TMK ▸ Madde 372

TMK 372. Madde

I. Aile bireylerinin eğitim ve öğrenimleri, donanım ve desteklenmeleri ve bunlara benzer amaçların gerektirdiği harcamaların yapılması için kişiler hukuku ve miras hukuku hükümleri uyarınca aile vakfı kurulabilir.

II. Bir malın veya hakkın başkalarına geçmemek üzere aynı soydan gelenlere kuşaktan kuşağa kalacak şekilde özgülenmesi yasaktır. Böyle bir özgülenme, vakıf kurma yoluyla da yapılamaz.

TMK 372. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 322 nci maddesini karşılamaktadır. Madde, 1984 tarihli Öntasarının 303 üncü maddesinden sadece “tahsis” sözcüğü “özgüleme” sözcüğüyle değiştirilmek suretiyle aynen alınmıştır. Ancak yürürlükteki metinde son fıkra olarak yer alan “Bu tarzda tasarruf, tesisat ihdasıfikriyle dahi meczolunamaz” ibaresi anlamsız bulunduğu için maddeden çıkarılmış ve önceki fıkra hükmünütamamlayıcınitelikte olmak üzere, böyle bir özgülemenin vakıf yoluyla da yapılamayacağı, ikinci fıkranın son cümlesinde belirtilmiştir.

Açıklama

TMK Madde 372, aile vakfını düzenlerken hem bu kurumun hangi amaçlarla kurulabileceğini hem de hangi özgülemelerin yasak olduğunu birlikte ortaya koyar. İlk fıkraya göre aile bireylerinin eğitim ve öğrenimleri, donanım ve desteklenmeleri ile benzer amaçların gerektirdiği harcamaların yapılması için kişiler hukuku ve miras hukuku hükümleri uyarınca aile vakfı kurulabilir. İkinci fıkra ise bir malın veya hakkın başkalarına geçmemek üzere aynı soydan gelenlere kuşaktan kuşağa kalacak şekilde özgülenmesini, yani fideicommis benzeri bağlı mülkiyeti yasaklar ve bu yasağın vakıf kurma yoluyla da aşılamayacağını belirtir. Gerekçede, hükmün 743 sayılı Kanunun 322. maddesini karşıladığı, ‘tahsis’ sözcüğünün ‘özgüleme’ ile değiştirildiği ve anlamsız bulunan eski son fıkranın çıkarılarak yasağın vakıf yoluyla da geçerli olduğunun açıkça vurgulandığı belirtilmiştir. Vakfın kuruluşunda TMK’nın 101 ve devamı maddeleri de tamamlayıcı niteliktedir.

Aile vakfı, vakıflara ilişkin genel hükümler çerçevesinde, resmî senetle veya ölüme bağlı tasarrufla kurulabilir; bu nedenle madde hem kişiler hukukuna hem de miras hukukuna açık atıf yapar. Vakfın amacı, aile bireylerinin öğrenimi, mesleğe hazırlanması, donatılması ve desteklenmesi gibi belirli ve meşru ihtiyaçlarla sınırlıdır; sırf malvarlığını aile içinde tutmaya yönelik soyut bir amaç bu kuruma temel olamaz. İkinci fıkradaki yasak ise mülkiyetin serbest dolaşımını koruma amacı taşır: bir malın nesiller boyunca yalnızca aynı soydan gelenlere geçecek biçimde bağlanması, malın ekonomik dolaşımdan çekilmesi anlamına geldiğinden hukuk düzenince kabul edilmez. Vakıf senedine böyle bir kayıt konulması halinde bu kayıt geçersiz sayılır. Vakfın tescili, denetimi ve mallarının yönetimi bakımından Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün gözetimi ve vakıflar mevzuatı da uygulama alanı bulur.

İkinci fıkradaki yasağa aykırı biçimde kurulan bir aile vakfı veya bu yönde düzenlenen ölüme bağlı tasarruf, yasak amaç taşıdığı ölçüde geçersizdir; hâkim bu geçersizliği resen gözetir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi ve uygulamada, malların nesiller boyu aynı soya bağlanmasını öngören düzenlemelerin TMK Madde 372’deki açık yasak nedeniyle hüküm ifade etmeyeceği, ancak aile bireylerinin somut ihtiyaçlarına özgülenmiş meşru aile vakıflarının geçerli sayılacağı kabul edilmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse, bir kişinin çocuklarının ve torunlarının üniversite eğitimi ile meslek edinme masraflarını karşılamak üzere malvarlığının bir bölümünü vakfetmesi geçerli bir aile vakfı kurar. Buna karşılık, ‘şu çiftlik sonsuza dek yalnızca benim erkek soyumdan gelenlere kalsın, kimseye satılamasın’ biçiminde bir özgüleme, ister doğrudan ister vakıf perdesi ardında yapılsın, hukuken geçersizdir ve mal serbestçe tasarruf edilebilir kalır.