TMK 515. Madde
(1) Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarruflarını koşullara veya yüklemelere bağlayabilir. Tasarruf hüküm ve sonuçlarını doğurduğu andan itibaren, her ilgili koşul veya yüklemenin yerine getirilmesini isteyebilir.
(2) Hukuka veya ahlâka aykırı koşullar ve yüklemeler, ilişkin bulundukları tasarrufu geçersiz kılar.
(3) Anlamsız veya yalnız başkalarını rahatsız edici nitelikte olan koşullar ve yüklemeler yok sayılır.
TMK 515. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 462 nci maddesini karşılamaktadır. Yürürlükteki maddenin kenar başlığıyla birlikte birinci ve ikinci fıkralarıarılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasında “kanuna yahut âdabıumumiyeye mugayir” deyimi yerine “hukuka veya ahlâka aykırı” deyimi kullanılmıştır. Yürürlükteki ikinci fıkra bu tür yükümlülükler ve şartların “batıl” olduğunu ifade etmektedir. Oysa Miras Hukukunda butlan yaptırımıdeğil iptal yaptırımısöz konusudur. Bu genel ilkeye uygun olarak ikinci fıkranın birinci cümlesindeki hukuka veya ahlâka aykırıkoşulların ve yüklemelerin ilişkin bulunduklarıtasarrufu geçersiz kıldıklarıifade edilmiştir. Yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan hüküm, değişiklik sonunda kaynak Kanunun 482 nci maddesinde olduğu gibi üçüncüfıkra hâline getirilmiştir. 1984 tarihli Öntasarıda aynıesasıkabul etmiştir. Üçüncüfıkra yürürlükteki hükümden farklıolarak anlamsız veya yalnız başkalarınırahatsız edici olan koşullar ve yüklemelerin “lağıv” olmasıyerine “yok sayılır” olduğunu kabul etmiştir. “Lağıv” sözcüğü , İsviçre aslındaki “nicht vorhanden” sözcüklerini karşılamamaktadır. Bunun yerine daha uygun bir çeviri olarak “yok sayılma” sözcükleri kullanılmıştır.
Açıklama
TMK Madde 515, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruflarını koşullara veya yüklemelere bağlama serbestisini ve bu koşul ile yüklemelerin geçerlilik sınırlarını düzenler. Hüküm, tasarruf özgürlüğünün genel çerçevesini çizen TMK m.514 ile yakından bağlantılıdır ve bu özgürlüğün koşul ya da yükleme eklenerek nasıl kullanılabileceğini gösterir. Gerekçede, eski Kanunun 462. maddesini karşılayan metnin sadeleştirildiği, ‘kanuna yahut âdabı umumiyeye mugayir’ deyimi yerine ‘hukuka veya ahlâka aykırı’ deyiminin kullanıldığı belirtilmiştir. Gerekçenin önemli bir vurgusu, miras hukukunda butlan değil iptal yaptırımının esas olduğu yönündedir; bu nedenle eski metinde ‘batıl’ sayılan koşulların, ilişkin oldukları tasarrufu ‘geçersiz kıldığı’ biçiminde yeniden ifade edilmesidir. Düzenleme, ölüme bağlı tasarrufların iptalini öngören TMK m.557 ile bütünlük içinde uygulanır.
Maddenin uygulama mekanizması üç fıkrada ayrışır. Birinci fıkraya göre mirasbırakan tasarrufunu geciktirici veya bozucu koşullara ya da yüklemelere bağlayabilir; tasarruf hüküm ve sonuçlarını doğurduğu andan itibaren her ilgili, koşulun gerçekleşmesini veya yüklemenin yerine getirilmesini isteyebilir. Burada ilgililer arasında yalnızca lehdar değil, yüklemenin yerine getirilmesinde menfaati bulunan kişiler de yer alır. İkinci fıkra, hukuka veya ahlâka aykırı koşul ve yüklemelerin yalnız kendisini değil, ilişkin bulundukları tasarrufun tamamını geçersiz kıldığını öngörür; çünkü bu tür bir koşul çoğu zaman tasarrufun saik ve amacıyla kaynaşmıştır. Üçüncü fıkra ise anlamsız veya yalnızca başkalarını rahatsız edici nitelikteki koşul ve yüklemeleri yok sayar; bu hâlde koşul düşer ancak tasarruf geçerliliğini korur. Gerekçede ‘lağıv’ yerine ‘yok sayılma’ ifadesinin İsviçre aslındaki kavramı daha iyi karşıladığı belirtilmiştir.
Bu ayrımın sonucu, koşulun niteliğine göre yaptırımın değişmesidir: hukuka aykırı koşul tasarrufun tamamını sakatlarken, anlamsız koşul yalnızca kendisi yok sayılarak tasarruf ayakta tutulur. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, ahlâka aykırı yüklemenin tasarrufun esaslı saikini oluşturup oluşturmadığının araştırılması gerektiğini ve geçersizliğin iptal davası yoluyla ileri sürüleceğini kabul etmektedir. Somut örnek: mirasbırakan ‘oğluma evimi bırakıyorum, ancak eşinden boşanması koşuluyla’ demişse, bu koşul aile bütünlüğüne ve ahlâka aykırı sayılarak TMK Madde 515 uyarınca tasarrufun tamamını geçersiz kılabilir. Buna karşılık ‘kızıma tarlamı bırakıyorum, her sabah saat beşte mezarımı ziyaret etmesi koşuluyla’ gibi anlamsız ve yalnız külfet yükleyen bir koşul yok sayılır; kız mal kazandırmasından koşulla bağlı olmaksızın yararlanır.
