TMK ▸ Madde 640

TMK 640. Madde

(1) Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir.

(2) Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.

(3) Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.

(4) Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.

(5) Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteyebilirler.

TMK 640. Madde Gerekçesi

Yürürlükteki Kanunun 581 inci maddesini karşılamaktadır. İlk üçfıkra, kaynak İsviçre Medenî Kanununun 602 nci maddesi dikkate alınarak düzenlenmiştir. Maddeye yeni konulan dördüncüfıkra ile, uygulamada karşılaşılan bazıgüçlükleri gidermeye yönelik bir hüküm getirilmek istenmiştir. Buna göre, mirasta terekenin tâ bi olduğu elbirliği mülkiyetine yöneltilen en güçlüeleştiri, birlikte hareket etme zorunda olmaları nedeniyle mirasçıların bireysel olarak terekedeki hakların korunmasıamacıyla hareket edememesidir. Maddeye eklenen yeni dördüncüfıkra, bu eksikliği giderme amacına yöneliktir. Bu hüküm, mirasçıların her birinin hakkınıkorumak için tek başına dava açmasına imkâ n sağlamakta ve sağlanan korumadan mirasçıların hepsinin yararlanmasınıöngörmektedir. Davacımirasçıdavayıkaybederse, bundan diğer mirasçılar etkilenmeyecektir. Maddeye eklenen beşinci fıkradaki, bir mirasçının ödemeden aciz hâ linde olmasıdurumunda, diğer mirasçıların, hâ kimden haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasınıisteyebileceği hükmü ise yürürlükteki Kanunun 583 üncü maddesinin ikinci fıkrasınıkarşılamaktadır. Konu taksim davasından çok miras ortaklığında mirasçının korunmasınıilgilendirdiği için söz konusu hüküm bu maddeye alınmıştır.

Açıklama

TMK Madde 640, birden çok mirasçı bulunması hâlinde ölüm anından paylaşmaya kadar geçen dönemi yöneten miras ortaklığını kuran temel hükümdür; paylaşmayı isteme hakkını tanıyan TMK m.642 ve mirasçıların sorumluluğunu düzenleyen m.641 ile birlikte miras hukukunun omurgasını oluşturur. Birinci fıkraya göre, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. İkinci fıkra bu ortaklığın hukuki niteliğini belirler: mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Bu elbirliği mülkiyeti, mirasçıların belirli paylara değil, malvarlığının bütününe ortaklaşa hâkim olmaları sonucunu doğurur.

Hükmün işleyişi, elbirliği mülkiyetinin yarattığı birlikte hareket etme zorunluluğunu yumuşatan birkaç araç içerir. Üçüncü fıkra uyarınca mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir; bu temsilci ortaklığın yönetimini kolaylaştırır. Dördüncü fıkra, elbirliği mülkiyetine yöneltilen en güçlü eleştiriyi karşılar: birlikte hareket etme zorunluluğu yüzünden mirasçının tek başına terekedeki hakları koruyamaması sorunu. Bu fıkrayla her mirasçıya, terekedeki hakların korunmasını tek başına isteme ve dava açma imkânı tanınmış, sağlanan korumadan mirasçıların hepsinin yararlanması öngörülmüştür. Beşinci fıkra ise bir mirasçının ödemeden aciz hâlinde olması durumunda, diğer mirasçılara haklarının korunması için gerekli önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden isteme yetkisi verir.

Hükmün sonuçsal etkisi, mirasçıların hem tereke üzerinde birlikte tasarruf zorunluluğunu hem de bireysel koruma araçlarını dengelemesidir; dördüncü fıkra sayesinde bir mirasçının açtığı koruma davası diğerlerinin onayına bağlı kalmaz. Yargıtay içtihadı, terekedeki bir hakkın korunmasına yönelik davaların tek bir mirasçı tarafından açılabileceğini, ancak terekeyi azaltıcı veya tasarruf niteliği taşıyan işlemler için tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi gerektiğini kabul etmektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse: tereke içindeki bir taşınmaza üçüncü kişinin haksız el atması hâlinde mirasçılardan biri, diğerlerinin katılımını beklemeksizin elatmanın önlenmesi davasını tek başına açabilir ve kazanılan korumadan bütün mirasçılar yararlanır; davayı açan mirasçı kaybederse diğerleri bu sonuçtan etkilenmez. Aynı şekilde mirasçılardan biri aciz hâlindeyse, diğerleri sulh hâkiminden derhâl koruyucu önlem alınmasını isteyebilir.