TMK 299. Madde
(1) Davacı, tanıyanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür.
(2) Ana veya çocuk tarafından tanıyanın baba olmadığı iddiasıyla açılan iptal davasında ispat yükü, tanıyanın, gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı kanıtları göstermesinden sonra doğar.
TMK 299. Madde Gerekçesi
Maddede İsviçre Medenî Kanununun 260b maddesi örnek alınmıştır. Birinci fıkra ya göre davacıtanıyanın baba olmadığınıkanıtlamak zorundadır. Ancak yürürlükteki Kanunun 293 ve 294 üncü maddelerinde yer alan, tanımanın çocuk için zararlıolduğu ve tanımanın kanunen yasak olduğu gerekçesiyle iptal davasıaçılmasıolanağı ve bu olanak kullanılırsa bu hususların kanıtlanmasızorunluluğu maddeye alınmamıştır. İkinci fıkrada ise hem 1984 tarihli Öntasarısı ve hem de İsviçre Medenî Kanununun düzenlemesi takip edilerek, ana ve ya çocuk tarafından açılan iptal davasında, önce davalının baba olmasıolasılığınıkanıtlamasıaranmak suretiyle, davacının ispat yükühafifletilmektedir.
Açıklama
TMK Madde 299, tanımanın iptali davasında ispat yükünün kime düştüğünü ve bu yükün hangi koşulda yer değiştirdiğini düzenleyerek, soybağı uyuşmazlıklarında delil dengesini kurar. Hüküm, tanımayı düzenleyen TMK m.295, tanıyanın iptal hakkını öngören TMK m.297, ilgililerin dava hakkını tanıyan TMK m.298 ve hak düşürücü süreleri belirleyen TMK m.300 ile birlikte tanıma kurumunun bütününü oluşturur. Maddenin gerekçesinde İsviçre Medeni Kanunu m.260b’nin örnek alındığı, ancak yürürlükten kalkan eski Kanunda yer alan tanımanın çocuk için zararlı veya yasak olduğu gerekçeleriyle dava açma olanağının metne alınmadığı belirtilmiştir. Böylece iptal davası yalnızca biyolojik gerçeğin tanımaya aykırılığı esasına dayandırılmış, ahlaki veya yasak temelli itirazlar kanun sistematiğinden çıkarılmıştır.
Maddenin işleyişinde kural ile istisna birbirinden ayrılır. Birinci fıkra genel kuralı koyar: davacı, tanıyanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür. Bu kural, tanıma beyanıyla kurulan soybağının doğruluğu yönündeki karineyi yansıtır ve iddia eden tarafa ağır bir ispat yükü yükler. İkinci fıkra ise ana veya çocuk tarafından açılan iptal davalarında ispat yükünü hafifletir: bu davalarda tanıyanın baba olmadığının ispat yükü, ancak tanıyanın gebe kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin inandırıcı kanıtlar göstermesinden sonra doğar. Yani önce davalı tanıyanın babalık olasılığını ortaya koyması gerekir; bu yapılmadıkça ana veya çocuk üzerine bir ispat yükü yüklenmez. Bu kademeli düzenleme, biyolojik anneyi ve çocuğu ispat güçlüğü karşısında korur.
İspat yükünün yerine getirilememesi, davanın o taraf aleyhine sonuçlanmasına yol açar; davacı tanıyanın baba olmadığını ispatlayamazsa tanıma geçerli kalır, davalı tanıyan babalık olasılığını ortaya koyamazsa ana ve çocuk lehine karar verilir. Modern uygulamada babalık ilişkisi en güvenilir biçimde DNA analiziyle saptandığından, Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi, tanımanın iptali davalarında genetik incelemenin yaptırılmasını ve incelemeden kaçınmanın aleyhe değerlendirilmesini istikrarlı biçimde aramaktadır. Somut örnek vermek gerekirse: tanıyan erkek, kendisinin baba olamayacağını ileri sürerek iptal davası açtığında TMK Madde 299/1 uyarınca bunu kendisi ispatlamalıdır; buna karşılık çocuğun annesi iptal davası açtığında, önce tanıyanın gebe kalma döneminde kendisiyle ilişkiye girdiğine dair inandırıcı kanıt sunması beklenir, ardından babalığın bulunmadığını ispat yükü doğar.
