TMK 614. Madde
(1) Mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler.
(2) Bu takdirde ret, sulh hâkimi tarafından daha sonra gelen mirasçılara bildirilir; bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar.
(3) Bunun üzerine miras, iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara verilir.
TMK 614. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 554 üncümaddesini karşılamaktadır. Madde İsviçre MedenîKanununun 575 inci maddesindeki aslına uygun olarak iki fıkra hâline getirilmiş, ayrıca maddeye yeni bir üçüncüfıkra eklenmiştir. Bu yeni fıkra ile kendilerine bildiride bulunulan sonraki mirasçıların da mirasıkabul etmemesi hâlinde ne yapılacağıdüzenlenmiştir. Buna göre mirasın, iflâs hükümlerine göre tasfiye edilmesi ve tasfiye sonunda arta kalan değerler olursa, bunların önce gelen mirasçılara verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklama
TMK Madde 614, mirası reddeden mirasçıların, kendilerinden sonra gelen mirasçıların mirası kabul edip etmeyeceğinin tasfiyeden önce sorulmasını isteyebilmesini düzenler. Hüküm, bir önceki kademe mirasçılarının ret kararıyla mirasın TMK m.612 uyarınca doğrudan iflas hükümlerine göre tasfiyesine gitmeden, sonraki mirasçılara bir tercih hakkı tanıyarak terekenin gereksiz biçimde tasfiyeye sürüklenmesini önlemeyi amaçlar. Böylece ret hakkının kademeli yapısı korunur ve TMK m.611’deki bir mirasçının reddi hâlinde payın hak sahiplerine geçmesi ilkesiyle uyum sağlanır. Madde gerekçesinde, İsviçre Medeni Kanunu’nun 575. maddesi esas alınarak hükmün iki fıkra hâline getirildiği ve sonradan eklenen üçüncü fıkrayla, bildirimde bulunulan sonraki mirasçıların da reddetmesi hâlinde izlenecek yolun açıkça düzenlendiği belirtilmiştir.
Mekanizma şu biçimde işler: mirası reddeden mirasçı, ret beyanı sırasında sulh mahkemesinden sonraki mirasçılara durumun sorulmasını talep eder. Bu talep üzerine sulh hâkimi, sonra gelen mirasçılara ret durumunu bildirir ve onlara bir aylık karar süresi tanır. Sonraki mirasçılar bu süre içinde mirası kabul etmezlerse, ikinci fıkra gereği reddetmiş sayılırlar; yani susma, ret yönünde sonuç doğuran bir karine oluşturur. Burada önemli olan, bildirimin usulüne uygun yapılması ve bir aylık sürenin her bir mirasçı bakımından ayrı ayrı işlemesidir. Bu kurum sayesinde, örneğin altsoyun reddi hâlinde mirasın ikinci zümreye veya daha uzak mirasçılara geçip geçmeyeceği, tasfiyeye girilmeden netleştirilir ve tüm kademelerin reddi açıkça ortaya çıkmadan terekenin değerlerinin paraya çevrilmesi önlenmiş olur.
Tüm kademelerdeki mirasçıların reddi sonucunda, üçüncü fıkra uyarınca miras iflas hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye sonunda arta kalan değerler önce gelen mirasçılara verilir. Bu düzenleme, reddin yalnızca borçtan kurtulma amacına hizmet ettiğini, terekede beklenenin üzerinde değer çıkması hâlinde bu artığın ilk kademe mirasçılarına ait olacağını göstererek onların menfaatini korur. Yargıtay’ın ilgili Hukuk Dairesi, bu yöndeki talebin sulh mahkemesinin görev alanında bulunan çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğunu ve bir aylık sürenin geçirilmesinin ret sonucu doğurduğunu kabul etmektedir. Somut bir örnekle: borca batık görünen bir terekede altsoy mirası reddederken sonraki mirasçılara sorulmasını ister; bu mirasçılar da bir ay içinde kabul etmezse tereke tasfiyeye girer, ancak tasfiye sonunda gayrimenkulün beklenenden yüksek bedelle satılması nedeniyle bir artık kalırsa, bu tutar TMK Madde 614 gereği önce gelen altsoy mirasçılarına ödenir.
