TMK 641. Madde
(1) Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar.
(2) Ana ve baba veya büyük ana ve büyük baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini veya gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat, bu yüzden terekenin borç ödemeden acze düşmemesi kaydıyla tereke borcu sayılır.
TMK 641. Madde Gerekçesi
Maddenin birinci fıkrasıyürürlükteki 582 nci maddenin arılaştırılmak suretiyle tekrarından ibarettir. İkinci fıkra ise, İsviçre’de 6 Ekim 1972 tarihinde 633 üncü ve 603 üncü maddelerde yapılan değişiklik göz önünde tutulmak suretiyle kaleme alınmıştır. İsviçre Medenî Kanununun 633 üncü maddesi 6 Ekim 1972 tarihinde yürürlükten kaldırılmış, bu madde hükmü 603 üncü maddeye alınmıştır. İsviçre Medenî Kanununun 633 üncü maddesinin karşılığıolan yürürlükteki Kanunun 610 uncu maddesi, bu nedenle maddenin ikinci fıkrası olarak kaleme alınmıştır. Bu fıkra sayesinde, yürürlükteki Kanunun 610 uncu maddesinde yer alan bu tür borçlar da mirasçıların müteselsil sorumluluklarına dahil edilmiştir. Böylelikle, maddede belirtilen çocuklar ile torunlara verilecek uygun tazminat, terekenin paylaşılmasından önce hak sahiplerine ödenecek, bundan sonra, geri kalan tereke değerleri mirasçılar arasında paylaşılacaktır. Ancak bunun için terekenin borçödemeden acze düşmemesi gerekir. Aksi takdirde belirtilen çocuk ve torunlara böyle bir tazminat ödenmesi yoluna gidilemeyecektir.
Açıklama
TMK Madde 641, mirasçıların tereke borçlarından sorumluluğunu düzenleyen ve alacaklıların korunmasını güvenceye alan temel bir hükümdür; miras ortaklığını kuran TMK m.640 ile paylaşmanın genel kurallarıyla birlikte uygulanır. Birinci fıkraya göre mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumluluk, her bir mirasçının borcun tamamından alacaklıya karşı sorumlu olması anlamına gelir; alacaklı, dilediği mirasçıya başvurarak alacağının tamamını talep edebilir, ödeyen mirasçı ise diğerlerine payları oranında rücu eder. İkinci fıkra ise İsviçre’de 1972 yılında yapılan değişiklikler göz önünde tutularak kaleme alınmış ve eski Kanunun 610. maddesindeki özel borç türünü müteselsil sorumluluk kapsamına dahil etmiştir.
Hükmün işleyişinde ikinci fıkra, ailevi emek katkısının korunmasına ilişkin özel bir tereke borcu tanımlar. Ana ve baba veya büyük ana ve büyük baba ile birlikte yaşayan ve emeklerini veya gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat, belirli koşullarla tereke borcu sayılır. Bu tazminatın tereke borcu kabul edilebilmesi için tek bir kritik şart vardır: bu yüzden terekenin borç ödemeden acze düşmemesi gerekir. Yani aile için emeğini ya da gelirini karşılıksız ortaya koyan çocuk veya torunun bu katkısı parasal olarak değerlendirilip kendisine ödenir; ancak bu ödeme tereke alacaklılarının haklarını tehlikeye atacak ölçüde terekeyi tüketiyorsa, yani tereke aciz hâline düşecekse, bu tazminata hükmedilemez. Tazminat, paylaşmadan önce hak sahibine ödenir ve geri kalan değerler mirasçılar arasında bölüştürülür.
Hükmün sonuçsal etkisi, alacaklılar bakımından güçlü bir teminat sağlarken, aileye emek katan kuşaklar bakımından da denge gözeten bir koruma getirmesidir. Yargıtay içtihadı, ana baba veya büyük ana baba yanında yıllarca emeğini karşılıksız harcayan çocuk veya torunun uygun bir tazminata hak kazandığını, ancak bu tazminatın miktarının emeğin süresi ve niteliğiyle orantılı belirleneceğini kabul etmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse: babasının çiftliğinde yıllarca ücret almadan çalışan ve gelirini aile bütçesine katan ergin oğul, babanın ölümünde bu emeğinin karşılığı olarak uygun bir tazminatı paylaşmadan önce terekeden isteyebilir; fakat tereke borca batık durumdaysa ve bu ödeme alacaklıların alacağını karşılıksız bırakacaksa, tazminata hükmedilemez. Aynı zamanda bir tereke borcu için alacaklı, mirasçılardan herhangi birine başvurarak alacağının tamamını tahsil edebilir.
