TMK 338. Madde
I. Eşler, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermekle yükümlüdürler.
II. Kendi çocuğu üzerinde velâyeti kullanan eşe diğer eş uygun bir şekilde yardımcı olur; durum ve koşullar zorunlu kıldığı ölçüde çocuğun ihtiyaçları için onu temsil eder.
TMK 338. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunda bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktur. Madde, İsviçre Medenî Kanununun 299 uncu maddesinden esinlenen 1984 tarihli Öntasarının 254 üncü maddesinden alınmıştır. Bir kimsenin, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermesini, bu üvey çocuklar üzerinde velâ yeti kullanan eşine uygun bir şekilde yardımcıolmasını ve durumun gerektirdiği ölçüde bu çocuğun ihtiyaçları için onu temsil etmesini hükme bağlayan bu madde, bir sosyal ahlâ k gerekliliğini Medenî Kanunda yer alan bir özel hukuk kuralıdüze yine çıkarmaktadır.
Açıklama
TMK Madde 338, üvey çocuklarla üvey ana veya baba arasındaki ilişkiyi hukuki bir özen yükümlülüğüne dönüştürerek aile birliğinin korunmasına katkı sağlar. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun velayet ve çocuğun korunmasına ilişkin hükümleriyle bütünleşen bu düzenleme, eşlerin yalnızca kendi çocuklarına değil, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve ilgi göstermesini emreder. Hüküm, evlilik birliğinin çatısı altında yetişen bütün küçüklerin esenliğini gözeten sosyal bir ahlak gereğini, özel hukuk düzeyinde bağlayıcı bir yükümlülük hâline getirir. Böylece üvey ebeveynin çocuğa karşı tutumu, salt vicdani bir beklenti olmaktan çıkıp hukuken talep edilebilir bir görev niteliği kazanır.
Maddenin uygulanmasında iki düzlemde somut yükümlülük doğar. Birincisi, eşlerin ergin olmayan üvey çocuklarına özen ve ilgi göstermesidir; bu, çocuğun günlük yaşamında destek olmayı ve gözetmeyi kapsar. İkincisi, kendi çocuğu üzerinde velayeti kullanan eşe diğer eşin uygun şekilde yardımcı olmasıdır. Durum ve koşullar zorunlu kıldığı ölçüde, üvey ebeveyn çocuğun ihtiyaçları için onu temsil edebilir; örneğin velayet sahibi eşin yokluğunda acil bir tıbbi müdahale ya da okul işlemi gerektiğinde üvey eş çocuk adına hareket edebilir. Bu temsil yetkisi sürekli değil, koşulların gerektirdiği geçici ve tamamlayıcı bir nitelik taşır.
Bu yükümlülüğün ihlalinin sonuçları çocuğun korunmasına ilişkin genel mekanizmalarla iç içedir. Üvey çocuğa karşı özen yükümlülüğünün ağır biçimde ihmal edilmesi, çocuğun menfaatinin tehlikeye düşmesi hâlinde hâkimin Türk Medeni Kanunu’nun koruyucu önlemlere ilişkin hükümleri uyarınca müdahalesini gerektirebilir. Yargıtay’ın aile hukuku uyuşmazlıklarındaki yaklaşımında, çocuğun üstün yararı belirleyici ölçüt olarak öne çıkar ve evlilik birliği içinde yaşayan üvey çocuğun ihmali, eşin kusuru değerlendirilirken dikkate alınabilir. {TMK} Madde 338, bu yönüyle yeniden kurulan ailelerde küçüklerin gözetilmesini güvence altına alan, dayanışma temelli bir aile içi sorumluluk normu olarak işlev görür. Düzenleme, kan bağı bulunmasa dahi aynı çatı altında yaşayan çocuğun ihmal edilmemesini hukuken talep edilebilir kılarak evlilik birliğinin koruyucu işlevini pekiştirir ve çocuğun esenliğini önceleyen bir anlayışı yansıtır.
