TMK 451. Madde
(1) Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi, vasinin açık veya örtülü izni veya sonraki onamasıyla yükümlülük altına girebilir veya bir haktan vazgeçebilir.
(2) Yapılan işlem diğer tarafın belirlediği veya başvurusu üzerine hâkimin belirleyeceği uygun bir süre içinde onanmazsa, diğer taraf bununla bağlı olmaktan kurtulur.
TMK 451. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 394 üncü maddesini karşılamaktadır. Maddenin kenar başlıklarıiçeriğiyle uygun hâ le getirilmiştir. Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasının son cümlesindeki “vasi icazet vermezse, o tasarruf hükümsüz kalır” şeklindeki ifade, maddede yapılan işlemin on ama ya kadar sadece vesayet altındaki kişi hakkında etkisiz olduğunu belirtmek üzere, işlem onanmazsa “diğer taraf bununla bağlıolmaktan kurtulur” şeklinde düzeltilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 451, ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişinin yaptığı işlemlerde vasinin rızasının rolünü düzenler. Maddeye göre ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi, vasinin açık veya örtülü izni ya da sonraki onamasıyla yükümlülük altına girebilir veya bir haktan vazgeçebilir. İkinci fıkra, yapılan işlem diğer tarafın belirlediği ya da başvurusu üzerine hâkimin belirleyeceği uygun bir süre içinde onanmazsa diğer tarafın bununla bağlı olmaktan kurtulacağını öngörür. Maddenin gerekçesinde, eski metindeki vasinin icazet vermemesi hâlinde tasarrufun hükümsüz kalacağı ifadesinin, işlemin onamaya kadar yalnızca vesayet altındaki kişi bakımından etkisiz olduğunu belirtmek üzere yeniden düzenlendiği açıklanır. Hüküm, sınırlı ehliyetsizlerin işlemlerine ilişkin TMK m.16 ile paralel bir yapı taşır ve onamamanın sonuçlarını düzenleyen TMK m.452 ile birlikte tamamlanır.
Uygulamada ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişinin borç doğuran veya haktan vazgeçme niteliğindeki işlemleri, vasinin rızasına bağlı askıda hükümsüzlük durumundadır. Rıza önceden açık ya da örtülü izin biçiminde verilebileceği gibi, işlemden sonra onama biçiminde de verilebilir; her iki hâlde de işlem geçerlilik kazanır. İzin verilmeden veya onanmadan önce işlem, vesayet altındaki kişiyi bağlamaz; buna karşılık diğer taraf, bu belirsizlik durumunda süresiz biçimde bağlı kalmaya zorlanamaz. Bu nedenle diğer taraf, vasiye uygun bir süre vererek onamayı bekleyebilir; bu sürenin uygunsuz olduğunu düşünürse hâkimden süre belirlenmesini isteyebilir. Verilen süre içinde onama gelmezse diğer taraf işlemden kurtulur ve artık beklemek zorunda kalmaz. Bu mekanizma, hem korunan kişinin menfaatini hem de işlem güvenliğini dengeler; karşı tarafın belirsizlik içinde sonsuza dek bekletilmesini önler.
Onanmayan işlem geçersiz hâle gelince taraflar arasında TMK m.452 uyarınca karşılıklı iade ilişkisi doğar ve vesayet altındaki kişinin iade borcu zenginleşmesiyle sınırlı kalır. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, sınırlı ehliyetsizin vasinin izni veya icazeti olmadan yaptığı borç doğurucu işlemlerin askıda hükümsüz olduğunu, onamaya kadar diğer tarafın bağlı kalmaya zorlanamayacağını ve uygun süre içinde onama gelmezse işlemin bağlayıcılığını yitireceğini vurgulamaktadır. Somut bir örnek vermek gerekirse: ayırt etme gücüne sahip kısıtlı bir kişi bir mağazadan taksitle eşya almak istediğinde, bu sözleşme vasinin onayına bağlıdır; mağaza, vasiye makul bir süre vererek onay bekleyebilir, bu süre içinde vasi onay vermezse mağaza sözleşmeden kurtulur ve eşyayı geri alabilir. Vasi onay verirse işlem baştan itibaren geçerli sayılır ve kısıtlıyı bağlar.
