TMK ▸ Madde 371

TMK 371. Madde

I. Altsoy, bu bedeli borçlunun ölümü hâlinde isteyebilir.

II. Alacaklı, bu alacağını borçlunun sağlığında, birlikte yaşamanın sona ermesi veya işletmenin el değiştirmesi, borçluya karşı icra takibi yapılması veya onun iflâsı hâllerinde de isteyebilir.

III. Bu alacak zamanaşımına uğramaz. Fakat en geç borçlunun terekesinin taksimi anına kadar istenebilir.

TMK 371. Madde Gerekçesi

İsviçre Medenî Kanununun 334bis maddesinden alınan bu madde, bir önceki maddede düzenlenen denkleştirme bedelinin istenmesi zamanıyla ilgili bir hükümdür. Birinci fıkra ya göre, altsoyun denkleştirme bedelini isteyebilmesi, kural olarak, bedel borçlusunun ölümühâ linde mümkündür. İkinci fıkrada ise bu kuralın istisnası, yani bedel borçlusu hayattayken bu bedelin istenebileceği birlikte yaşamın sona ermesi ve ya işletmenin el değiştirmesi yahut borçlu ya karşıicra takibi yapılmasıyahut da borçlunun iflâ s etmesi gibi hâ ller gösterilmiştir. 76 Maddenin son fıkrası ise denkleştirme bedeli alacağının zamanaşımına uğramayacağını, ancak bu alacağın en geçborçlunun terekesinin taksimi anına kadar istenebileceğini hükme bağlamaktadır. Fıkradaki “taksim anı”ndan kasıt, terekenin fiilen taksimidir.

Açıklama

TMK Madde 371, bir önceki maddede tanınan denkleştirme alacağının ne zaman ve hangi hallerde istenebileceğini düzenleyen tamamlayıcı bir hükümdür. Buna göre aileye emeğini veya gelirini özgüleyen ergin altsoy, bu denkleştirme bedelini kural olarak borçlunun ölümü halinde isteyebilir. İkinci fıkra istisnaları sıralar: alacaklı, borçlu sağken birlikte yaşamanın sona ermesi, işletmenin el değiştirmesi, borçluya karşı icra takibi yapılması veya borçlunun iflâsı hallerinde de bedeli talep edebilir. Üçüncü fıkra ise bu alacağın zamanaşımına uğramayacağını, ancak en geç borçlunun terekesinin taksimi anına kadar istenebileceğini hükme bağlar. Gerekçede hükmün İsviçre Medenî Kanununun 334bis maddesinden alındığı ve TMK Madde 370’te düzenlenen denkleştirme bedelinin istenme zamanını belirlediği açıklanmıştır. Madde, denkleştirme alacağının doğumu ile muacceliyeti arasındaki ilişkiyi düzenleyerek aile içi emek katkısının korunmasını sağlar.

Hükmün işleyişinde kural ile istisnalar dengeli biçimde kurgulanmıştır. Asıl kural, alacağın borçlunun ölümüyle muaccel olması ve terekeden talep edilmesidir; böylece aile birliği sürerken alacağın istenmesinin yaratacağı gerilim önlenir. Ancak ikinci fıkradaki haller, alacaklının korunmaya değer menfaatinin tehlikeye girdiği durumlardır: birlikte yaşam fiilen sona ererse katkının dayanağı ortadan kalkar; işletme el değiştirirse emeğin somutlaştığı malvarlığı borçludan çıkar; icra takibi veya iflâs halinde ise borçlunun mali çöküşü alacağı tehdit eder. Bu hallerde alacaklı, ölümü beklemeksizin bedeli isteyebilir. Üçüncü fıkradaki zamanaşımına uğramama kuralı, alacaklının uzun yıllar süren katkısının zamanın geçmesiyle erimesini engeller; buna karşılık ‘taksim anı’ sınırı getirilerek terekenin fiilen paylaşılmasından sonra istemin yöneltileceği bir malvarlığı kalmayacağı gözetilmiştir. Gerekçede ‘taksim anı’nın terekenin fiilî taksimini ifade ettiği özellikle vurgulanmıştır.

Denkleştirme alacaklısı bu hakkını süresinde ileri sürmezse, tereke fiilen taksim edildikten sonra artık talepte bulunamaz; zira muacceliyetin son sınırı taksim anıdır. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, aileye emek ve gelir katkısından doğan denkleştirme alacaklarında katkının ve süresinin somut delillerle ispatını aramakta, alacağın miktarını ve istenebileceği zamanı bu çerçevede değerlendirmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse, baba ocağında yıllarca babasıyla birlikte yaşayıp kazancını aileye aktaran ergin bir evlat, kural olarak babanın ölümünde terekeden denkleştirme bedeli isteyebilir; ancak baba sağken işletmeyi bir başkasına devrederse ya da hakkında iflâs açılırsa, bu evlat ölümü beklemeden TMK Madde 371’in ikinci fıkrasına dayanarak alacağını talep edebilir. Buna karşılık tereke kardeşler arasında fiilen paylaşılıp dağıtıldıktan sonra ilk kez talep yöneltilirse, bu istem kabul edilmez ve alacak hakkı kullanılamaz hale gelir.