TMK 501. Madde
(1) Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçer.
TMK 501. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 448 inci maddesini karşılamaktadır. Maddenin kenar başlığıyürürlükteki 448 inci maddede “Hazine” şeklindedir. Bunun yerine maddede Devlet sözcüğüne yer verilmişve bunun anlamıdaha iyi ifade edeceği düşünülmüştür.
Açıklama
TMK Madde 501, mirasçı bırakmaksızın ölen kişinin mirasının akıbetini düzenler. Hükme göre, geride hiçbir mirasçısı bulunmayan kimsenin mirası Devlete geçer. Bu düzenleme, terekenin sahipsiz kalmasını önleyen ve mülkiyetin boşlukta kalmasına izin vermeyen bir güvence işlevi görür. Devlet, burada klasik anlamda bir mirasçı gibi değil, son halef sıfatıyla terekeyi devralır. Mirasçı bırakmaksızın ölme hali, mirasbırakanın altsoyu, ana-babası ve onların altsoyu, büyük ana-büyük babaları ve onların altsoyu ile sağ kalan eşinin hiçbirinin bulunmadığı durumu ifade eder; bu zümreler sırasıyla TMK Madde 495, 496, 497 ve 499’da düzenlenmiştir. Devletin mirasçılığı, atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı bulunmaması haline de bağlıdır. Gerekçe, eski 448. maddenin “Hazine” olan kenar başlığının yerine “Devlet” sözcüğünün tercih edildiğini, bunun anlamı daha iyi ifade ettiğini açıklamaktadır.
Uygulamada Devletin terekeyi devralması, belirli bir usule tabidir. Mirasçı bulunup bulunmadığı, ilan yoluyla araştırılır; sulh hukuk mahkemesi tarafından mirasçı arama ilanı yapılır ve verilen süre içinde mirasçı çıkmazsa miras Devlete intikal eder. Devlet, mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş sayılmaz; sınırlı sorumluluk ilkesi gereği, terekeden kendisine geçen değerlerle sınırlı olarak mirasbırakanın borçlarından sorumlu olur. Bu yönüyle Devletin durumu, resmi tasfiye usulüne benzer biçimde, terekenin aktif ve pasifinin tespitini gerektirir. Hazineye kalan taşınmazlar tapuda Hazine adına tescil edilir, taşınırlar ise ilgili idarece teslim alınır. Mirasbırakanın geçerli bir vasiyetnamesi veya miras sözleşmesi bulunması halinde, Devletin mirasçılığı ancak bu tasarruflarla kapsanmayan kısım için söz konusu olur.
Bu hükmün sonucu, terekenin hiçbir koşulda sahipsiz kalmamasıdır. Devlet, son derece sınırlı bir mirasçı sıfatıyla terekeyi devralarak, mal varlığının hukuki güvenlik içinde el değiştirmesini sağlar. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairelerinin kararlarında, mirasçı bırakmadan ölen kişinin terekesinin Hazineye intikalinden önce, mirasçı arama ilanının usulüne uygun yapılması ve gerçekten mirasçı bulunmadığının kesinleşmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Somut bir örnek vermek gerekirse: hiç çocuğu, eşi, ana-babası, kardeşi veya büyük ana-büyük babası kalmamış, geriye yalnızca bir daire ve banka hesabı bırakarak ölen bir kişinin malvarlığı, mirasçı arama ilanı sonuçsuz kalırsa Hazine adına tescil edilir ve bu kişinin bilinen borçları da terekenin değeriyle sınırlı olarak Hazineden talep edilebilir. Böylece TMK Madde 501, mülkiyetin sürekliliğini ve terekenin tasfiyesinde düzeni güvence altına alır.
