TMK 505. Madde
(1) (Değişik birinci fıkra: 4/5/2007-5650/1 md.) Mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir.
(2) Bu mirasçılardan hiç biri yoksa, mirasbırakan mirasının tamamında tasarruf edebilir.
TMK 505. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 452 nci maddesini karşılamaktadır. Madde arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TMK Madde 505, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruf özgürlüğünün sınırını çizen temel düzenlemedir. Hüküm, mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan kişinin, ancak mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında, yani tasarruf edilebilir bölümde ölüme bağlı tasarrufta bulunabileceğini öngörür. İkinci fıkra ise bu saklı paylı mirasçılardan hiçbiri yoksa, mirasbırakanın terekenin tamamı üzerinde serbestçe tasarruf edebileceğini düzenler. Birinci fıkra, 5650 sayılı Kanunla, kardeşlerin saklı paylı mirasçılıktan çıkarılmasına paralel biçimde yeniden kaleme alınmıştır. Madde, saklı pay oranlarını belirleyen TMK Madde 506 ile bir bütün oluşturur; biri tasarruf edilemeyen güvenceli kısmı, diğeri ise mirasbırakanın serbest alanını tanımlar. Gerekçe, eski 452. maddeye göre hüküm değişikliği bulunmadığını, yalnızca dilin sadeleştirildiğini belirtmektedir.
Uygulamada bu madde, vasiyetname veya miras sözleşmesiyle yapılan kazandırmaların geçerlilik sınırını tayin eder. Mirasbırakan, tasarruf edilebilir kısmı içinde kalmak kaydıyla dilediği kişiye belirli mal vasiyet edebilir, atanmış mirasçı tayin edebilir veya vakıf kurabilir. Tasarruf edilebilir oran, önce saklı paylar TMK Madde 506’daki oranlara göre hesaplanıp terekeden düşüldükten sonra ortaya çıkan bakiye kısımdır. Saklı paylı mirasçı bulunmaması, örneğin mirasbırakanın bekar, çocuksuz ve ana-babası ölmüş olması halinde, terekenin tümü serbest tasarrufa açıktır ve kişi mirasının tamamını üçüncü bir kişiye bırakabilir. Tasarruf edilebilir kısmın hesabında, sağlararası kazandırmaların denkleştirme ve tenkis kapsamında değerlendirilmesi de gözetilir. Böylece mirasbırakanın iradesi ile saklı paylı mirasçıların korunması arasında dengeli bir uygulama sağlanır.
Mirasbırakanın bu sınırı aşarak saklı paylara tecavüz eden tasarrufları kendiliğinden geçersiz olmaz; ancak saklı paylı mirasçılar TMK Madde 560 ve devamı uyarınca tenkis davası açarak tasarrufun saklı paylarını karşılayacak ölçüde indirilmesini sağlayabilirler. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairelerinin yerleşik kararlarında, tasarruf edilebilir kısmın aşılıp aşılmadığının saklı pay oranları ve tereke aktif-pasifi esas alınarak hesaplanması gerektiği vurgulanmaktadır. Somut bir örnek olarak: iki çocuğu bulunan bir mirasbırakan, malvarlığının yarısını komşusuna vasiyet ederse, çocukların saklı payı (her birinin yasal payı 1/2’nin yarısı, toplamda 1/2) korunduğundan, vasiyet tasarruf edilebilir kısım içinde kaldığı ölçüde geçerli olur. Tasarrufun saklı pay sınırını aşması halinde aşan kısım tenkise tabi tutulur. Böylece TMK Madde 505, mirasbırakanın iradesini geçerli kıldığı ölçüde aile güvencesini de korur.
