TMK ▸ Madde 370

TMK 370. Madde

I. Ana ve baba veya büyük ana ve baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini ya da gelirlerini aileye özgüleyen ergin altsoylar, buna karşılık uygun bir bedel isteyebilirler.

II. Uyuşmazlık hâlinde hâkim, bedelin miktarı, güvence altına alınması ve ödeme şekli hakkında karar verir.

TMK 370. Madde Gerekçesi

Madde yürürlükteki Kanunun 321 inci maddesini karşılamakla birlikte, içerik açısından farklılıklar taşıyan İsviçre Medenî Kanununun 334 üncü maddesinden alınmıştır. Birinci fıkrada, ana ve baba ve ya büyük ana ve baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini ya da gelirlerini aileye özgüleyen ergin altsoylara, bu emek ya da gelirlerinin karşılığında uygun bir bedel ödenmesi kabul edilmiştir. Burada ergin altsoyların aileye özgüledikleri emek ya da gelirleri nedeniyle bir denkleştirme alacaklarısöz konusudur. İkinci fıkra, uyuşmazlık hâ linde, denkleştirme alacağının miktarı, güvence altına alınması ve ödeme şeklinin hâ kim tarafından belirleneceği düzenlenmektedir.

Açıklama

TMK Madde 370, ana baba veya büyük ana baba ile birlikte yaşayıp emeğini ya da gelirini aileye özgüleyen ergin altsoyların denkleştirme alacağını düzenler. İlk fıkraya göre, bu kişiler aileye yaptıkları emek veya gelir katkısı karşılığında uygun bir bedel isteyebilirler. İkinci fıkra ise uyuşmazlık halinde bedelin miktarını, güvence altına alınmasını ve ödeme şeklini hâkimin belirleyeceğini öngörür. Gerekçede, hükmün 743 sayılı Kanunun 321. maddesini karşıladığı, ancak içerik bakımından farklılaşan İsviçre Medenî Kanununun 334. maddesinden alındığı ve burada ergin altsoyun aileye özgülediği emek ya da gelir nedeniyle bir denkleştirme alacağının söz konusu olduğu açıklanmıştır. Düzenleme, karşılıksız aile içi emeğin hukuken görünür kılınması ve diğer mirasçılar karşısında dengelenmesi amacını taşır; istenme zamanı ise TMK Madde 371’de ayrıca düzenlenmiştir.

Hükmün uygulanabilmesi için birkaç koşulun bir arada bulunması gerekir. Öncelikle talepte bulunan kişi ergin altsoy olmalı; ana baba veya büyük ana baba ile aynı çatı altında fiilen birlikte yaşamalı; ve emeğini ya da gelirini aileye özgülemiş, yani karşılık beklemeksizin aile ekonomisine katmış olmalıdır. Örneğin ailenin tarımsal işletmesinde yıllarca ücret almadan çalışmak veya kazancını sürekli olarak aile bütçesine aktarmak bu kapsamdadır. Karşılığında istenebilecek ‘uygun bedel’, katkının süresi, niteliği ve aileye sağladığı yarar ölçü alınarak hakkaniyete göre belirlenir. Taraflar bedel üzerinde anlaşamazsa hâkim devreye girer; yalnızca miktarı değil, alacağın güvence altına alınmasını ve taksitle mi yoksa def’aten mi ödeneceğini de karara bağlar. Böylece alacaklı altsoyun katkısı somut bir mali talebe dönüşür ve bu alacak, mirasın paylaşımında diğer mirasçılar karşısında ileri sürülebilir hale gelir.

Denkleştirme alacağı kabul edildiğinde, bu alacak borçlunun malvarlığından ya da ölümü halinde terekeden karşılanır ve diğer mirasçıların payları bu yükümlülük göz önünde tutularak hesaplanır. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, aileye emek ve gelir özgülemesinden doğan bu tür taleplerde katkının fiilen ve karşılıksız yapıldığının, süresinin ve aileye sağladığı ekonomik yararın somut delillerle ortaya konmasını aramakta; bedeli hakkaniyet ölçüsünde takdir etmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse, on yıl boyunca babasının çiftliğinde ücret almadan çalışan ve evlenmeyip ana baba ocağında kalan ergin bir kız evlat, bu emeği karşılığında TMK Madde 370 uyarınca uygun bir denkleştirme bedeli isteyebilir; taraflar miktarda anlaşamazsa hâkim katkının süresi ve değerini değerlendirerek bedeli belirler, gerekirse taşınmaz üzerine ipotek gibi bir güvence ile ödeme planını da hükme bağlar. Böylece görünmeyen aile içi emek hukuki bir alacağa dönüşür.