TMK ▸ Madde 341

TMK 341. Madde

I. Çocuğun dinî eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir.

II. Ana ve babanın bu konudaki haklarını sınırlayacak her türlü sözleşme geçersizdir.

III. Ergin, dinini seçmekte özgürdür.

TMK 341. Madde Gerekçesi

Madde 1984 tarihli Öntasarının 257 nci maddesinden, ifadede bazıdeğişiklikler yapılmak suretiyle aynen alınmıştır ve yürürlükteki Kanunun 266 ncı maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki metne göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Açıklama

TMK Madde 341, çocuğun dinî eğitimini belirleme hakkını düzenleyerek bu hakkı ana ve babaya tanır ve bu hakkı sınırlayacak sözleşmeleri geçersiz sayar. Hüküm, velâyetin kapsamını oluşturan ana ve baba yetkilerinden birini somutlaştırır; çocuğun bakım ve eğitimine ilişkin genel düzenlemeyi içeren TMK m.339 ve eğitimi düzenleyen TMK m.340 ile sistematik bütünlük taşır. Maddenin temelinde, din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alan Anayasa’nın 24. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesi yer alır; ebeveynin çocuğun eğitimini kendi inançlarına göre yönlendirme hakkı, EİHS Ek 1 No’lu Protokol’ün 2. maddesiyle de korunur. Gerekçesinde 743 sayılı eski Kanun’un 266. maddesini karşıladığı ve hüküm değişikliği bulunmadığı belirtilmektedir. Üçüncü fıkra ise erginin din seçme özgürlüğünü güvence altına alarak ebeveyn hakkına bir sınır çizer.

Maddenin uygulanma mekanizması üç fıkra üzerinden işler. Birinci fıkraya göre çocuk ergin oluncaya kadar onun dinî eğitimini belirleme hakkı münhasıran ana ve babaya aittir; bu hak velâyetin doğal bir parçasıdır ve ebeveyn dışında üçüncü kişilerce kullanılamaz. İkinci fıkra, bu hakkın korunması için önemli bir güvence getirir: ana ve babanın dinî eğitimi belirleme hakkını sınırlayacak her türlü sözleşme geçersizdir; örneğin evlilik öncesi yapılan ve çocuğun belirli bir dinde yetiştirileceğini taahhüt eden anlaşmalar hukuken bağlayıcı değildir. Üçüncü fıkra ise erginliğe ulaşan kişinin dinini seçmekte tam serbest olduğunu belirterek, ebeveyn yetkisinin erginlikle birlikte sona erdiğini ortaya koyar. Böylece hak, çocuğun gelişimine paralel biçimde sınırlandırılmıştır.

Maddenin sonucu, ebeveynin dinî eğitim hakkını sınırlayan sözleşmelerin geçersiz sayılması ve erginin bu konuda tam özgürlüğe kavuşmasıdır. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, çocuğun dinî eğitiminin velâyet kapsamında ana ve babaya ait olduğunu, ancak bu hakkın çocuğun üstün yararı ve din özgürlüğüyle sınırlı olduğunu kabul etmektedir. Somut bir örnek: boşanma sürecinde eşlerin çocuğun belirli bir mezhep veya inanç doğrultusunda yetiştirileceğine dair yaptığı yazılı anlaşma, TMK Madde 341 uyarınca geçersizdir ve taraflardan birini bağlamaz; çocuk ergin olduğunda ise ister ebeveyninin yönlendirdiği inancı sürdürür ister tümüyle farklı bir tercih yapar, bu seçim hukuken tamamen kendisine aittir.