TMK ▸ Madde 384

TMK 384. Madde

(1) Ortaklar, aralarında yapacakları sözleşmeyle, yıllık kazançtan kendilerine belli bir pay verilmesi kaydıyla ortaklığın temsilini ve ortaklığın mallarının işletilmesini içlerinden birine bırakabilirler.

(2) Bu pay, anlaşmayla belirlenmemişse, ortaklık mallarının uygun derecede uzun bir dönemdeki kazancın ortalama miktarı ile işleten ortağın çalışması ve yaptığı harcama göz önünde tutularak adil bir biçimde belirlenir.

TMK 384. Madde Gerekçesi

1984 tarihli Öntasarının 315 inci maddesini örnek alan bu madde, yürürlükteki Kanunun 334 üncü maddesini karşılamaktadır. Hüküm değişikliği yoktur; ancak madde daha sade ve açık bir dille kaleme alınmıştır. Ayrıca maddenin konu başlığıda “Hissei temettüşartiyle şirket” yerine “Kazançpaylıa ile mal ortaklığı” şeklinde değiştirilmiştir.

Açıklama

TMK Madde 384, kazanç paylı aile malları ortaklığının konusunu ve bu ortaklığın temel kuruluş mantığını düzenler. Hükmün birinci fıkrasına göre ortaklar, aralarında yapacakları sözleşmeyle, yıllık kazançtan kendilerine belli bir pay verilmesi kaydıyla ortaklığın temsilini ve mallarının işletilmesini içlerinden birine bırakabilirler. İkinci fıkra, bu payın sözleşmeyle belirlenmediği hâllerde nasıl hesaplanacağını gösterir: ortaklık mallarının uygun derecede uzun bir dönemdeki kazancının ortalaması ile işleten ortağın çalışması ve harcamaları göz önünde tutularak adil bir biçimde tespit edilir. Gerekçeye göre madde, eski Kanun’un 334. maddesini karşılamakta, hüküm değişikliği içermemekte, ancak konu başlığı ‘hisse-i temettü şartıyla şirket’ yerine ‘kazanç paylı aile mal ortaklığı’ biçiminde sadeleştirilmiştir. Madde, TMK 376 ve 385 ile birlikte değerlendirilmelidir.

Maddenin uygulama mekanizması, aile mallarının dağıtılmadan tek elden işletilmesine ve elde edilen kazancın paylaşılmasına dayanır. Ortaklar, taşınmaz ve işletmeyi elbirliği mülkiyetinde tutarken günlük yönetim ve temsil yetkisini içlerinden birine devreder; bunun karşılığında işletici ortak, yıllık kazançtan belirlenen payı alır. Tarafların pay oranını sözleşmede serbestçe kararlaştırması esastır; ancak bir belirleme yapılmamışsa kanun, payın keyfî değil objektif ölçütlerle saptanmasını ister. Bu ölçütler, malların yeterince uzun bir dönemdeki ortalama getirisini, işleten ortağın emek ve mesaisini ve katlandığı masrafları kapsar. Böylece hem işletmenin verimi hem de işletici ortağın katkısı hesaba katılarak hakkaniyete uygun bir denge kurulur ve ortaklar arasında gelir paylaşımı sürdürülebilir kılınır.

Pay oranının sözleşmede gösterilmemesi hâlinde uyuşmazlık doğarsa, payın TMK Madde 384’teki ölçütlere göre belirlenmesi görevi hâkime düşer ve gerektiğinde bilirkişi incelemesiyle malların ortalama getirisi ile işleticinin katkısı tespit edilir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, bu tür hesaplaşmalarda kazancın istikrarlı biçimde ölçülebilmesi için kısa bir döneme değil, makul uzunlukta bir süreye bakılması gerektiğini benimsemektedir. Somut bir örnek: bir ailenin elbirliğiyle sahip olduğu fındık bahçesini kardeşlerden biri işletmeyi üstlenir ve sözleşmede payı belirtmezlerse, sonradan çıkan anlaşmazlıkta mahkeme son birkaç yılın ortalama fındık gelirini, işletici kardeşin harcadığı emeği ve gübre, işçilik gibi masraflarını değerlendirerek ona düşecek adil payı saptar. Böylece işletmeyi yürüten ortağın emeği karşılıksız kalmaz, diğer ortakların menfaati de korunur.