TMK 27. Madde
(1) Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hâkimden istenebilir.
(2) (Değişik ikinci fıkra:14/11/2024-7532/12 md.) Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan olunur. Bu ilanda; hükmü veren mahkeme, kararın verildiği tarih, dosyanın esas ve karar numarası ile adının değiştirilmesine karar verilen kişinin nüfusa kayıtlı olduğu yer, doğum tarihi, ana ve baba adı, önceki adı ve soyadı, mahkeme kararıyla verilen yeni adı ve soyadı yer alır.1
(3) Ad değişmekle kişisel durum değişmez.
(4) Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl
(5) içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir.
TMK 27. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 26 ncı maddesini karşılamaktadır. Madde ifadesi sadeleştirilerek yürürlükteki hükümden aynen alınmıştır. Adın değiştirilmesinin haklı sebebe dayanması, ilâ nen duyurulması ve zarar görenin dava hakkı düzenlenmiştir.
Açıklama
Türk Medeni Kanunu’nun 27. maddesi, kişinin doğumla veya evlilikle edindiği adı hangi koşullarda ve hangi usulle değiştirebileceğini düzenleyen temel normdur. Madde, adın değiştirilmesini “haklı sebep” koşuluna bağlamakta, hâkim kararını zorunlu kılmakta, kararın ilanını öngörmekte, adın değişmesiyle kişisel durumun değişmeyeceğini ilan etmekte ve zarar görenlere dava hakkı tanımaktadır. Böylece adın sürekliliği ilkesi ile kişinin kendini ifade özgürlüğü arasında bir denge kurulmaktadır.
Birinci fıkradaki “haklı sebep” kavramı çerçeve bir ölçüttür; hâkim somut olayda değerlendirir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu içtihatlarında haklı sebep olarak kabul edilen haller şunlardır: adın toplumda alay konusu olması, telaffuzunun güç olması, kişinin başka bir adla tanınması (çağrıldığı ad), dini veya kültürel saikler, cinsiyet değişikliği sonrası cinsiyete uymayan ad, adın ticari hayatta karışıklığa yol açması, yurt dışında okuma veya çalışma koşullarında uyum güçlüğü. Yargıtay; değiştirilmek istenen adın sabıka kaydından kaçınma, alacaklılardan saklanma veya üçüncü kişileri yanıltma saikiyle talep edilmediği müddetçe haklı sebep eşiğini dar tutmamakta, kişinin kendi adını serbestçe seçme hakkını genişletici biçimde yorumlamaktadır.
İkinci fıkra, 14/11/2024 tarihli 7532 sayılı Kanun’la değiştirilmiş, ilanın Basın İlan Kurumu’nun ilan portalında yapılacağı ve ilanın içeriği ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin 25/12/2025 tarihli E.2025/120, K.2025/270 sayılı kararıyla bu fıkranın bir kısmı iptal edilmiş ve iptal hükmünün 1/1/2027 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Bu geçiş döneminde yargı uygulaması; ilanın hâlen Basın İlan Kurumu portalında yapılacağı ancak 2027’den itibaren 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ve yönetmeliklerdeki yeni düzenlemelere uygun usule dönüleceği yönünde şekillenmektedir.
Üçüncü fıkra, “ad değişmekle kişisel durum değişmez” kuralını getirir. Bu hüküm, ad değişikliğinin kişinin soybağı, evlilik statüsü, miras ehliyeti, mevcut hak ve borç ilişkileri üzerinde hiçbir etki doğurmayacağını açıkça belirtmektedir. Ad değiştiren kişi, eski adı altında yaptığı sözleşmelerin tarafı olmaya devam eder; kefalet, icra takipleri, dava dosyaları, tapu kayıtları adı güncellenerek devam eder. Kimlik belgelerinin, ehliyetin, pasaportun yenilenmesi; bankalardaki hesap ve kredi kayıtlarının güncellenmesi; SGK, vergi, ticaret sicili nezdindeki bildirimlerin yapılması gereklidir; ancak bu işlemler yalnızca bildirim niteliğindedir, hak sahipliğini etkilemez.
Dördüncü fıkra, zarar görenin iptal davası hakkını düzenler: değişiklikten zarar gören kimse, bunu öğrendiği günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının kaldırılmasını dava edebilir. Buradaki bir yıllık süre hak düşürücü süredir; re’sen dikkate alınır. Zarar kavramı geniş yorumlanır; alacaklının takibi güçleşen durumlarda, babalık veya soybağı davalarında karmaşaya yol açacak adı değiştirme, ticari hayatta haksız rekabet oluşturan ad değişiklikleri bu dava kapsamında iptal ettirilebilir. Dava, asliye hukuk mahkemesinde açılır; Nüfus Müdürlüğü ve adı değiştiren kişi hasım gösterilir. Uygulamada TMK 27, kişinin kendini ifade özgürlüğü ile aile hukuku-usul hukuku güvenliği arasındaki dengeyi hâkim takdiriyle koruyan dinamik bir kurumdur.
