdür.

Değerlendirme anının yanlış belirlenmesi, katılma alacağının eksik veya fazla hesaplanması sonucunu doğuracağından, mahkemeler bilirkişi marifetiyle tasfiye anındaki sürüm değerini titizlikle tespit etmek zorundadır. Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi, mevcut malların karar tarihine en yakın tasfiye anındaki değeriyle, eklenecek değerlerin ise devir tarihindeki değeriyle hesaplanması gerektiğini istikrarla kabul etmekte; tasfiye anının hatalı alındığı hükümleri bozmaktadır. Somut bir örnek: eşlerin boşanma davası açıldığında 1.000.000 TL olan müşterek emek ürünü taşınmaz, tasfiyenin tamamlandığı tarihte 2.000.000 TL’ye ulaşmışsa, TMK Madde 235 uyarınca hesaba 2.000.000 TL değeriyle katılır. Buna karşın borçlu eşin yıllar önce 200.000 TL değerle bağışladığı ve hesaba eklenen bir taşınmaz, bağış tarihindeki 200.000 TL değeriyle dikkate alınır.