TMK 681. Madde
(1) Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar.
(2) Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer.
TMK 681. Madde Gerekçesi
Yürürlükteki Kanunun 616 ncı maddesini karşılamaktadır. Madde İsviçre Medenî Kanununun 639 uncu maddesine uygun olarak iki fıkra hâ line getirilmiştir. Kenar başlığıyla birlikte arılaştırılmak suretiyle yeniden kaleme alınmıştır. Hüküm değişikliği yoktur.
Açıklama
681. madde, paylaşma sözleşmesi ve miras payı üzerindeki sözleşmeler içinde mirasçıların üçüncü kişilere karşı sorumluluğu konusunu ele alarak paylaşmanın sözleşmeyle yapılmasında şekil koşulları ve üçüncü kişilerin korunması amacına dönük bir kural ortaya koymaktadır. Maddenin açılış cümlesi — “Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün malvarlıkl…” — düzenlemenin esas iskeletini ortaya koymakta; ardından gelen 1 fıkra konunun usul, sonuç ve istisna boyutlarını tamamlamaktadır. Hüküm, 743 sayılı önceki Medenî Kanun’un 616. maddesinden alınarak günümüz diline uyarlanmış; böylece paylaşmanın sözleşmeyle yapılmasında şekil koşulları ve üçüncü kişilerin korunması bakımından Türk hukukunda yerleşik bir çerçeve sunulmuştur.
Madde 2 fıkradan oluşmakta ve her fıkra hükmün farklı bir yönünü düzenlemektedir. Birinci fıkra “Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra…” kuralını içermekte; İkinci fıkra “Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle teselsül sona erer.” kuralını içermektetir. Fıkraların birlikte okunması, paylaşma sözleşmesi, miras payının temliki, resmî şekil, açılmamış miras üzerinde sözleşme bakımından kuralın bütününü kavramayı sağlar; tek fıkra üzerinden değerlendirme yapmak yanlış sonuca götürür.
Madde, TMK 676-682, TBK genel hükümleri, Noterlik Kanunu m.89 ile bir bütün halinde uygulanır. mirasçıların üçüncü kişilere karşı sorumluluğuna ilişkin bir uyuşmazlıkta hâkim yalnız 681. maddeyi değil, TMK 612 (mirastan feragat), 678 (miras payının temliki), 679 (açılmamış miras sözleşmesi) gibi komşu hükümleri de dikkate almak zorundadır. Bu bütünsel yorum, TMK m.1’deki kanunun sözü ve özüyle uygulanma ilkesinin 681. madde bakımından somutlaşmış halidir ve sistematik tutarlılığı güvenceye alır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu kararları, mirasçıların üçüncü kişilere karşı sorumluluğu konusundaki uyuşmazlıkları maddenin lafzı ile koruduğu menfaat arasındaki dengeyi gözeterek çözmüştür. Yerleşik içtihatta ispat yükü açıkça davacıya yüklenmiş; iddianın somut belgelerle veya tanıkla desteklenmesi aranmıştır. Hâkimin re’sen dikkate alacağı hususlar ile tarafların ileri sürmesi gereken hususlar net biçimde ayrılmakta; usul ekonomisi ilkesi (HMK m.30) de bu ayrımda rol oynamaktadır.
Uygulama açısından 681. madde, paylaşma sözleşmesi ve miras payı üzerindeki sözleşmeler alanındaki uyuşmazlıklarda sıkça dayanılan temel hükümlerdendir. Avukat, mirasçıların üçüncü kişilere karşı sorumluluğu kapsamındaki bir talebi ileri sürerken maddenin unsurlarının her birini somut olayda ayrı ayrı ispatlamalı; ilgili yardımcı mevzuat (TMK 676-682, TBK genel hükümleri) referanslarıyla iddiayı güçlendirmeli; varsa hak düşürücü süreleri ve zamanaşımını dikkatle izlemelidir. Dava dilekçesinde unsurların tek tek karşılanması, savunmada ise karşı delillerin zamanında sunulması, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağının sınırları içinde değerlendirilmelidir.
Son olarak belirtmek gerekir ki 681. madde, paylaşma sözleşmesi ve miras payı üzerindeki sözleşmeler içinde paylaşmanın sözleşmeyle yapılmasında şekil koşulları ve üçüncü kişilerin korunması amacına hizmet eden bir koruma hükmüdür. Maddenin koruduğu menfaat; kanunun bütünü içinde benzer amaçla konulmuş diğer hükümlerle (TMK m.2 dürüstlük, TMK m.4 hakkaniyet, TBK m.49 haksız fiil) birlikte değerlendirilmelidir. Uyuşmazlıkta tarafların karşılıklı iddialarını dayandırdıkları olguların ispat yükü, TMK m.6 uyarınca iddia eden tarafa düşer; ancak kanunun aksine bir karine getirdiği durumlarda bu yük tersine döner. Hak arayan tarafın, delilleri dava açılırken eksiksiz sunması; karşı tarafın ise süresi içinde savunmasını somutlaştırması, davanın sağlıklı sonuçlanmasının olmazsa olmaz koşuludur.
