TMK ▸ Madde 237

TMK 237. Madde

(1) Artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esas kabul edilebilir.

(2) Bu tür anlaşmalar, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez.

TMK 237. Madde Gerekçesi

Madde İsviçre Medenî Kanununun 216 ncı maddesini karşılamaktadır. Maddenin birinci fıkrası, eşlere artık değerin paylaştırılmasıhususunda mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esasın kabul edilmesi olanağınıtanımıştır. Bunun sonucu olarak eşler yarıyarı ya paylaşım yerine başka oranlar kabul edebileceklerdir. Edinilmişmalların önemli bir bölümünüeşlerden birisinin malvarlığındaki artışın oluşturması ve mal rejimi sözleşmesiyle bunun tamamının sağkalan eşe kalmasının öngörülmesi hâ linde, ölen eşin mirasçılarının bundan zarar görecekleri tabiî dir. Bu nedenle maddenin ikinci fıkrası bu tür anlaşmaların, eşlerin müşterek olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklıpaylarınıihlâ l edemeyeceğini öngörmektedir. Bu hükümle eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle, ortak olmayan çocukların saklıpaylarınıihlâ l edecek çözümler getirmeleri önlenmek istenmiştir.

Açıklama

TMK Madde 237, artık değere katılmada eşlere sözleşme serbestisi tanıyarak, mal rejimi sözleşmesiyle kanundaki yarı yarıya paylaşım esasından farklı bir esasın kabul edilebileceğini düzenler. Birinci fıkra uyarınca eşler, artık değerin paylaştırılması konusunda örneğin üçte iki – üçte bir gibi başka oranlar kararlaştırabilir; bu serbesti, edinilmiş mallara katılma rejiminin emredici olmayan, eşlerin iradesine açık yönünü oluşturur. Hüküm, yarı yarıya katılmayı kural olarak öngören TMK m.236 ile sözleşmeyle kararlaştırılan farklı esasın boşanma hâlinde uygulanabilmesini açıklık şartına bağlayan TMK m.238 arasında köprü işlevi görür. Gerekçe, düzenlemenin İsviçre Medenî Kanunu m.216 kaynaklı olduğunu ve serbestinin sınırının saklı paylar olduğunu belirtir; bu da mal rejimi serbestisinin miras hukuku korumalarıyla sınırlandırıldığını gösterir.

Uygulama mekanizması bakımından eşler, bu farklı esası ancak geçerli bir mal rejimi sözleşmesiyle, yani noterde düzenleme veya onaylama biçiminde (TMK m.205) kararlaştırabilir; sözlü ya da adi yazılı anlaşma yeterli değildir. İkinci fıkra ise bu serbestiye önemli bir sınır getirir: bu tür anlaşmalar, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez. Böylece edinilmiş malların büyük bölümünü oluşturan bir eşin malvarlığı artışının, sözleşmeyle tamamen sağ kalan eşe bırakılması durumunda, ölen eşin önceki evliliğinden olan çocuklarının saklı pay hakları korunur. Bu sınır, ölüme bağlı tasarruf serbestisinin saklı paylarla sınırlandığı miras hukuku ilkesiyle (TMK m.505 ve devamı) uyum içinde işler ve özellikle yeniden evlenmiş ailelerde önem taşır.

Saklı payı zedeleyen sözleşme hükmü, kendiliğinden geçersiz olmaz; ancak saklı pay sahibi ortak olmayan çocuk, payının zedelenen kısmı için tenkis isteyebilir ve farklı paylaşım bu sınıra kadar geçerliliğini korur. Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi, mal rejimi sözleşmesiyle yapılan farklı paylaşım anlaşmalarının ortak olmayan çocukların saklı paylarını ihlal edemeyeceğini ve bu hâlde tenkis hükümlerinin devreye gireceğini kabul etmektedir. Somut bir örnek: ikinci evliliğini yapan bir erkek, eşiyle düzenledikleri sözleşmede artık değerin tamamının eşe kalacağını kararlaştırmış olsa da, erkeğin ilk evliliğinden olan çocuğu vardır; erkek öldüğünde TMK Madde 237 uyarınca bu çocuğun saklı payı zedelenemeyeceğinden, çocuk saklı payını alacak, sözleşme ancak bu sınır içinde uygulanacaktır.