TMK 405. Madde
(1) Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.
(2) Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idarî makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.
TMK 405. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 355 inci maddesini karşılamaktadır. Maddede kısıtl ama sebebi olarak akıl hastalığı ile akıl zayıflığıhâ lini düzenlenmektedir. Akıl hastalığıve ya 80 akıl zayıflığı sebebiyle bir kişinin kısıtlanması için, akıl hastalığıve ya akıl zayıflığıyüzünden işlerini göremez olmasıve ya korunması ya da bakımı için sürekli yardıma muhtaçbulunmasıveyahut bu yüzden başkalarının güvenliği için bir tehlikenin mevcut olmasıgerektiği açıklığa kavuşturulmuştur. Hüküm değişikliği yoktur.
İlgili Yazılar
Açıklama
TMK Madde 405, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamayı düzenleyen ve uygulamada en sık başvurulan vesayet sebebidir. Birinci fıkraya göre, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen ya da korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken yahut başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır. Bu hüküm, fiil ehliyetinin sağlığını koruyan TMK m.9 ve m.13’ün bir uzantısı olarak, ayırt etme gücü zayıflamış kişiyi hem kendisine hem üçüncü kişilere karşı korur. Maddenin gerekçesi, kısıtlama için yalnızca akıl hastalığı veya zayıflığının değil, bunun işleri görememe, sürekli bakıma muhtaçlık veya başkalarının güvenliğine yönelik tehlike sonuçlarından birini doğurmasının da arandığını vurgular.
Uygulama mekanizmasında ikinci fıkra önemli bir bildirim yükümlülüğü getirir: görevlerini yaparken vesayeti gerektiren bir durumu öğrenen idarî makamlar, noterler ve mahkemeler bunu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır. Bu sayede koruma ihtiyacı olan kişiler resen tespit edilebilir. Kısıtlama kararı için TMK m.409 uyarınca mutlaka resmî sağlık kurulu raporu alınması zorunludur; tek hekim raporu yeterli değildir. Hâkim raporu değerlendirip gerekirse kişiyi dinler ve TMK m.403 uyarınca vasi atar. Örneğin ağır demans nedeniyle banka işlemlerini yürütemeyen, ilaçlarını dahi takip edemeyen yaşlı bir kişi, sürekli bakıma muhtaç olduğundan bu madde kapsamında kısıtlanır ve kendisine bir yakını vasi olarak görevlendirilir.
Hükmün sonucu, akıl hastası veya akıl zayıfı kişinin fiil ehliyetinin TMK m.15 ve m.16 çerçevesinde sınırlanması ve vasi temsiliyle korunmasıdır. Sağlık kurulu raporu alınmadan verilen kısıtlama kararı bozma sebebidir. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, bu sebeple kısıtlamada tam teşekküllü resmî sağlık kurulu raporunun zorunlu olduğunu, raporda kişinin hastalığının türünün, derecesinin ve vesayeti gerektirip gerektirmediğinin açıkça belirtilmesi gerektiğini istikrarla kabul etmektedir. Somut bir örnek olarak: şizofreni tanısı bulunan ve nöbetleri sırasında çevresine zarar veren bir kişi hakkında, devlet hastanesi sağlık kurulu raporu bu durumu doğrularsa TMK Madde 405 uyarınca kısıtlama kararı verilir. Hastalığın geçici veya hafif olduğu, kişinin işlerini görebildiği belirlenirse kısıtlamaya gidilmez; çünkü kanun hastalığın kendisini değil, onun yarattığı koruma ihtiyacını esas alır.
