TMK ▸ Madde 590

TMK 590. Madde

(1) Aşağıdaki sebeplerden birinin gerçekleşmesi hâlinde sulh hâkimi terekenin defterinin tutulmasına karar verir:

1. Mirasçılar arasında vesayet altına alınmış olan veya alınması gereken kimse varsa,

2. Mirasçılardan biri uzun süreden beri bulunamıyorsa ve temsilcisi de yoksa,

3. Mirasçılardan veya ilgililerden biri, ölüm tarihinden başlayarak bir ay içinde istemde bulunursa,

(2) Defter tutma işlemi gecikmeksizin tamamlanır.

TMK 590. Madde Gerekçesi

Madde yürürlükteki Kanunun 532 nci maddesinden kısmen alınmıştır. Birinci fıkra hükmüarılaştırılmak suretiyle kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur. (1) ve (2) numaralıbent hükümleri daha anlaşılır bir şekilde kaynak Kanuna uygun olarak kaleme alınmıştır. Maddenin (3) numaralıbent hükmünde, mirasçılardan veya ilgililerden birinin istemi üzerine defter tutma istemi, bir aylık bir süreye tâbi tutulmuştur. Maddenin ikinci fıkrasında, yürürlükteki metinden farklıolarak defter tutma işleminin “bir ay içinde ikmal olunması” hükmüyerine bu işlemlerin “gecikmeksizin tamamlanması” hükmügetirilmiştir. Zira defter tutma ile ilgili işlemin bir çok olaylarda bir ay içinde tamamlanmasıolanaksızdır. Kanunda böyle bir sürenin konulmasıçoğu zaman kağıt üzerinde kalmaktadır. Gerçekçi bir yaklaşımla, uygulanmasıolanaksız böyle bir süre konulmasıyerine, “gecikmeksizin” ölçüsükonularak, her somut olayın niteliğine göre bu işlemlerin tamamlanmasıolanağıgetirilmiştir. Defter tutma ve mühürleme işlemleri, yürürlükteki metinde bir arada düzenlenmiştir. Uygulamadaki ihtiyaçlar göz önüne alınarak bu hususların ayrıhükümlerde ve ayrıntılıolarak düzenlenmesinin uygun olacağıdüşünülmüşve bu maksatla defter tutma ve mühürleme farklımaddelerde düzenlenmiştir.

Açıklama

TMK Madde 590, terekenin korunması önlemleri arasında yer alan defter tutmayı düzenler ve sulh hâkiminin hangi sebeplerin gerçekleşmesi hâlinde tereke defterinin tutulmasına karar vereceğini gösterir. Bu hüküm, TMK m.589’da genel olarak öngörülen koruma önlemlerinin özel bir uygulama kalemini oluşturur ve gerekçede belirtildiği üzere mülga Kanunun 532. maddesinde mühürleme ile birlikte düzenlenen defter tutma işlemi, uygulamadaki ihtiyaçlar gözetilerek ayrı bir madde hâline getirilmiştir. Defter tutma, terekedeki aktif ve pasifin resmen tespiti olup, miras hakkı sahiplerinin paylarının ve alacaklıların alacaklarının korunmasına hizmet eder. Bu tedbir, mirasın resmen yönetimi (TMK m.592 vd.) ve resmî defter tutma (TMK m.619 vd.) ile karıştırılmamalı, koruma amaçlı bir tespit işlemi olarak anlaşılmalıdır.

Maddenin uygulanması için sayılan üç sebepten birinin gerçekleşmesi gerekir. Birincisi, mirasçılar arasında vesayet altına alınmış ya da alınması gereken bir kimsenin bulunmasıdır; bu hâl kısıtlının menfaatini korumayı amaçlar ve TMK m.405 vd. vesayet hükümleriyle bağlantılıdır. İkincisi, mirasçılardan birinin uzun süredir bulunamaması ve temsilcisinin de olmamasıdır. Üçüncüsü, mirasçılardan veya ilgililerden birinin ölüm tarihinden başlayarak bir ay içinde istemde bulunmasıdır; bu bir aylık süre hak düşürücü niteliktedir ve geçtikten sonra istem üzerine defter tutulması zorunlu olmaktan çıkar. İkinci fıkra, defter tutma işleminin gecikmeksizin tamamlanmasını öngörür. Gerekçede de eski metindeki bir aylık tamamlama süresinin çoğu olayda uygulanamaz olduğu, bunun yerine her somut olayın niteliğine uygun gerçekçi bir ölçüt getirildiği açıklanmıştır.

Defter tutma işleminin ihmali veya geç yapılması, terekedeki malların kaybı hâlinde sorumlu sulh hâkimi veya görevliler bakımından sorumluluğu gündeme getirebileceği gibi, mirasçıların zararına yol açar. Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesi, vesayet altındaki mirasçı bulunması hâlinde re’sen defter tutulması gerektiğini, bunun ihmal edilmesini bozma sebebi olarak değerlendirmektedir. Somut bir örnek: mirasbırakanın vefatından sonra mirasçılardan biri on yıldır haber alınamayan ve kendisine kayyım atanmamış bir kişiyse, sulh hâkimi başkaca bir talebe gerek kalmaksızın TMK Madde 590 uyarınca re’sen tereke defterinin tutulmasına karar verir; böylece kaybolan mirasçının payına düşecek taşınmaz, banka hesabı ve menkuller resmen tespit edilerek korunmuş olur. Aynı şekilde küçük bir çocuğun mirasçı olduğu durumda da defter tutma, çocuğun payının ileride eksiksiz teslimini güvence altına alır.