TMK 387. Madde
(1) Aile yurdu hâline getirilecek taşınmazların büyüklüğü, üzerindeki rehin haklarına ve malikin diğer mallarına bakılmaksızın, bir ailenin normal geçimine ve barınmasına yetecek ölçüden fazla olamaz.
(2) Mahkemece haklı sebeplere dayanılarak geçici bir istisna kabul edilmiş olmadıkça malikin, taşınmazı veya üzerindeki tesisi kendisinin işletmesi ya da konutta oturması zorunludur.
TMK 387. Madde Gerekçesi
1984 tarihli Öntasarının 318 inci maddesinden alınan bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 337 nci maddesini kısmen karşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin ilk fıkrası, bir önceki maddeye alınmış; ikinci fıkradaki “aynî haklar “ deyimi yerine İsviçre Medenî Kanununun 350 nci maddesindeki gibi “rehin hakkı” deyimi kullanılmıştır.
Açıklama
TMK Madde 387, aile yurdu kurulmasının temel koşullarını belirler. Hükme göre aile yurdu hâline getirilecek taşınmazların büyüklüğü, üzerindeki rehin haklarına ve malikin diğer mallarına bakılmaksızın bir ailenin normal geçimine ve barınmasına yetecek ölçüden fazla olamaz; ayrıca mahkemece haklı sebeplere dayanılarak geçici bir istisna kabul edilmedikçe malikin taşınmazı veya üzerindeki tesisi kendisinin işletmesi ya da konutta oturması zorunludur. Bu hüküm, aile yurdunun tasarruf yasaklarını düzenleyen TMK Madde 391 ve kuruluş usulüne ilişkin TMK Madde 388 ile birlikte kurumun çerçevesini çizer. Maddenin gerekçesi, hükmün 1984 tarihli Öntasarı’dan alındığını, eski Kanun’un 337. maddesini kısmen karşıladığını ve İsviçre Medeni Kanunu’nun 350. maddesine uygun olarak ‘ayni haklar’ yerine ‘rehin hakkı’ deyiminin kullanıldığını belirtir.
Uygulamada bu hüküm, aile yurdu kurumunun amacına uygun ve ölçülü kullanılmasını sağlayan iki temel koşul getirir. İlk koşul, taşınmazın büyüklüğüyle ilgilidir: yurt hâline getirilecek taşınmaz, bir ailenin normal geçim ve barınma ihtiyacını aşacak büyüklükte olamaz. Böylece kurum, ailenin temel ihtiyacının korunmasıyla sınırlı tutulur ve geniş malvarlıklarının alacaklılardan kaçırılması amacıyla yurt kapsamına alınması önlenir. İkinci koşul, malikin taşınmazla fiilî bağını gerektirir: malikin taşınmazı veya üzerindeki tesisi bizzat işletmesi ya da konutta bizzat oturması zorunludur. Bu koşul, aile yurdunun gerçek bir barınma veya geçim aracı olmasını güvence altına alır. Mahkeme yalnızca haklı sebeplerin varlığında ve geçici nitelikte bu bizzat işletme veya oturma koşulundan istisna tanıyabilir; böylece kurumun istismarı engellenir ve amaca bağlılık korunur.
Maddedeki koşulları taşımayan, gereğinden büyük veya malikin bizzat oturmadığı ya da işletmediği taşınmazlar bakımından kuruluş talebi reddedilir; bu sınırlamalar aile yurdunun koruma işlevinin kötüye kullanılmasını önler. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, aile yurdu kurulabilmesi için taşınmazın bir ailenin normal geçim ve barınmasına yetecek ölçüyü aşmaması ve malikin taşınmazla fiilî bağının bulunması gerektiğini benimsemektedir. Somut bir örnekle açıklamak gerekirse, küçük bir konutunu aile yurdu hâline getirmek isteyen ve bu konutta bizzat oturan malikin talebi TMK Madde 387 uyarınca kabul edilebilirken, kendisinin oturmadığı, kiraya verdiği veya bir ailenin ihtiyacını kat kat aşan büyüklükteki bir taşınmazı yurt kapsamına aldırmak isteyen malikin talebi, haklı bir istisna sebebi de yoksa, mahkemece reddedilir.
