TMK ▸ Madde 26

TMK 26. Madde

(1) Adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespitini dava edebilir.

(2) Adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini; haksız kullanan kusurlu ise ayrıca maddî zararının giderilmesini ve uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevî tazminat ödenmesini isteyebilir.

TMK 26. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 25 inci maddesini karşılamaktadır. Maddede ve kenar başlıklarında “isim” yerine dilimizde daha yaygın bir uygul ama alanıbulan ve daha güncel olan “ad” sözcüğükullanılmıştır. Maddenin birinci fıkrasıaslına uygun olarak arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Maddenin ikinci fıkrasıda aynışekilde aslına uygun olarak yeniden kaleme alınmıştır. Maddenin sadece “adın gasba karşıkorunmasını”, yani adın başkaları tarafından haksız olarak kullanılmasınıdüzenlediği göz önünde tutularak, “buna son verilme davasının” zarar ve kusur koşullarınıgerektirmediği, oysa tazminat davalarının kusur koşullarına bağlıolduğu ifade edilmiştir. Maddenin bu fıkrasında manevî tazminat istemi, İsviçre Medenî Kanununun 29 uncu maddesine uygun olarak sadece bir miktar paranın verilmesine yönelik olmaktadır. Bu niteliği vurgulamak üzere “manevî tazminat ödenmesini” ifadesine yer verilmiştir. Madede 27- Yürürlükteki Kanunun 26 ncı maddesini karşılamaktadır. Madde kenar başlığı ile birlikte sadeleştirilmek amacıyla yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

TMK Madde 26, adın korunmasını düzenleyerek kişiye iki ayrı dava imkânı tanır. Birinci fıkraya göre adının kullanılması çekişmeli olan kişi, adı üzerindeki hakkının tespitini dava edebilir. İkinci fıkraya göre ise adı haksız olarak kullanılan kişi, bu kullanıma son verilmesini; kullanan kusurluysa ayrıca maddi zararının giderilmesini ve haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevi tazminat ödenmesini isteyebilir. Hüküm, kişiliği koruyan TMK Madde 24 ve dava türlerini gösteren TMK Madde 25 ile birlikte değerlendirilir; ad, kişiliğin ayrılmaz bir parçası olarak bu genel koruma sisteminin özel bir uzantısını oluşturur ve adın değiştirilmesini düzenleyen TMK Madde 27 ile tamamlanır.

Maddenin getirdiği davalar bakımından önemli bir ayrım vardır. Tespit ve men davaları, yani hakkın belirlenmesi ile haksız kullanıma son verilmesi talepleri, kusur ve zarar koşulu aranmaksızın açılabilir; davacının yalnızca adının çekişmeli ya da haksız kullanıldığını ortaya koyması yeterlidir. Buna karşılık maddi ve manevi tazminat talepleri, kullanan kişinin kusurlu olmasına bağlıdır. Manevi tazminat, İsviçre Medeni Kanunu örnek alınarak bir miktar paranın ödenmesi biçiminde öngörülmüştür. Adın haksız kullanımı, başkasının adını kendi adıymış gibi kullanma ya da bir ticari işletmede, eserde veya internet alan adında izinsiz kullanma gibi biçimlerde ortaya çıkabilir.

Adın haksız kullanımı sürüyorsa men kararıyla durdurulur, geçmişte doğan zararlar ise tazminatla giderilir; mahkeme kararının üçüncü kişilere bildirilmesine veya yayımlanmasına da TMK Madde 25 uyarınca hükmedilebilir. Yargıtay içtihadında, ünlü kişilerin adlarının izinsiz olarak ticari amaçla kullanılması hâlinde hem men hem de tazminat sorumluluğunun doğduğu kabul edilir. Somut bir örnek olarak, tanınmış bir kişinin adı ve soyadı, izni olmaksızın bir markada ya da internet alan adında kullanılırsa, bu kişi TMK Madde 26 uyarınca kullanıma son verilmesini, kusur varsa maddi zararının giderilmesini ve haksızlığın ağırlığı gerektiriyorsa manevi tazminat ödenmesini isteyebilir; mahkeme ayrıca kararın ilanına da karar verebilir.