TMK 339. Madde
I. Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar.
II. Çocuk, ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür.
III. Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanırlar; önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutarlar.
IV. Çocuk, ana ve babasının rızası dışında evi terkedemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz.
V. Çocuğun adını ana ve babası koyar.
TMK 339. Madde Gerekçesi
Madde kısmen yürürlükteki Kanunun 264 üncü maddesinin ikinci ve üçüncüfıkralarınıkarşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin birinci fıkrasıvelâ yetin kapsamıyla ilgili olmadığı için, bu maddeye alınmıştır. Madde, İsviçre Medenî Kanununun dört fıkralık 301 inci maddesi hükmüörnek alınmak suretiyle beşfıkra hâ linde kaleme alınmıştır. Birinci fıkra ya göre, ana ve baba çocuğun menfaatini göz önünde tutarak onun bakımı ve eğitimi hususunda karar alır ve uygularlar. İkinci fıkra ise, içerik olarak, yürürlükteki Kanunun 264 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi hükmüyle aynıdır. Üçüncüfıkradaki hüküm, velâ yet altındaki ayırt etme gücüne sahip çocuğun kendi işlerinde olanak bulundukça söz sahibi olabilmesindeki yarar fikrine dayanmaktadır. Yürürlükteki metnin ikinci fıkrasında yer alan, beden ve akılca sakatlarla ilgili olan hüküm, bir sonraki “Eğitim” kenar başlıklımaddeye alınmıştır. Dördüncüfıkra, yürürlükteki Kanunun 262 nci maddesinin birinci cümlesinde d ile getirilen ve çocuğun yasal sebep olmadıkça ana ve babadan alınamayacağını ifade eden esas ile birlikte çocuğun da evi ana ve babasının rızasıdışında terkedemeyeceğini belirtmektedir. Beşinci fıkra, yürürlükteki Kanunun 264 üncü maddesinin son fıkrasındaki kuralıtekrar etmektedir.
Açıklama
TMK Madde 339, velâyetin kapsamını genel olarak düzenleyen temel hükümdür ve ana ile babanın çocuğun bakım ve eğitimi konusundaki yetki ve sorumluluklarının çerçevesini çizer. Birinci fıkra, ana ve babanın çocuğun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alıp uygulamasını öngörür; böylece çocuğun üstün yararı ilkesi velâyetin temeline yerleştirilmiştir. Madde, eğitimi düzenleyen TMK m.340 ve dinî eğitimi düzenleyen TMK m.341 ile birlikte velâyetin içeriğini oluşturan hükümler bütününün giriş normudur. Gerekçesinde 743 sayılı eski Kanun’un 264. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarını kısmen karşıladığı, İsviçre Medenî Kanunu’nun 301. maddesinin örnek alındığı ve beş fıkra hâlinde kaleme alındığı belirtilmiştir. Hüküm, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin çocuğun yararını esas alan ilkeleriyle de uyumludur.
Maddenin uygulanma mekanizması beş fıkra üzerinden işler ve velâyetin karşılıklı hak ve yükümlülük dengesini kurar. Birinci fıkra ebeveyne çocuğun menfaatine göre karar alma yetkisi tanırken, ikinci fıkra çocuğa ana ve babasının sözünü dinleme yükümlülüğü yükler. Üçüncü fıkra, çocuğun olgunluğu ölçüsünde hayatını düzenleme olanağı tanınmasını ve önemli konularda olabildiğince çocuğun düşüncesinin göz önünde tutulmasını öngörerek, çocuğun katılım hakkını güvence altına alır. Dördüncü fıkra, çocuğun ana ve babasının rızası dışında evi terk edemeyeceğini ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamayacağını düzenleyerek aile birliğinin korunmasını sağlar. Beşinci fıkra ise çocuğun adını ana ve babasının koyacağını belirterek velâyete bağlı bir başka yetkiyi netleştirir. Bu yapı, otorite ile çocuğun kişiliğine saygıyı dengeler.
Maddenin sonucu, velâyetin yetki yönü kadar yükümlülük yönünün de bağlayıcı olması; çocuğun yararına aykırı kullanımın koruma önlemlerine yol açabilmesidir. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, velâyete ilişkin kararlarda çocuğun üstün yararının ve idrak çağındaki çocuğun görüşünün mutlaka gözetilmesi gerektiğini istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Somut bir örnek: idrak çağına gelmiş bir çocuğun hangi okulda eğitim göreceği veya hangi şehirde yaşayacağı gibi önemli bir konuda, ana ve baba TMK Madde 339 uyarınca çocuğun düşüncesini olabildiğince göz önünde tutmak zorundadır; çocuk ise ebeveyninin rızası olmadan evi terk edemez, ailesi de yasal bir sebep bulunmadıkça çocuğu kendisinden alamaz.
