TMK 513. Madde
(1) Mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunu, saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir. Ancak, bu yarıyı mirasçılıktan çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır.
(2) Miras açıldığı zaman borç ödemeden aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı mirasçılıktan çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa, mirasçılıktan çıkarılanın istemi üzerine çıkarma iptal olunur.
TMK 513. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 460 ıncımaddesini karşılamaktadır. Kaynak Kanunun 480 inci maddesinde olduğu gibi madde iki fıkra hâline getirilmiştir. 1984 tarihli Öntasarıda bu maddeyi iki fıkra hâlinde düzenlemiştir. Yürürlükteki maddenin bir ve üçüncücümlesinde koruyucu mirasçılıktan çıkarılmaya neden olan borçödemeden aciz belgesinin hükmünün kalmamasıveya bu belgenin içerdiği borçtutarının mirasçılıktan çıkarılanın miras payının yarısınıaşmıyorsa, mirasçılıktan çıkarma tasarrufunun “keenlemyekün” olacağınıöngörmektedir. Bu cümle maddenin ikinci fıkrasıhâline getirilerek “keenlemyekün” yerine “iptal olunur” deyimi kullanılmıştır. Miras Hukukunda kural olarak yokluk ve mutlak butlan söz konusudur. Fıkrada da bu genel ilkeye uygun olarak mirasçılıktan çıkarma tasarrufunun kendiliğinden hükümsüz kalmasıyerine iptal edilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Bunun sonucu olarak buradaki iptal davasıda ölüme bağlıtasarrufların iptaliyle ilgili 557 nci madde hükümlerine tâbi tutulmuştur. Bu düzenlemenin en önemli sonucu, bu gibi hâllerde, mirasçılıktan çıkarma tasarrufunun her zaman için geçersiz olduğunu ileri sürme yerine, iptal davasına konu olmasıdır. ÜÇÜNÇÜAYIRIM ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN ÇEŞİTLERİ
Açıklama
TMK Madde 513, koruyucu (önleyici) mirasçılıktan çıkarma olarak adlandırılan, borç ödemeden aciz sebebiyle mirasçılıktan çıkarma kurumunu düzenler. Bu çıkarma türü, cezalandırıcı nitelikteki TMK m.510’daki çıkarmadan farklı olup, amacı saklı paylı altsoyu cezalandırmak değil, onun borçlu durumu nedeniyle miras payının alacaklılarca tüketilmesini önleyerek bu payı altsoyun çocuklarına yöneltmektir. Maddeye göre mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi (İcra ve İflas Kanunu m.143) bulunan altsoyunu yalnızca saklı payının yarısı için ve bu yarıyı çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemek koşuluyla mirasçılıktan çıkarabilir. Gerekçede, eski Kanunun 460. maddesini karşılayan hükmün iki fıkra hâline getirildiği ve çıkarmanın kendiliğinden hükümsüz kalması yerine iptal yaptırımına bağlandığı vurgulanmıştır.
Maddenin uygulama mekanizması iki yönlüdür. Birinci fıkra, çıkarmanın geçerlilik koşullarını belirler: çıkarılanın borç ödemeden aciz belgesinin bulunması ve mirasbırakanın çıkardığı saklı pay yarısını çıkarılanın çocuklarına özgülemesi şarttır. Bu özgüleme koşulu kurumun koruyucu amacının tam karşılığıdır; aksi hâlde çıkarma geçerli olmaz. İkinci fıkra ise çıkarmanın iptal edilebileceği iki durumu gösterir: miras açıldığında aciz belgesinin hükmü kalmamışsa, yani borç ödenmiş veya başka şekilde sona ermişse; ya da belgenin kapsadığı borç tutarı çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa. Bu hâllerde çıkarma kendiliğinden geçersiz olmaz; çıkarılanın istemi üzerine iptal edilir. Gerekçede de açıkça belirtildiği gibi, çıkarma tasarrufu ‘keenlemyekün’ (yok hükmünde) sayılmamış, iptal davasının konusu yapılmıştır; bu dava ölüme bağlı tasarrufların iptaline ilişkin TMK m.557 hükümlerine tâbidir.
Bu düzenlemenin sonucu, koruyucu çıkarmanın geçerliliğinin aciz hâlinin süreklilik gösterip göstermediğine bağlı olması ve uyuşmazlığın iptal davası yoluyla çözülmesidir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, ölüm anında aciz belgesinin geçerliliğini yitirmesi hâlinde çıkarılanın açacağı iptal davasıyla payına kavuşacağını kabul etmektedir. Somut örnek: kumar borçları nedeniyle hakkında aciz belgesi bulunan oğlunu, mirasbırakan saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarmış ve bu yarıyı torunlarına özgülemiştir. Oğul, miras açılmadan önce borçlarını ödeyip aciz belgesini ortadan kaldırmışsa, TMK Madde 513’ün ikinci fıkrası uyarınca açacağı iptal davasıyla çıkarmayı geçersiz kılabilir ve saklı payının tamamına kavuşur. Borç hâlâ devam ediyorsa, çıkarılan yarı doğrudan torunlara geçerek alacaklıların erişiminden korunmuş olur.
