TMK ▸ Madde 516

TMK 516. Madde

(1) Mirasbırakan, mirasının tamamı veya belli bir oranı için bir veya birden çok kişiyi mirasçı atayabilir.

(2) Bir kişinin, mirasın tamamını veya belli bir oranını almasını içeren her tasarruf, mirasçı atanması sayılır.

TMK 516. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 463 üncümaddesini karşılamaktadır. Arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Yürürlükteki ikinci cümlede yer alan “Terekenin tamamıveya şayi bir cüz’ünüalmak üzere” ifadesi yerine “mirasın tamamınıveya belli bir oranınıalmasınıiçeren” demek suretiyle, terekede tek varlık olan belli bir malın vasiyet 99 edilmesi hâlinde, somut olayın özelliğine göre bu tasarrufun gerektiğinde mirasçıatama (nasbı) olarak yorumlanabilmesi olanağıgetirilmiştir.

Açıklama

TMK Madde 516, mirasbırakanın bir veya birden çok kişiyi mirasçı atamasını düzenleyerek külli halefiyetin iradî yoldan kurulmasını sağlar. Atanmış mirasçı, yasal mirasçı gibi mirasbırakanın ölümüyle terekenin tamamına ya da belirlenen orana doğrudan ve kendiliğinden halef olur; bu yönüyle düzenleme, yalnızca kişisel alacak hakkı doğuran belirli mal bırakmayı düzenleyen TMK m.517’den ayrılır. Hüküm, ölüme bağlı tasarrufların genel çerçevesini çizen TMK m.514 ile birlikte okunur ve mirasın açılmasıyla geçişi öngören TMK m.599 hükmüyle tamamlanır. Gerekçede, eski Kanunun 463. maddesini karşılayan metnin sadeleştirildiği ve ‘terekenin tamamını veya şayi bir cüz’ünü almak üzere’ ifadesi yerine ‘mirasın tamamını veya belli bir oranını almasını içeren’ deyiminin tercih edildiği belirtilmiştir.

Maddenin uygulama mekanizması, ikinci fıkradaki yorum kuralında belirginleşir. Bir kişiye mirasın tamamını veya belli bir oranını almasını sağlayan her tasarruf, kelimelerin lafzına bakılmaksızın mirasçı atanması sayılır. Bu hüküm, mirasbırakanın iradesinin nitelendirilmesinde hâkime esnek bir araç verir; çünkü kişiler tasarruflarında çoğu zaman teknik hukuk terimlerini doğru kullanmaz. Gerekçede de açıkça vurgulandığı üzere, terekede tek varlık olan belli bir malın ‘vasiyet’ edilmesi hâlinde dahi, somut olayın özelliğine göre bu tasarruf gerektiğinde mirasçı atama (nasbı) olarak yorumlanabilir. Böylece mirasbırakanın asıl amacının kişiyi terekeye külli halef kılmak mı yoksa yalnızca belirli bir mal kazandırmak mı olduğu araştırılır. Atanan kişinin oranı belirtilmişse o oranda, belirtilmemişse tamamı bakımından mirasçılık sıfatı doğar ve atanan mirasçı, terekenin aktif ve pasifine bu oranda katlanır.

Bu nitelendirmenin sonucu önemlidir: atanmış mirasçı, vasiyet alacaklısının aksine terekedeki borçlardan da payı oranında sorumlu olur ve mirası reddetme hakkına sahiptir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, bir tasarrufun mirasçı atama mı yoksa belirli mal bırakma mı olduğunun mirasbırakanın iradesi araştırılarak belirlenmesi gerektiğini, tereddüt hâlinde kazandırılan değerin terekeye oranının ölçüt alınacağını vurgulamaktadır. Somut örnek: mirasbırakan vasiyetnamesinde ‘tüm malvarlığımın yarısını arkadaşım Ahmet’e bırakıyorum’ demişse, Ahmet TMK Madde 516 uyarınca atanmış mirasçı sayılır; ölümle birlikte terekenin yarısına doğrudan halef olur, ancak borçların da yarısından sorumlu tutulur. Buna karşılık ‘şu numaralı dairemi Ahmet’e bırakıyorum’ denmişse ve tereke yalnızca o daireden ibaretse, tasarruf duruma göre mirasçı atama olarak yorumlanabilecektir.