TMK 555. Madde
(1) Vasiyeti yerine getirme görevlisi, görevinin yerine getirilmesinde sulh hâkiminin denetimine tâbidir.
(2) Hâkim, şikâyet üzerine veya re’sen gereken önlemleri alır.
(3) Vasiyeti yerine getirme görevlisinin yetersiz olduğu, görevini kötüye kullandığı veya ağır ihmali tespit edilirse, sulh hâkimi tarafından görevine son verilir. Bu karara karşı tebliğinden başlayarak onbeş gün içinde asliye mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
TMK 555. Madde Gerekçesi
Maddede, vasiyeti yerine getirme görevlisinin denetlenmesi düzenlenmiştir. Bu hususta yürürlükteki Kanunda bir hüküm yoktur. Ancak yapılan yollama uyarınca terekeyi resmen idareye memur olan kimse gibi vasiyeti yerine getirme görevlisinin de sulh hâkiminin kontroluna tâbi olduğu kabul edilmektedir. Sorunun maddede açıkça düzenlenmesi uygun görülmüştür. Denetleme; yetersizlik veya görevi kötüye kullanma ya da ağır ihmal hâllerinde görevden alma yetkisini de içerir. Madde, bu husus göz önünde tutularak düzenlenmiştir.
Açıklama
TMK Madde 555, vasiyeti yerine getirme görevlisinin görevini ifa ederken sulh hâkiminin denetimine tâbi olduğunu düzenleyerek bu kuruma kamusal bir gözetim mekanizması yerleştirir. Hüküm, TMK m.550 ila m.554 arasında atanması, görev ve yetkileri belirlenen görevlinin keyfî davranmasını önlemek amacıyla getirilmiştir. Maddenin gerekçesi, 743 sayılı eski Medenî Kanunda açık bir hükmün bulunmadığını, ancak terekeyi resmen idareye memur kimseye yapılan yollama uyarınca bu denetimin zaten kabul edildiğini vurgular ve sorunun açıkça düzenlenmesini uygun görür. Böylece görevli, mirasbırakanın son arzularını yerine getirirken mirasçıların ve alacaklıların menfaatini koruyan bir yargısal otoritenin gözetimi altında çalışır. Denetim, hem şikâyet üzerine hem de hâkimin re’sen harekete geçmesiyle işler; bu yönüyle çekişmesiz yargı niteliği taşıyan bir gözetim öngörülmüştür.
Maddenin uygulanma mekanizması üç aşamalı işler. İlk olarak ikinci fıkra uyarınca sulh hâkimi, mirasçıların veya alacaklıların şikâyeti üzerine ya da kendiliğinden gereken önlemleri alır; örneğin görevliden hesap istemek, tereke malları üzerindeki tasarrufları sınırlamak veya teminat göstermesini emretmek bu önlemler kapsamındadır. İkinci olarak üçüncü fıkra, görevden almayı gerektiren üç somut sebebi sayar: görevlinin yetersiz olması, görevini kötüye kullanması veya ağır ihmalinin tespit edilmesi. Bu sebeplerden biri sabit olduğunda hâkimin takdir yetkisi daralır ve görevine son verilmesi gündeme gelir. Görevden alma kararı sulh hukuk mahkemesince verilir; karara karşı tebliğden başlayarak onbeş günlük hak düşürücü süre içinde asliye mahkemesine itiraz yolu açıktır. Görevli, bu süreçte ücret ve masraf alacaklarını TMK m.550/4 çerçevesinde koruyabilir.
Görevden alma kararının sonucu, görevlinin yetkilerinin sona ermesi ve gerektiğinde terekenin yeni bir görevliye ya da mirasçılara devredilmesidir; itiraz üzerine asliye mahkemesince verilen karar kesin olduğundan ayrıca temyiz yolu kapalıdır. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, görevden alma sebeplerinin somut delillerle ispatlanması gerektiğini, soyut iddiaların görevden almaya yeterli olmadığını ve hâkimin önce daha hafif önlemleri değerlendirmesinin isabetli olacağını vurgulamaktadır. Somut bir örnek vermek gerekirse: mirasbırakanın taşınmazlarını piyasa değerinin çok altında, mirasçılara haber vermeden devreden ve tereke alacaklarını tahsil etmeyerek zamanaşımına uğratan bir görevli hakkında mirasçılardan biri sulh hâkimine şikâyette bulunduğunda, hâkim ağır ihmali ve görevi kötüye kullanmayı tespit ederek görevliyi azledebilir. Bu durumda görevli, sebep olduğu zarardan TMK genel hükümleri uyarınca sorumlu tutulabilir ve onbeş günlük süre içinde asliye mahkemesine itiraz edebilir.
