TMK 518. Madde
(1) Bırakılan belirli mal, mirasın açılması anındaki durumuyla teslim olunur; yarar ve hasar, mirasın açılması anında kendisine belirli mal bırakılana geçer.
(2) Tasarrufu yerine getirme ile yükümlü olan kimse, mirasın açılmasından sonra bırakılan belirli mala yaptığı harcamalar ve mala verdiği zararlardan dolayı, vekâletsiz iş görenin haklarına sahip ve borçlarıyla yükümlü olur.
TMK 518. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 465 inci maddesini karşılamaktadır. Maddenin kenar başlığıiçeriğine uygun olarak “Teslim borcu” şeklinde değiştirilmiştir. Madde arılaştırılmak ve sadeleştirilmek suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
TMK Madde 518, belirli mal bırakma (vasiyet) yoluyla yapılan kazandırmanın konusunu oluşturan malın lehdara teslim edilmesi borcunu düzenler. Hüküm, belirli mal bırakmanın konusunu tanımlayan TMK m.517 ile sıkı bağ içindedir; orada öngörülen kazandırmanın fiilen gerçekleşmesi bu maddedeki teslim mekanizmasıyla sağlanır. Maddenin gerekçesinde, kenar başlığın içeriğe uygun biçimde ‘Teslim borcu’ olarak değiştirildiği ve eski 743 sayılı Kanunun 465. maddesinin sadeleştirilerek korunduğu, esasen bir hüküm değişikliği yapılmadığı belirtilmiştir. Düzenleme, terekenin paylaşımına ilişkin TMK m.640 ve devamı hükümleriyle birlikte değerlendirilir; çünkü teslim yükümlülüğü çoğunlukla mirasçıların veya atanmış vasiyeti yerine getirme görevlisinin omuzundadır. Böylece lehdarın alacak hakkı ile mirasçıların borcu arasındaki ilişki net biçimde kurulur ve mirasın açılması anı belirleyici kabul edilir.
Maddenin uygulanmasında iki temel mekanizma öne çıkar. Birincisi, bırakılan belirli mal, mirasın açılması anındaki durumuyla teslim olunur; yani malın o tarihteki fiilî ve hukukî hâli esas alınır, sonradan meydana gelen iyileşme veya kötüleşme malı isteyen lehdar bakımından sonuç doğurur. Aynı anda yarar ve hasar da lehdara geçer; örneğin vasiyet konusu bir taşınmazdan elde edilecek kira gelirleri ölüm anından itibaren lehdara ait olur, malın deprem gibi beklenmedik bir olayla zarar görme riski de yine ona yüklenir. İkincisi, tasarrufu yerine getirmekle yükümlü kişi (mirasçı ya da vasiyeti tenfiz memuru), ölümden sonra mala yaptığı zorunlu veya yararlı harcamaları talep ederken, mala verdiği zararlardan da sorumlu olur. Bu sorumluluk, kanun koyucunun açık atfıyla vekâletsiz iş görme (TBK m.526 vd.) hükümlerine tâbi kılınmıştır.
Sonuç olarak yükümlü kişi, vekâletsiz iş gören sıfatıyla hem haklara sahip hem borçlara tâbidir: malı korumak için yaptığı zorunlu giderleri lehdardan isteyebilir, buna karşılık ihmaliyle malı zarara uğratırsa tazminle yükümlü olur. Lehdar malı teslim almazsa veya yükümlü teslimden kaçınırsa, lehdar belirli mal bırakmadan doğan kişisel alacağına dayanarak alacak (ifa) davası açabilir. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, vasiyet alacaklısının terekeye karşı kişisel bir alacak hakkı sahibi olduğunu, ayni hak iddiasında bulunamayacağını istikrarlı biçimde vurgulamıştır. Somut örnek: mirasbırakan bir dairesini komşusuna vasiyet etmiş, ölümden sonra mirasçı dairenin çatısını onarmış ve aynı zamanda bir duvarını dikkatsizce hasara uğratmıştır. Bu durumda mirasçı, çatı onarımı için yaptığı zorunlu masrafı TMK Madde 518 uyarınca lehdardan isteyebilecek, ancak duvardaki zararı tazmin etmek zorunda kalacaktır.
