TMK 309. Madde
(1) Evlât edinme, küçüğün ana ve babasının rızasını gerektirir.
(2) Rıza, küçüğün veya ana ve babasının oturdukları yer mahkemesinde sözlü veya yazılı olarak açıklanarak tutanağa geçirilir.
(3) Verilen rıza, evlât edinenlerin adları belirtilmemiş veya evlât edinenler henüz belirlenmemiş olsa dahi geçerlidir.
TMK 309. Madde Gerekçesi
Madde İsviçre Medenî Kanununun 265a maddesinden alınmıştır. Birinci fıkra, ana ve babasının rızasıalınmayan küçüğün evlâ t edinilemeyeceğini, yürürlükteki Kanunun 254 üncü maddesinin ikinci cümlesini kısmen karşılar şekilde hükme bağlamaktadır. İkinci fıkra, rızanın verilme şeklini düzenlemekte ve üçüncüfıkrada ise, verilen rızanın, evlâ t edinenlerin adlarıbelirtilmemişve ya evlâ t edinenler henüz belirlenmemişolsa dahi geçerli olacağı hükme bağlanmaktadır.
Açıklama
TMK Madde 309, küçüğün evlât edinilmesinde ana ve babasının rızasını kurucu bir koşul olarak öngörür ve bu rızanın hangi biçimde açıklanacağını düzenler. Hüküm İsviçre Medenî Kanununun 265a maddesinden alınmıştır ve evlât edinmeye ilişkin bütünün (TMK m.305 vd.) usulî güvencelerinden biridir. Birinci fıkra, ana ve babanın rızası alınmadan küçüğün evlât edinilemeyeceğini kurallaştırarak biyolojik soybağının ağırlığını ve velayet hakkının dokunulmazlığını korur. Rıza, küçüğün soybağıyla bağlı bulunduğu ana babaya tanınmış, kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır; nitelikli istisnaları ise rızanın aranmayacağı hâller olarak TMK m.311’de ve rızanın yerini bir mahkeme kararının alabileceği hâller olarak diğer hükümlerde ayrıca düzenlenmiştir.
Rızanın geçerli biçimde verilmesi şekil koşuluna bağlanmıştır. İkinci fıkra uyarınca rıza, küçüğün veya ana ve babanın oturdukları yer mahkemesinde sözlü ya da yazılı olarak açıklanır ve mutlaka tutanağa geçirilir; tutanağa geçirilmeyen bir rıza beyanı hukukî sonuç doğurmaz. Bu güvence, beyanın özgür iradeyle ve bilinçli verildiğinin hâkim önünde saptanmasını amaçlar. Üçüncü fıkra ise uygulamada büyük önem taşıyan bir esneklik getirir: verilen rıza, evlât edinecek kişilerin adları beyanda belirtilmemiş, hatta evlât edinenler henüz hiç belirlenmemiş olsa dahi geçerlidir. Böylece özellikle kurum aracılığıyla yürütülen evlât edinmelerde ana baba, çocuğu belirli bir aileye değil, ileride uygun görülecek kişilere bırakacak biçimde rızasını açıklayabilir ve sürecin işlemesi kolaylaşır.
Geçerli rızanın bulunmaması, evlât edinme kararının kurucu unsurundan yoksun kalmasına ve kararın iptaline yol açabilir; rıza şekil koşuluna uyulmadan alınmışsa beyan hükümsüzdür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, küçüğün evlât edinilmesinde ana baba rızasının kurucu nitelikte olduğunu ve usulüne uygun alınmadan verilen evlât edinme kararının bozulması gerektiğini istikrarlı biçimde belirtir. Somut örnek: bir çocuğun biyolojik annesi, çocuğunu doğumdan sonra evlât edindirmeyi kabul ettiğinde, mahkemeye gelerek beyanını tutanağa geçirir; bu beyanda çocuğu kimin evlât edineceğini bilmesi gerekmez. İleride uygun bir çift belirlendiğinde, annenin önceden verdiği bu adsız rıza geçerli kabul edilir ve yeniden rıza alınmasına gerek kalmadan evlât edinme tesis edilebilir; ancak ana baba TMK m.310 kapsamında rızasını süresi içinde geri alabilir.
