TMK ▸ Madde 380

TMK 380. Madde

(1) Aşağıdaki hâllerde ortaklık sona erer:

1. Bütün ortakların anlaşması veya feshin bildirilmesiyle,

2. Ortaklık süresi açıkça veya örtülü olarak uzatılmadığı takdirde sürenin bitmesiyle,

3. Ortaklardan birinin payının haczedilmesi ve satışının istenmesiyle,

4. Ortaklardan birinin iflâsıyla,

5. Ortaklardan birinin haklı sebebe dayanan istemiyle.

TMK 380. Madde Gerekçesi

1984 tarihli Öntasarının 311 inci maddesinden alınan bu madde, yürürlükteki Kanunun 330 uncu maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki metnin üçnumaralıbendinde sadece icra dairesince konulan haciz esas alınmışken, maddede, özel kanunlarla bazıkurumlara tanınan haciz imkânlarıda göz önünde tutularak metindeki “icra dairesi” deyimi kaldırılmış ve sadece “haciz”den söz edilmek suretiyle kapsam genişletilmiştir. Aynıbentte, hacizden sonra satışın istenmişolmasıfesih için yeterli görülmüştür. Başka değişiklik yoktur.

Açıklama

TMK Madde 380, aile malları ortaklığının hangi hâllerde sona ereceğini sınırlı biçimde sayan temel düzenlemedir. Maddeye göre ortaklık; bütün ortakların anlaşması veya feshin bildirilmesiyle, ortaklık süresinin açıkça ya da örtülü olarak uzatılmadığı takdirde sürenin bitmesiyle, ortaklardan birinin payının haczedilmesi ve satışının istenmesiyle, ortaklardan birinin iflasıyla ve nihayet bir ortağın haklı sebebe dayanan istemiyle sona erer. Gerekçeye göre madde, eski Kanun’un 330. maddesini karşılamakta; ancak üçüncü bentte yalnızca icra dairesince konulan hacizle sınırlı eski metin genişletilerek, özel kanunlarla bazı kurumlara tanınan haciz imkânları da kapsama alınmış ve ‘icra dairesi’ ibaresi kaldırılarak yalnızca ‘haciz’den söz edilmiştir. Düzenleme, süreyi gösteren TMK 375, özel sona erme sebeplerini içeren TMK 381 ve paylaşmaya ilişkin TMK 383 ile bütünlük içinde okunmalıdır.

Maddenin işleyişi, ortaklığın hem iradi hem de iradi olmayan sebeplerle nasıl son bulacağını öngörülebilir kurallara bağlar. İradi sona erme, tüm ortakların anlaşmasıyla veya bir ortağın fesih bildiriminde bulunmasıyla; süreye bağlı sona erme ise belirli süreli ortaklığın süresinin dolması ve uzatılmamasıyla gerçekleşir. Buna karşılık haciz ve satış istemi ile iflas, ortağın mali durumundaki bozulmadan kaynaklanan ve ortaklığı dış etkenlerle sona erdiren hâllerdir; bunlar, alacaklıların menfaatini korumak için ortaklığın sürekliliğine üstün tutulmuştur. Haklı sebeple sona erme talebi ise ortaklık ilişkisinin çekilmez hâle geldiği durumlarda devreye girer ve hâkim denetimine tabidir. Bu çeşitlilik, ortaklığın hem ortakların iradesine hem de üçüncü kişilerin ve hukuk düzeninin gereklerine uygun biçimde çözülmesini sağlar.

Sayılan sebeplerden birinin gerçekleşmesi, ortaklığın sona ermesi ve TMK 383 uyarınca mallarının paylaşma anındaki değer üzerinden tasfiye edilmesi sonucunu doğurur; ancak TMK 381 uyarınca kalan ortaklar belirli hâllerde ödeme yaparak ortaklığı sürdürebilir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, ortağın payının haczi ile satışının istenmesini ortaklığın sona ermesi için yeterli bir sebep olarak değerlendirmektedir. Somut bir örnek: belirli süreli kurulan bir aile malları ortaklığında süre dolduğunda ve ortaklar açıkça ya da fiilen ortaklığı sürdürmediğinde ortaklık kendiliğinden sona erer; benzer biçimde ortaklardan biri iflas ettiğinde, alacaklıların hakkını güvenceye almak için TMK Madde 380 uyarınca ortaklık son bulur ve tasfiye sürecine girilir. Böylece madde, ortaklığın ne zaman ve hangi gerekçeyle dağılacağını belirsizliğe yer bırakmadan ortaya koyar.