TMK ▸ Madde 236

TMK 236. Madde

(1) Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas edilir.

(2) Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.

TMK 236. Madde Gerekçesi

Madde İsviçre Medenî Kanununun 215 inci maddesini karşılamaktadır. Maddenin birinci fıkrası, her eşin diğer eşe ait artık değerin yarısıoranında hak sahibi olduğunu hükme bağlamıştır. Mal rejiminin eşlerden birinin ölmesiyle sona ermesi hâ linde maddede bu istem hakkının ölen eşin mirasçılarına ait olduğu ifade edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrası, tasfiye sonunda eşlerin birbirinden alacaklarıbulunmasıhâ linde, artık değere ilişkin alacak ile bu alacakların takas edilebileceğini öngörmüştür.

Açıklama

TMK Madde 236, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde temel paylaşım kuralını koyar: her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir ve karşılıklı alacaklar takas edilir. Bu yarı yarıya katılma ilkesi, rejimin özünü oluşturur ve artık değerin nasıl hesaplanacağını gösteren TMK m.231 ile değerlendirme anını belirleyen TMK m.235 hükümleriyle birlikte uygulanır. Katılma alacağı aynî değil, kural olarak bir para alacağıdır; eş diğerinin malları üzerinde doğrudan mülkiyet iddia edemez, yalnızca artık değerin yarısı kadar alacak hakkına sahiptir. Gerekçe, düzenlemenin İsviçre Medenî Kanunu m.215 kaynaklı olduğunu, rejimin ölümle sona ermesi hâlinde istem hakkının ölen eşin mirasçılarına geçtiğini ve karşılıklı alacakların takas edilebileceğini açıkça belirtir.

Uygulama mekanizması bakımından her eşin önce kendi edinilmiş mallarının artık değeri ayrı ayrı hesaplanır; ardından her eş, karşı tarafın artık değerinin yarısı oranında katılma alacağına hak kazanır. Her iki eşin de alacağı bulunduğunda bu alacaklar takas edilerek tek bir bakiye alacak ortaya çıkar; böylece karşılıklı ödeme zorunluluğu sadeleştirilir. İkinci fıkra, yarı yarıya katılma ilkesine kusur temelli bir istisna getirir: zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir ya da tümüyle kaldırabilir. Bu yetki yalnızca bu iki ağır kusur hâliyle sınırlıdır; diğer boşanma sebeplerinde pay oranıyla oynanamaz. Hâkim takdirini kullanırken kusurun ağırlığını, evlilik süresini ve eşlerin ekonomik durumunu değerlendirir.

İkinci fıkranın uygulanması, kusurlu eşin diğer eşin malvarlığı artışından alacağı payın kısmen veya tamamen yitirilmesi sonucunu doğurur; bu, bir tür medenî yaptırım niteliği taşır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Hukuk Dairesi, pay oranının azaltılması veya kaldırılmasının yalnızca zina ve hayata kast sebeplerine özgü olduğunu, bu sebepler dışındaki kusurlu davranışların katılma alacağını etkilemeyeceğini istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Somut bir örnek: eşini aldatan ve bu sebeple boşanmaya karar verilen kadının, kocasının edinilmiş mallarındaki artık değerin normalde yarısına hak kazanması gerekirken, hâkim TMK Madde 236 uyarınca zina sabit olduğundan kadının pay oranını hakkaniyete göre dörtte bire indirebilir veya somut olayın ağırlığına göre tümüyle kaldırabilir; karşılıklı alacaklar varsa kalan miktar takas yoluyla belirlenir.