TMK 413. Madde
(1) Vesayet makamı, bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atar.
(2) Gereken durumlarda, bu görevi birlikte veya vesayet makamı tarafından belirlenen yetkileri uyarınca ayrı ayrı yerine getirmek üzere birden çok vasi atanabilir.
(3) Rızaları bulunmadıkça birden çok kimse vesayeti birlikte yürütmekle görevlendirilemez.
TMK 413. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 363 üncü maddesi, “sulh mahkemesi” yerine “vesayet makamı” deyimi kullanılmak suretiyle üçfıkra hâ line getirilmiştir. Hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TMK Madde 413, vasi olarak atanacak kişide aranan temel nitelikleri ve gerektiğinde birden çok vasi atanması imkânını düzenleyerek, vesayet görevinin layıkıyla yürütülmesini güvence altına alır. Hükmün gerekçesi, 743 sayılı eski Kanunun 363. maddesini ‘sulh mahkemesi’ yerine ‘vesayet makamı’ kavramıyla üç fıkra hâline getirdiğini ve hüküm değişikliği bulunmadığını belirtir. Bu hüküm, eş ve hısımların önceliğini düzenleyen TMK m.414, ilgililerin gösterdiği kişiyi öne çıkaran TMK m.415, kabul yükümlülüğünü getiren TMK m.416 ve vasiliğe engel sebepleri sayan TMK m.418 ile birlikte bir bütün oluşturur. Maddenin merkezindeki ölçüt, atanacak kişinin ‘bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergin’ olmasıdır; böylece vesayetin amacına ulaşması için liyakat şartı ön plana çıkarılır.
Maddenin uygulama mekanizması üç durumu kapsar. Birinci fıkra uyarınca vasi, ergin (TMK m.11) ve görevi yapabilecek yetenekte bir kişi olmalıdır; ehliyetsiz ya da yeteneksiz kişiler vasi olamaz. İkinci fıkra, kısıtlının durumunun gerektirdiği hâllerde birden çok vasi atanabileceğini öngörür; bu vasiler görevi ya birlikte ya da vesayet makamının belirlediği yetki paylaşımı uyarınca ayrı ayrı yürütebilir. Örneğin malvarlığı yönetimi bir vasiye, kişisel bakım işleri başka bir vasiye bırakılabilir. Üçüncü fıkra ise önemli bir koruma getirir: rızaları bulunmadıkça birden çok kimse vesayeti birlikte yürütmekle görevlendirilemez. Bunun amacı, ortak görevde uyumsuzluk ve sorumluluk karmaşası yaşanmasını önlemek, birlikte çalışmaya istekli olmayan kişilere zorla ortak görev yüklenmesinin önüne geçmektir. Vesayet makamı, atama kararında yetki dağılımını açıkça belirlemekle yükümlüdür.
Yeteneksiz ya da ehliyetsiz kişinin vasi atanması veya rızası olmadan birine birlikte vasilik yüklenmesi hukuka aykırı olup TMK m.422 uyarınca itiraza konu edilebilir; sonradan ortaya çıkan yetersizlik ise görevden alma sebebidir. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, vasinin görevi yürütebilecek yetenek ve durumda olmasının zorunlu olduğunu, bu niteliği taşımayan kişinin vasiliğine son verilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Somut bir örnek: malvarlığı geniş ve karmaşık bir kısıtlı için vesayet makamı, mallarının yönetimini mali konularda yetkin bir vasiye, kişisel bakım ve sağlık işlerini ise kısıtlıya yakın bir akrabaya ayrı ayrı yetkiyle verebilir. Ancak bu iki kişinin görevi birlikte yürütmesi isteniyorsa, her ikisinin de rızası aranır. Böylece TMK Madde 413, vesayet görevinin hem liyakatli hem de işlevsel biçimde yürütülmesini sağlar.
