TMK 514. Madde
(1) Mirasbırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde, malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta bulunabilir.
(2) Mirasbırakanın üzerinde tasarruf etmediği kısım yasal mirasçılarına kalır.
TMK 514. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 461 inci maddesini karşılamaktadır. Kaynak Kanunun 481 inci maddesinde olduğu gibi maddeye ikinci fıkra eklenmek suretiyle, mirasbırakanın üzerinde tasarruf etmediği terekenin yasal mirasçılarına kaldığıhükme bağlanmıştır.
Açıklama
TMK Madde 514, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruf yapma özgürlüğünün genel çerçevesini çizen temel hükümdür ve bu özgürlüğün hangi araçlarla ve hangi sınırlar içinde kullanılabileceğini gösterir. Maddeye göre mirasbırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta bulunabilir. Burada sözü edilen ‘tasarruf özgürlüğünün sınırları’, öncelikle saklı paya ilişkin TMK m.505 ve devamı hükümleridir; mirasbırakan ancak saklı paylar dışında kalan tasarruf edilebilir kısım üzerinde serbestçe tasarruf edebilir. Gerekçede, eski Kanunun 461. maddesini karşılayan metne İsviçre Medenî Kanununun 481. maddesindeki gibi ikinci fıkra eklendiği ve mirasbırakanın üzerinde tasarruf etmediği kısmın yasal mirasçılara kalacağının açıkça hükme bağlandığı belirtilmiştir.
Maddenin uygulama mekanizması, iradî ve yasal mirasçılık arasındaki dengeyi kurar. Mirasbırakan tasarruf araçlarını seçmekte serbesttir: tek taraflı ve her zaman geri alınabilen vasiyetname (TMK m.531 vd.) ya da karşılıklı irade beyanıyla kurulan ve bağlayıcı olan miras sözleşmesi (TMK m.527 vd.). Tasarruf, malvarlığının tamamını kapsayabileceği gibi yalnızca bir kısmıyla da sınırlı kalabilir. İkinci fıkra ise tamamlayıcı bir kural getirir: mirasbırakanın üzerinde hiç tasarruf etmediği kısım, kendiliğinden yasal mirasçılara intikal eder. Böylece tereke boşlukta kalmaz; iradî tasarrufun kapsamadığı her değer, kanunun öngördüğü yasal miras düzenine göre dağıtılır. Bu mekanizma, mirasbırakanın iradesine öncelik tanırken, bu iradenin ulaşmadığı alanı yasal mirasçılık kurallarıyla doldurarak hukukî güvenliği sağlar ve terekenin sahipsiz kalmasını önler.
Bu düzenlemenin sonucu, mirasbırakanın iradesinin saklı pay engeline takıldığı ölçüde tenkise tâbi olması, tasarruf edilmeyen kısmın ise yasal mirasçılara geçmesidir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, tasarruf edilebilir kısmı aşan ölüme bağlı kazandırmaların saklı paylı mirasçılar tarafından açılacak tenkis davasıyla indirileceğini istikrarla kabul etmektedir. Somut örnek: üç çocuğu bulunan mirasbırakan, malvarlığının yarısını bir vakfa vasiyet etmiş, kalan yarısı hakkında hiçbir tasarrufta bulunmamıştır. Vakfa yapılan kazandırma çocukların saklı paylarına tecavüz ediyorsa TMK Madde 514’teki sınır gereği tenkise tâbi olur; üzerinde tasarruf edilmeyen diğer yarı ise ikinci fıkra uyarınca üç çocuğa yasal mirasçı sıfatıyla eşit olarak paylaştırılır. Böylece iradî ve yasal mirasçılık aynı terekede yan yana sonuç doğurur.
