TMK 460. Madde
(1) Kayyım bir malvarlığının yönetimi ve gözetimi ile görevlendirilmiş ise, yalnız o malvarlığının yönetim ve korunması için gerekli olan işleri yapabilir.
(2) Kayyımın, bunun dışındaki işleri yapabilmesi, temsil olunanın vereceği özel yetkiye, temsil olunan bu yetkiyi verecek durumda değilse vesayet makamının iznine bağlıdır.
TMK 460. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 403 üncü maddesini karşılamaktadır. İkinci fıkrada “sulh mahkemesi” deyimi yerine “vesayet makamı” deyimi kullanılmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TMK Madde 460, bir malvarlığının yönetimi ve gözetimi ile görevlendirilen kayyımın yetkilerinin sınırını belirler. Birinci fıkraya göre kayyım, bir malvarlığının yönetimi ve gözetimi ile görevlendirilmiş ise yalnız o malvarlığının yönetim ve korunması için gerekli olan işleri yapabilir. İkinci fıkraya göre kayyımın bunun dışındaki işleri yapabilmesi, temsil olunanın vereceği özel yetkiye; temsil olunan bu yetkiyi verecek durumda değilse vesayet makamının iznine bağlıdır. Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesidir (TMK m.397). Bu hüküm, yönetim kayyımlığını düzenleyen TMK m.427 ve devamı ile kayyımlığa vesayet hükümlerinin uygulanacağını belirten TMK m.403 ile birlikte değerlendirilir. Madde gerekçesi, eski 403. maddenin karşılığı olduğunu ve yalnızca makam adının güncellendiğini, hüküm değişikliği bulunmadığını belirtir.
Bu düzenleme, kayyımın yetkisinin kapsamını görevlendirme amacıyla sınırlandırır. Belli bir iş için atanan kayyımdan farklı olarak, malvarlığı yönetimi kayyımı sürekli ve geniş bir alanda görev yapar; ancak yetkisi kendisine emanet edilen malvarlığının yönetim ve korunmasıyla sınırlıdır. Bu kapsamda kayyım, malvarlığına dahil değerleri muhafaza eder, kira gelirlerini tahsil eder, gerekli bakım ve onarımları yaptırır, vergi ve benzeri yükümlülükleri öder ve malvarlığını değer kaybından korur. Bunlar olağan yönetim işleridir ve ayrı bir izin gerektirmez. Buna karşılık yönetim ve koruma amacının dışına çıkan işlemler için kayyımın ayrı bir yetkiye ihtiyacı vardır: temsil olunan kişi ayırt etme gücüne sahipse ve durumu elveriyorsa ona özel yetki verebilir; temsil olunan böyle bir yetki verecek durumda değilse, kayyım vesayet makamından izin almak zorundadır.
Yetki sınırı aşılarak yapılan işlemler, vesayet hükümlerine yapılan atıf gereği izin sistemine tabi olur ve gerekli izin yoksa TMK m.465 uyarınca askıda hükümsüz sayılabilir. Yargıtay ilgili hukuk dairesi, yönetim kayyımının yetkisinin kendisine bırakılan malvarlığının korunmasıyla sınırlı olduğunu, bu çerçeveyi aşan tasarruflar için özel yetki veya vesayet makamı izni aranacağını kabul etmektedir. Somut bir örnek: gaipliğine karar verilmeyen ancak uzun süredir kayıp olan bir kişinin malvarlığını yönetmekle görevlendirilen kayyım, taşınmazın kira gelirlerini toplayıp giderleri ödeyebilir; ancak bu taşınmazı satmak isterse, bu işlem yönetim ve korumanın ötesine geçtiğinden vesayet makamından izin almak zorundadır, aksi hâlde satış geçerli olmaz. TMK Madde 460 böylece kayyımın yetkisini görevlendirme amacıyla bağlar ve temsil olunanı korur.
