TMK 392. Madde
(1) Malikin, yoksulluğu sebebiyle aile yurduna alınmaya muhtaç bulunan ve kabullerine engel olacak durumları olmayan üstsoyunu, altsoyunu ve kardeşlerini yurda kabul etmesine mahkemece karar verilebilir.
TMK 392. Madde Gerekçesi
1984 tarihli Öntasarının 323 üncü maddesinden alınan bu hüküm, yürürlükteki Kanunun 342 nci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki metinde bulunan “… kabullerine mâ ni bulunmayan… ” deyimi yerine, maddede “… kabullerine engel olacak durumlarıolmayan… ” ifadesi kullanılmıştır. Bu maddeye göre, İsviçre Medenî Kanununun 355 inci maddesinde de olduğu gibi, yurda alınacak kişinin manevî ve ahlâ kî yönden uygun olmayan bir durumunun bulunmamasıgerekir. Madde bu hususu yürürlükteki metne nazaran daha iyi ifade etmektedir.
Açıklama
TMK Madde 392, aile yurduna kan hısımlarının alınmasını düzenler ve malikin, yoksulluğu sebebiyle aile yurduna alınmaya muhtaç bulunan üstsoyunu, altsoyunu ve kardeşlerini, kabullerine engel olacak durumları bulunmaması koşuluyla yurda kabul etmesine mahkemece karar verilebileceğini hükme bağlar. Bu hüküm, aile yurdunun dayanışma ve koruma işlevini geniş aile bireylerine teşmil eder ve yurdun tasarruf hakkını sınırlayan TMK Madde 391 ile yurdun büyüklüğüne ilişkin TMK Madde 387’nin çizdiği çerçeveyle birlikte değerlendirilir. Maddenin gerekçesi, hükmün 1984 tarihli Öntasarı’dan alındığını, eski Kanun’un 342. maddesini karşıladığını ve İsviçre Medeni Kanunu’nun 355. maddesine paralel olarak yurda alınacak kişinin manevi ve ahlaki yönden uygun olmayan bir durumunun bulunmaması gerektiğini açıklamaktadır.
Uygulamada bu hüküm, aile yurdunun yalnızca çekirdek aileyle sınırlı kalmayıp muhtaç durumdaki yakın hısımlara da barınma imkânı sağlayan sosyal dayanışma boyutunu ortaya koyar. Bir hısmın yurda alınabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir: ilk olarak kişinin yoksulluğu nedeniyle gerçekten yurda alınmaya muhtaç olması, ikinci olarak da kabulüne engel olacak bir durumunun, özellikle ahlaki veya manevi yönden uygunsuzluğunun bulunmaması. Kapsama yalnızca üstsoy, altsoy ve kardeşler girer; daha uzak hısımlar bu hükümden yararlanamaz. Kabul kararı malikin tek başına vereceği bir karar olmayıp mahkeme iznine bağlanmıştır; çünkü yurda yeni kişilerin alınması taşınmazın yük ve kapasitesini etkiler. Böylece aile içi dayanışma ile yurdun amacına uygun kullanımı arasında denetimli bir denge kurulur ve istismar önlenir.
Mahkeme izni olmadan yapılan kabuller hukuken sonuç doğurmaz; koşulları taşımayan veya ahlaki bakımdan uygunsuz kişilerin yurda alınması talebi reddedilir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, kan hısımlarının aile yurduna alınmasında muhtaçlık ve uygunluk koşullarının birlikte aranması gerektiğini, bu koşullar gerçekleşmeden kabul kararı verilemeyeceğini kabul etmektedir. Somut bir örnekle açıklamak gerekirse, geçimini sağlayamayan ve barınacak yeri bulunmayan yaşlı bir anne ile işsiz bir kardeş, kabullerine engel bir durumları yoksa, malikin başvurusu üzerine TMK Madde 392 uyarınca mahkeme kararıyla aile yurduna alınabilir; buna karşılık maddi durumu yerinde olan ya da yurt düzenini bozacak nitelikte davranışları bulunan bir hısmın kabulüne mahkeme izin vermez.
